Kaydet
a- | +A

Çarşıda pazarda size mikrofon uzatıp sorsalar, deseler ki medya üzerinde baskı var mı?

  Kulaklarınız ekran tartışmalarından aşina olduğu için;

"Eveeeet baskı var" dersiniz.

Sonra yine sorsalar;

"Medya bağımsız olmalı mı?"

"Olmalı" dersiniz.

Sonra yine sorsalar deseler ki;

"İrfanı hür, vicdanı hür, okuyan, yazan, araştıran, para kazanan, reşit vatandaşım! Bağımsız medya ne demek?"

Buyurun, burada iki dakika ara verip alt alta iki cümle sıralayın bakalım..

(Bilmiyorum, bağımsız derken tarafsız demek istiyor olabilirler mi? Menfaatin olduğu yerde tarafsızlık olur mu? Kaldı ki bunlar savaşıyor.. Cephedeler.. Cephede tarafsız olunur mu?)

Bağımsız medya olmaz abiler.. Ablalar... Zaten Türk insanının bağımsız medya talebi de yoktur. Medyanın bağımlı olmasının bir sakıncası da yoktur. Yeter ki çeşitlilik olsun, menfaatler çakışsın... Bu çakışma vatandaşın soluklanma alanı olur.

...

Geçen gün eski sağlık bakanlarından Özal'ın kurmay heyetinden Bülent Akarcalı, medya bağımsızlığı üzerine şöyle bir örnek verdi. Dedi ki;

"Türkiye'nin en büyük medya grubunun kızı yine Türkiye'nin büyük holdinglerinden birinin oğlu ile evli.

İki holding dünür yani. Şimdi o medyada yazı yazan birisi dünür holdingin enerjide nerede ise tekel olduğunu söyleyebilir mi?"

Söyleyemez.

Dünür holdingin ürünleriyle ilgili olumsuz yorum yapabilir mi, yapamaz.

Dünür holdingin bir yolsuzluğu olsa haber yapabilir mi yapamaz.

Peki "yapamaz, yazamaz, söyleyemez"in açıklaması ne? O bildik baskılardan yok. Alo Fatih de yok. Diktatörlük baskısı da yok. Bu çaresizliğin adı ne?

Başbakanın araması acemice olsa da medyaya müdahalenin en masumu. Yeni sızan kayıtlara bakılırsa paraleller merkez medyaya talimatı yemekli toplantılarda vermiş.

....

Hepsinin iş bağlantıları, takıntıları, menfaatini korumak zorunda oldukları gruplar, iş icabı destekledikleri partiler, köprüyü geçinceye kadar idare ettikleri başkanlar, tehdit ettikleri isimler var.

...

Medya düne göre daha bağımsız. Çeşitlendiği için bağımsız. Mesela artık dünür gazetesi tek tabanca değil. Eskiden olduğu gibi "biz ne dersek o" diyemiyorlar. Bunun nesi kötü? Kötü olan müptezel yayın anlayışı.. Yayın yapmıyorlar savaşıyorlar. Ya da lağım akıtıyorlar.

Buna tavır koyması gereken okuyucu/seyirci (yoksa tüketici mi demeliyim) çok da dert ediyormuş gibi görünmüyor. Bu şikâyetçi olmadığı anlamına da gelir. Veya ekseriyetin dertlerini sıraya koyduğunuz zaman bu derdi ilk 100'e girmiyor.

Bir noktada alan razı satan razı gibi oluyor. Şikâyet de usulden.

....

Bu da geçecek. Bir gün bu ülke bizim olduğu zaman, savaş bittiği zaman medya da bizim olacak.

Ve medyanın  haysiyeti olacak. İtibarı olacak.

Savaş hâli devam ediyor. Hele şu harp bitsin bakalım.


ÖNE ÇIKANLAR