AYM yetkisini aştı.
çocukken derlerdi ki, vücuda bakteri girdiği zaman vücut o bakterilerle
savaşırken ateşi yükselir. Ateşin yükselmesi bir belirtidir, orada
mücadele olduğu anlamına gelir.
gidersek kanunla (kural koyarak) ateş düşürülemez. Ateşin yükselmesine
sebep olan şeyin ortadan kaldırılması ya da bu savaşta cephenin tahkim
edilmesi (vücudun bakterilerle savaşına destek olmak) lazım.
Çıkarmasaydık ne olurdu. Yani, iyi ki çıkarmışız, bakınız o kanun
sayesinde şu tehlikeleri -veya mağduriyetleri- önledik diyebiliyor
muyuz?
MİT'e operasyon yetkisi verilmesinin düşünülmesi bu kategoriye girmez.
Zaman içinde bir ihtiyaç olduğu anlaşılmıştır. Enine boyuna iyice
düşünülerek hazırlanması lazım. Kanunun bize göresi olmaz. Biz hep
buradayız bize bağlı olsun kanunu olmaz. Sağlamasını ters çevirerek
yapmak lazım.
muhalefetin de günün birinde iktidar olacağını varsayarak onların
iktidar olması halinde iyi bir düzenleme denilebiliyorsa sağlıklıdır.
operasyon yetkisi dün de ihtiyaçtı. Ama yazılı hukukta yoktu. O
zamanlar bu işler ordu üzerinden yürütüldüğü için hesap sormak-vermek
âdetten değildi. Bugün bu yetkinin kayda geçirilme ihtiyacı bu anlamda,
hesap sorma-verme kapısının aralanması anlamında bir aşamadır.)
dinlemeyi 40 kapıya bağladık. Nasıl yani? Artık dinleme izni üç imza
ile olacak. Bir mahkeme heyeti düşünün adamı iki imza ile müebbet hapse
mahkûm edebiliyor ama iki imza ile telefonunu dinleme kararı veremiyor.
Size sağlıklı bir düzenleme gibi geliyor mu?
seferberlik hâli. Ne zaman yerleşik düzene geçeceğiz. Yerleşik düzene
geçmeden neden habire yol, köprü, üst geçit alt geçit yapıyor...
Yüzbinleri üniversitede okutmakla övünüyoruz.
soruyorum: Adamın evinde bir arkadaşına ben bir iş uydurdum gidip
belediyeyi dolandıracağım veya 50.000 lira rüşvet aldım demesi suç
olmuyor da telefonda söyleyince niye olsun?

