Kaydet
a- | +A

Telefonların hava parası karşılığında devredildiğini hatırlayanlar hâlâ çoğunlukta mı? Özellikle işyerlerinin yoğun olduğu muhitlerde neredeyse bir ev alabilecek para karşılığında hat bulunabilirdi. Normal yolla telefon sahibi olmak için semtine göre 8 yıl, on yıl beklenirdi. Bu işin sektörü oluşmuştu. Aracıları, komisyoncuları, torpillileri, üç beş tane alıp satanları.. Bir de "bakan tercihi" vardı. Bu tercihin A''sı, B''si olurdu. Birincisi "her şart ve halde bağlansın" anlamına gelirdi. Dağ başı da olsa gidilip bağlanacak. İkincisinde şartlar müsaitse, hat varsa, öncelik verilecek gibi birşey. Mantığı neydi, belli ki elzem ihtiyaçlara öncelik verebilmek için iyi niyetle düşünülmüştü ama zamanla suiistimal edile edile, gidip başka yere dayanmıştı. Hadi dijital santraller yoktu.. Analog manolog, iki tane ilave santral kurup bu ihtiyacı karşılayalım, kim ne istiyorsa verelim demek çok mu zordu? İmkan mı yoktu, akıl mı edememiştik de telefon için birbirimizi yiyorduk? Ah, eski günler kısmıyla ilgilenmiyorum. Acaba, diyorum, tam 30 sene, 40 sene bir adam çıkıp da, "yahu bu bir problemse çözümü basit" diyerek niye ortaya çıkmamıştı. Çıkmıştı da biz mi duymamıştık, tıpkı bugün olduğu gibi o zaman da örtülü hassasiyetlerimiz mi vardı. Ne bileyim, telefon belli bir sayıyı geçerse.. ülke güvenliği tehlikeye düşer gibi.. İlericilerin, gericilerin, iç düşmanların haberleşmesi kolaylaşır, bizim işimiz zorlaşır gibi. Son ihtimali yabana atmıyorum. Bizim böyle hassasiyetlerimiz vardır.

Şunu soruyorum: Bugün geriye dönüp bakınca hassas davranmakla iyi yapmışız, diyebiliyor muyuz? Bugünkü hassasiyetlerimizi de tıpkı telefon gibi yarın yadırgayabilir, şaşırabiliriz. Mesela kılık kıyafete niye takılıp kaldığımızı, müfredat saplantımızı yarın yeni nesillere nasıl anlatırız? Telefon gibi teknolojiye, imkansızlığa da sığınamayız.

İçi-dışı Belki yakın bir gelecekte kavramların tarifi yeniden yapılacak.. Yeniden yazılacak. Bağımsızlığa, egemenlik hakkına yeni şartlar ilave edilecek. Irak egemen bir devletti, Kuzey Irak da onların iç işiydi. Kimse bizim iç işimize karışamaz, diyemediler. Dedilerse de kimse işitmedi. Artık bu işlerin içi dışı kalmadı. Ya farkedemiyoruz ya da -şimdilik- işimize gelmiyor.

"Şimdilik" derken kaç ay, kaç yıl daha soluklanabileceğimizi hesap ediyoruz?

ÖNE ÇIKANLAR