Kaydet
a- | +A

İşitir mi yoksa? Yeni bir dil keşfettik. Her taraftan ve herkesten şikâyetçiyiz. Ama şikâyet kapısı belli değil.

Misal "Böyle savcı olur mu?" diyoruz.

Bana göre de olmaz. Adam devletin ortağı gibi, muhalefet lideri gibi, hasım gibi, kan davalısı gibi davranıyor. Tamam olmaz. Peki biz böyle savcı olur mu sorusunu kime soruyor, cevabı kimden bekliyoruz?

Daha doğrusu ne bekliyoruz?

Böyle hakim olur mu?

Olmaz.

Adam twitter'dan adalet dağıtıyor. Safı ve tarafı belli. Oraya yolu düşeceklerin tedirgin olacağı belli. Kimden medet umuyoruz.

HSYK desek aynı soruyu onlar için de sordular: Böyle HSYK olur mu?

Bilmiyorum olur veya olmaz. Hadi diyelim olmaz. Gereği ne ve kim yapacak?

Mesela HSYK üyeleri hep bir ağızdan "Böyle Meclis olur mu?" dedikleri zaman ne yapmak gerekiyor?

Ya evet olur diyeceğiz. Ya da sen işine bak, Meclisin nasıl gelip nasıl gideceği belli. Bu çok yüce millet kararını verir, işine bak diyeceğiz.

Veya gülüp geçeceğiz.

Şimdi bu hesapla bir milletvekili de çıkıp böyle konsolos olur mu, deyince ne yapılacak. Ki dedi.

Bir başkası çıkıp böyle general mi olur deyince ne yapılacak?

Zamanında denildi.

Olur mu sorusunu kimin kime sorma hakkı var?

Bu işin sonu ne zaman gelir?

Böyle üniversite olur mu?

Böyle zabıta olur mu?

Böyle başkan olur mu?

Böyle danışman olur mu?

Böyle banka olur mu?

Böyle otel olur mu? Demiyoruz. Hemen gereğini yapıyor veya yapabiliyoruz.

......

Peki böyle devlet olur mu?

Bu soruyu kim sorabilir muhatabı kimdir? Kimlerdir. Hep bir ağızdan mı cevap verecekler sırayla mı verecekler?

Şikâyet dili hoş değil. Usul belli. Birinin bir suçu, ihmali, kusuru varsa gereği yapılır ve ilan edilir. "Eee tuz kokmuşa ne yapacağız" demek kimseyi mazur göstermez.

Efsane devlet edebiyatımıza ne oldu. Hani ulusal güvenlik deyince seferber olabilecek mekanizmalarımız vardı. Hani anında karar verilip müdahale edilebiliyordu. Hani gerekirse çürük domatesler patatesler iki saat içinde toplanabiliyordu. Niye o dirayetli fotoğrafı zedeliyoruz.

Yoksa eski görüntüler yalan mıydı?

Bu fotoğrafta eksik bir şeyler var.

Bu yolla ve usulle seçmende farkındalık ve hassasiyet oluşturulmak isteniyorsa bilemem. Kampanya işlerinden anlamam.

Eğer öyleyse seçimden sonra üslup değişecek demektir. Herkesi psikolojik rahatlatacak şikâyet dilini ikinci hatta üçüncü plana atacak bir üsluba geçmek lazım.

Nasıl bir devlet düzeni veya nasıl bir Türkiye tahayyül ettiğimiz tam anlaşılmıyor. O olur mu bu olur mu derken dikensiz gül bahçesi ararken bütün kurumları yerli yerine oturtmayı arzularken "yerli yerine"ye referans olabilecek yer var mı?

Oraya bakıp huzur bulalım.

ÖNE ÇIKANLAR