İkinci Dünya Harbi yıllarını anlatan hatıralara bakınca orada iki şey göze çarpıyor.
İstanbul ya da taşradaki halk akşamları bulabilirse bir radyonun başında toplanıp cephe haberlerinden sonra (ki çoğu süzülmüş, seçilmiş, ayarlanmış haberdir) gece yarılarına kadar akıl yürütüyor.. Hitler şuraya da ilerlerse ne olur, İngiltere niye çaresiz.. Kimi tutmak lazım.. Mahalle aralarında bayağı gruplar oluşmuş.. Hitler'i tutanlar, onun yanında harbe girmemiz gerektiğine inananlar.. Demek ki bu bir ihtiyaç.. İnsan fıtratı gereği bu işleri takip eder, bir tarafa inanır, inandığı taraf kazanırsa sevinir, kaybederse üzülür diyebilir miyiz?
Bugünlerde Mısır'la yatıp kalkıyoruz. Mısır'la Mısırlılardan daha çok ilgilenir hale geldik. Yat kalk Mısır'ın sebebi ne? Dikkatin dışarıya verilmiş olması mı hoşumuza gidiyor.. Dayatılıyor desem çok zorlama ile olacak iş değil.. 80'de TRT sabah akşam Nikaragua'daki Sandinista Gerillalarını haber yapardı hiçbir Allahın kulu da akşam kahvede "yahu beyler ne olacak bu Sandinista gerillalarının durumu" diye sormazdı. Belki bugünkü gibi canlı yayın imkanı olsaydı sorardı.. Belki 24 saat canlı yayın da olsa dert etmezdi.. Ama Mısır'ı dert ediyor. Mursi serbest bırakılır mı diyor, darbeciler pes eder mi diyor.. Mısır niye bizi bu kadar sardı. Sarmadığı halde sarmış gibi görünüyorsa.. İnsanlar çok dert etmediği halde dert etmişler gibi gösteriliyorsa.. Bu da kamuoyunu yönlendirme iddiasında olanlar için bir marifettir.
Gezi Parkı yordu insanları dışarıya bakarak azıcık zihinlerini dinlendirirler. Açlık tokluk haberlerinden iyidir. Bir dilim ekmeğe muhtaç kardeş haberleri fazla karamsardı. Burada hiç olmazsa karnını doyurmuş demokrasi için meydanda direnen insanlar var.. İş güç de var mı yok mu belli değil. Tek tek hepsine ya da öncülük eden gruplara erişme imkânı olsa işe alınacakları, subay yapılacakları, devlet memuru yapılacakları söylense.. önden biraz da nakit verilse çoğu yüzde 90'ı Adviyye Meydanını bırakıp Tahrir'e doğru koşar.
Tahrir'dekilere imkân tanınsa öbür tarafa koşar.
Yüzsüz bir iş adamı Mısır'da hükümeti devirmek için meydanlara toplananlara para verdim, verdiğim için utanıyorum demişti ya.. Aslında çapraz kurgular adamı haklı çıkarıyor. Adamın kaybı ya da kazancı demokrasiden diktatörlükten yana olmak değil, altı ay sonrasını öngörmek veya görememek..
Her şeye rağmen demokrasi diyebilecek halde miyiz.. Mesela Türk kamuoyu bir darbeci olduğu halde Ziyaül Hak'ı sevmişti. Enver Sedat'ı sevmişti.
Diktatör ya da demokrat demek yeterli değil. Uganda Devlet Başkanı İdi Amin düzgün biri olduğu halde Türk ve Müslüman kamuoyuna insan eti yiyen diktatör gibi tanıttılar. Siz hangi tarafa asılırsanız öbür tarafı boşa çıkarma imkânı var adamların.. Ucu boşaltılacak olan halata hep beraber asılırsanız topyekûn mabadınızın üzerine düşersiniz. Eyyamcılık yapmaya ne gerek var.

