Var mı bu soruya cevap verebilecek bir babayiğit? Herkes boynunu bükmüş bekliyor.
Ülkeyi sahiplenenlerden ses çıkmıyor.
Yuvarlak beyanlar, beylik laflar, suçu birilerine atmalar, ardı arkası kesilmeyen toplantılar.
Sonu nereye varacak?
....
Oysa ne dirayetli adamlarımız vardı.
Vurduğu yerden ses getirirlerdi.
İhtar ederlerdi.
İkaz ederlerdi.
Merak etmeyin emin ellerdesiniz derlerdi.
Ama hiç ekonomi konuşmazlardı.
Tek korkumuz bölünmekti, parçalanmaktı, irticaydı, ilericilikti, gericilikti..
Bu tehlikeleri konuşamaz hale geldik.
.....
Bağırsaklarımızın temizlendiğini söyleyenler vardı.
Yolsuzluk yapanlar.. Onlara göz açtırmayacağını söyleyenler.. Kelepçe takıp kameralara teşhir edenler.. Türkiye''nin hatta Ortadoğu ve Balkanlar''ın en namuslu adamları.. Nerede onlar?
Buradayız, diyorlarsa ne iş yapıyorlar.
Yaptıkları kimin işine geliyor. Kimin yarasına merhem oluyor?
İnşallah bu konuları birkaç ay sonra konuşmaya başlayacağız.
Bugün şu kadarı netleşmiş oldu ki, bu adamlar belirleyici değil.
Onlar da bizim gibi akıntıya kürek çekiyor.
En iyi niyetlileri bile başımıza konan sineği kovalamak için yarım tonluk kayayı kafamıza oturtuyorlar.
Tasarruf olsun diye Mercedes''ten inip inip (Reno)''ya binenler... Reno''dan inip merkebe binseler bize ne faydası var.
Ziraat Bankası''nın 20 milyar dolarlık zararına, Telekom''a, THY''ye, şişirilmiş istihdama çare olabiliyorlar mı?
Nerede bir kamu kurumu varsa zarardır, ziyandır, israftır, bataktır, suiistimal yuvasıdır diyebiliyorlar mı?
Ben karamsar değilim. Bunlar ne yaparsa yapsın.. Ne derse desin.. Türkiye yakın tarihinin en büyük sıçramasını yapacak.
Bütün mesele sene sonuna kadar kuyruğu dik tutabilmek.

