Yüce divan işinin de cılkını çıkardık ya, helal olsun bize. Bu işin ne kadar mantıklı olduğunu şöyle hesap edebilirsiniz: Farzedin ki başta tek parti iktidarı var. Tek parti iktidarı ne demek? En azından parlamentonun yarıdan bir fazla milletvekiline sahip olmak demek. Başta böyle bir iktidar olunca ne olur? Hiçbir bakan hakkında yüce divan kararı çıkmaz. Soruşturma komisyonu kurulmasına gerek kalmaz. Usulen kursanız dahi o komisyondan yüce divan kararı çıkmaz. Bu demek midir ki, tek parti hükümetlerinde asla yolsuzluk ve suiistimal olmaz.. Değildir. Değilse niye tek parti hükümetlerinde bu tarz bir suçlama olmaz? Çok partili meclislerde milletvekilleri elini vicdanına koyup karar veriyor da tek parti iktidarlarında elini vicdanına koyamıyor mu? Veya komisyonlar Çiller için yüce divan kararı verince adil oluyor da Yılmaz için verince niye siyasi oluyor. Yahut: Komisyon kararıyla insanlar aklanamaz deniyor. Peki insanları aklayamayan komisyon nasıl suçlayabiliyor? Ortada suç var mı, yok mu bilmiyoruz.
Bildiğimiz birşey var: Bu tarz işlerde komisyon üyeleri elini vicdanına koyamaz. Parti kararı neyse ona uyar. Mecliste çoğunluk kimden yanaysa karar o taraftan çıkar. Bu göstermelik işlerle kamuoyunun gündemini meşgul etmek ayıptır. Kimse komisyonlardan adalet beklemiyor. Evcilik oyununu bırakmalarını istiyor. Yarın parlamentonun dengeleri değişirse dürüst gibi görünen bakanları, parti mensuplarını yüce divana sevketmek çok zor bir iş değil. Eli vicdana koymak demek fırsatını bulunca oymak demektir. Yarın da başkaları elini vicdanına kor. Malum bizim bütün kurumlar ve mensupları ellerini vicdanlarına koyarak karar veriyor.

