Yaz geliyor. Böyledir bu ülkede. Yaz geldi mi memleket meseleleri ikinci üçüncü plana düşer.
TV haberlerine bile göz ucuyla bakılır.
Gazeteler rahat okunmaz..Çok kimse birbirine, "Epey zamandır takip etmiyorum, bugünlerde önemli bir şey var mı?" der.
Hep niyet ediyorum da soramıyorum: Senin için önemli şey ne, diye sormak lazım..
...
Eskiden yaza girerken emekli politikacıların içi kıpır kıpır olur, merkez sağı-merkez solu yeniden yapılandırmak için çalışmaya başlar, haziran sonunda yorulurlardı. Bakalım bu sene o işe soyunan çıkacak mı?
Geçmişe bakınca 950'den bugüne merkez sağ ne zaman yapılanmış da yapılandıktan sonra dirilmiş, oy almış, iktidara gelmiş..Hiç örneği yok. Yani bize hiç iş düşmemiş. Ne olmuşsa bizim dışımızda olmuş.
Parti yöneticilerine bile iş düşmemiş.
Ömrünü yapılandırmaya harcayanlar, iki ağaç arasına hamağına gerip mışıl mışıl uyusalar da bu yapılandırma işleri vakti saati gelince oluyor. Nasıl oluyor ben de anlamıyorum.
Nihat Erim'im günlüklerini bulup okumak lazım. Bugünleri daha kolay anlarsınız.
Böyle günlüklerin en güzel taraflarından biri de hep uzaktan gördüğümüz, görüş alanımızda hep dik duran insanların da sıradan insanlara benzeyen yönlerinin çokluğu oluyor.
Daha enteresanı, devlet erkanının ev sohbetlerinin, arkadaş toplantılarının konusu hiç vatan millet olmamış.
Sıradan bir şirket çalışanlarından üçünün beşinin bir araya geldiği zaman konuştukları konulara çok benziyor.
Tek fark şu ki, şirketin bir sahibi var.. Kavgalar hep sahipliğin altındaki kademeler içindir. Yani mülkün sahibi belli..
İleri gelenlerin sohbetinde sahiplik kısmı da muğlak.
O onu kaydırmış, o filanın ayağına basmış, o feşmekan için çalışmış..Sanki yapı kooperatifi yönetimi..İnsanlar ev sahibi olmak için bir araya geliyor, kooperatif kuruyorlar. Bir başkan seçiyorlar..Prosedüre uygun olarak alt kadroyu kuruyorlar..üyeler habire aidat ödeyip hayal kuruyor. İşi yürütenlerin hesabı başka.
Kim buranın sahibi denilince, işte bu üyeler deniliyor.. "İşte bu üyeler" dedikleri insanların aidat ödemekten başka yapabildikleri bir şey yok.
Sahibi belli inşaat şirketlerinde aynı kavga olmaz.
Kooperatiflerdeki gibi göstermelik oylamalar, göstermelik kararlar da olmaz.
Patron yaptırır inşaatı dilediğine dilediği bedelle satar. Genelde alan da satan da razı olur.
Ben hep ülkelerin bir sahibi olduğunu düşünürüm.
Bizdeki yapının tam karşılığını da bulamıyorum.
Sanki sahibi belli olan bir mülk yerine, vakfedilmiş bir mülkün mütevelli heyetine benzer bir yapı var.

