Kaydet
a- | +A

Reform kelimesini bizim kadar kullanmaya meraklı insanlar veya ülke var mı? Yargı reformu, kamu yönetimi reformu, bankacılık reformu, eğitim reformu, yerel yönetimler reformu. Reform muhabbeti en çok normal dönemlerde yapılmış ama köklü değişiklikler olağanüstü dönemlerde olmuş. 60 ihtilalinden sonra olmuş. 12 Eylül''den sonra olmuş. Biraz da 12 Mart''tan sonra

Yargıda reform diye, diye, diye geldiğimiz yere bakın. Ortada ne var?

Her gelen bir taslak hazırlamış, mutabakat aramış..Zaten mutabakat ararken soluğunuz kesiliyor. Herkesle mutabık olmak için hiçbirşey yapmamak lazım. Bizimkiler de mutabık kaldıkları konularda hiçbirşey yapmamışlar. Dönüp dolaşıp aynı yere gelmişler. Bu iş bundan 80 sene önce de aynı olmuş. Heyetlere vazife verilmiş, ceza kanunu hazırlayın, medeni kanun hazırlayın, idari düzenlemeler yapın vs. Heyetler biraz uğraşıp mutabık kalamayınca başkalarının kanunlarını tercüme edip yürürlüğe sokmuşlar. Olağanüstü dönemlerin en büyük avantajı mutabakat gibi bir dertlerinin olmaması. Dört kişi bir masanın çevresine oturduğu anda mutabakat hiyerarşik olarak sağlanmış oluyor. Mutabakat dört dakika, yürürlüğe sokulması üç dakika.. Yazılan metnin altı imzalandığı anda yürürlüğe giriyor. Orta halli şirketlerin bile AR-GE çalışmaları var. Ama bu ülkenin üniversitelerinin elinde ceza kanunuyla ilgili, medeni kanunla ilgili, idari düzenlemelerle ilgili alternatif bilimsel çalışmalar yoktur. Yargı reformu düşünüyoruz, kimin elinde eteğinde ne varsa getirsin dediğiniz zaman birşey gelmiyor. Eğitim şûralarından birşey çıkmıyor. Mahalli idarelere inisiyatif verilebilse..Her bölge kendi ihtiyaçlarına göre kendi düzenlemesini yapar, birinin yaptığı öbürüne örnek olur, kötü de olsa örnek olur, farklı uygulamalardan istifade edilir, örtülü rekabet olur, merkeze de fazla iş kalmaz. Fakat aynı korku burada da karşımıza çıkıyor. İpin ucunu elden kaçırma korkusu..

Cüceloğlu''nun gözlemi "Amerika''da 25 yıl kalmış bir insan olarak şöyle bir gözlem yapıyorum: Amerika''da hiç eğitim görmemiş bir insanla aynı odada kalmaktan korkarım. Beş dolar için gırtlağını kesebilir. Eğitim orada insanları farklı hale getiriyor. Eğitim düzeyi yükseldikçe, uygar, olgun, sorumluluk sahibi, verdiği sözü tutan, kişisel bütünlüğü olan bir insan olma yolunda ilerliyorlar. İstisnalar olabilir ama genellikle böyle. Türkiye''ye gelip baktığımda iki faktör görüyorum. Şehirleşme ve eğitim. Türkiye''de şehirleşmiş ve eğitim görmüş insanlardan korkuyorum. Kesinlikle insafsızlar. Kendilerinden ve yakınlarının çıkarından başka birşey düşünmüyorlar. Ama şehirleşmemiş, okumamış, saf köylü olarak kalmışsa onda değerler bilinci yüksek oluyor. Sanki eğitilmiş Amerikalı.."

Doğan Cüceloğlu

ÖNE ÇIKANLAR