Başbakan kibarlık etmiş faiz lobisi demiş.
Merkez bankası para kurulunun etrafında dolanıp kulis yapanlar asıl faiz lobisidir. Mevcut kanunlara ve piyasa nizamına göre bu suç değildir. Bu durumda faiz lobisi üzerinde fazladan tartışmak asıl lobiyi maskelemekten başka bir işe yaramıyor.
Asıl lobi tefe lobisidir.
Bildiğimiz o tefecileri çağrıştırsa da devlet seviyesinde yapılanı biraz daha karmaşıktır.
Asıl işleri, devleti uluslarararası sermaye ve para piyasalarının arz talep dengesinin oluşturduğu fiyatlardan koparıp, gereksiz harcama kalemlerine sokup, bunları çılgın faizlerle fonlamaktan ibarettir.
Sonuçta sistem ters çalışır hale geliyor ve devlet eliyle millet bu lobi hesabına düzenli şekilde sağılmaya başlıyor.
Nasıl oluyor?
Önce devletteki siyasi ve bürokratik bağlantıları harekete geçiyor.
Devlet gelirinden büyük ama tamamen gereksiz harcama kalemlerine sokuluyor.
Meclisten erken emeklilik ya da hesabı başından bozuk bir reform kanunu geçirdiniz mi sosyal güvenlik sisteminde devletin yıllar boyunca fonlaması gereken okkalı bir gedik elde ettiniz demektir.
Mümkünse savaş çıkartılır. Bu işler de çok kârlıdır. Hem gelir yapısı bozulacak üstelik savunma kalemleri görülmedik nispette artacaktır. Savaş uzadıkça maliyetin geometrik şekilde artması bir yana geride bıraktığı sosyal ve ekonomik tahribatın izini silmek de devletler için yine oldukça maliyetli işlerdir.
Şartları oluştuğunda iç kargaşa çıkarılıp devlet otoritesini de şiddetle sarsarlar. Kârları görülmedik nispette artar. Devlet artık risklidir, borçlanma maliyetleri yükselirken düşen vergi gelirleri yüzünden daha fazla paraya ihtiyaç duyacaktır.
Bu aşamalarda borcun geri ödenmesi de gündemde olduğundan her defasında daha yüksek faizle borçlanıp borcunu ödemek durumunda kalan devlet karşılıksız para basmaya başlar.
Halk ise enflayon baskısı altında fakirleşmeye başlar. Tüketimi de pahalılaşmaya başlamıştır.
İş kıvama gelmiştir.
Tefe lobisi, faiz sarmalında esir ettiği devletin gözünün içine baka baka piyasaları bozar ve bankaları satın alıp içini boşaltır. İşini bitirince posasını toplu şekilde bir ekonomi kriziyle devletin kucağına bırakır. Mevduat devlet güvencesinde olduğuna göre millet senelerce o borcu öder durur. Bunu yapmak için de IMF'nin kucağına oturur. İçeriye de dışarıya karşı itibarı sıfırlanır.
Bir gün gelir borç biter.
O gün Taksim karışır
Hikaye yeniden başlar.

