Kaydet
a- | +A

Hakikaten nasıl yapılacak, çok merak ediyorum. Ortalıkta şehir efsaneleri dolaşıyor. Deniyor ki, bunlar (paralelciler) orduya sızdı. Sayı verenler var: Şu kadar albay bu kadar yarbay şu kadar da alt rütbeli..

Yine deniliyor ki, emniyet kadrolarının neredeyse üçte ikisi bu yapının tezgâhından geçmiş durumda.

Yine deniliyor ki yönetim kademesinin üçte biri ele geçirilmiş durumda.

Daha bunun yargı kademeleri var, millî eğitimi var, ekonomi bürokrasisi var..

Devlet, "deniliyor ki-dediler ki" ile iş yapamayacağına göre ayıklama işinin kriteri ne olacak?

Bu insanları oradan oraya tayin etmek bir çözüm mü, geçici bir çözüm mü?

Vakti saati gelince nasıl olacağını göreceksiniz, gibi bir cevap kamuoyunu rahatlatır mı?

İhbar ve itiraflarla mı hareket edilecek, Ergenekon'da olduğu gibi yine kapı önünde, gazete önünde bir bavul bulup açtığımız zaman imzalı belgeler mi bulacağız?

Tayin olmak için, terfi etmek için, iş bulmak için bu yapıya sığınmış insanlar da bu hesaba dahil mi?

Bunlar önemli. Daha önemlisi bu kadrolar düne kadar herkesin mesai arkadaşı idi. Birlikte güle oynaya çalışıldı. Bugün değişen şeyin ne olduğu o insanlara, mesai arkadaşlarına ve kamuoyuna nasıl anlatılacak?

Yargıya havale edeceğiz ne çıkarsa bahtımıza, diyerek kapatılabilecek bir konu değil.

Kamuoyuna mal olmuş somut olaylar var. Adam "bana kumpas kurdular" diyor. Kim dinleyecek bu insanları? Araştırma komisyonu mu kurulacak?

17 Aralık'tan bugüne kadar tarif edilen düşman, etiyle kemiğiyle elle tutulabilecek şekilde kamuoyunun önüne konulamazsa, o iddiaların, isnatların, ithamların altı doldurulamazsa, yine Ergenekon'da olduğu gibi yıllarca sürecek olan dava sürecine girilirse artık kimseye dert anlatamazsınız.

......

Twitter ve Youtube kapatmak bir yol değil. AYM'nin "twitter'a erişimi engellemek bir hak ihlalidir" kararından sonra biri güya analiz yapmış: Peki diyor; birisi çakma isimle twitter'da AYM üyelerine sövse, tehdit etse, hakaret etse ne olacak veya ne olurdu?

Erişimi engelleyince ne oluyor, sövmüyorlar mı?

Devlet odur ki, hangi mecrada hangi isimle kural ihlali yapılırsa yapılsın, ortada bir suç varsa 24 saat içinde onun ensesine yapışır.

Bedel ödetir.

Ödetebilmelidir. Bunu yapabilecek imkân yoksa o zaman imkânlarıyla orantılı bir yol çizer. Mesela kendine müttefik bulur. Menfaat birlikteliği yapar. Müttefikine sadakat gösterir.

Hep düşman sızlanmasıyla ömür tüketecek hâlimiz yok.

Muğlak-muallak düşman tarifi bir müddet sonra insanları bıktırır.

Ve bu kadar insan kendisini yarı yolda bırakılmış hisseder.

ÖNE ÇIKANLAR