Yerel idareler çok uzun yıllar ağırlıklı olarak tek partinin denetiminde olduğu için üç aşağı beş yukarı frençayzing sistemine benzedi.
Başkanların kabiliyetine, kapasitesine ihtiyaç yoktur. Hiçbir şey yapmadan otursalar yetiyor. Adı yerel ama standartların tamamı merkezden belirleniyor. Önemli olan yer.. Bu yer iş yapar abi..
Belediyeler vatandaş nazarında devlet deyince akla gelen kurumların tamamına baskın. Daha görünür, daha duyulur, daha çok sesi çıkıyor, daha çok konuşuluyor.
Hep gündemdeler.
Onlara sorarsanız geceli gündüzlü çalıştığımız için, derler.
Kâğıt üzerindeki hiyerarşi fiilen altüst olmuş. Kâğıttaki sıralama sadece törenlerde geçerli. Fiilen büyükşehirlerdeki başkanlar kamu hizmeti veren bütün kurumların üstünde ve ön planda.
Artık her biri birer minyatür devlet. Sadece vergi salamıyor, kanun çıkaramıyorlar.
Partililer belediye başkanı olmak için can atıyor. Adı hizmete talip olmak. İkinci, üçüncü, beşinci defa adaysa (doğrusu aday adayı.. Hiçbirinin doğrudan aday olma imkânı yok) gerekçe yarım kalan hizmetlerin tamamlanması.. 25 yılda bitmeyen işler 30. yılda bitecek. Ancak bu hızla (burada hızı iyi anlamda kullanıyorum) 30. yılda da bitmez. Çare kıdemlilerin çocuklarına devretmek.
Mesela 30 yıl başkanlık yapan birisinin oğlu doğal adaydır, denilebilir.
Ben 99 depremine kadar Kızılay Başkanı Kemal Beyi Kızılay'ın sahibi zannediyordum. Seçimle geldiklerini çok sonra öğrendim.
O zamanlar istikrar makbuldü, bir koltukta 30 yıl oturabilmek her babayiğidin harcı değildi. Babayiğitler çoğaldı.
....
Neyse.. Belediye binalarının, hizmet binalarının, ek hizmet binalarının ucu bucağı yoktur.
Personelinin ucu bucağı yoktur.
Dün belediyelerin bilinen işleri dışında başka bir fonksiyonu vardı. Ceberut devlet dönemlerinde, katı mevzuata boğulan vatandaş belediye alanlarında soluklanırdı. Sonraki yıllarda alternatif yapıya dönüştü.
Bu hızla giderse devletin/ülkenin belediyeleri değil belediyelerin devleti olacak.
Bir talebim bir itirazım var. Ya illerdeki kamu kurumlarının tamamını belediyeler üzerinden merkeze bağlayın ya da sadece valiler seçilsin, geri kalan bütün kadroları atasın. Dağı taşı kadrolara boğmaya gerek yok. Hizmetler (çöp işinde olduğu gibi) taşerona yaptırılır, denetlenir.
Talebim ise hizmet için gerekçesinin kaldırılması..
Çocuktum ufacıktım Kuleli Askeri Lisesi'nin giriş mülakatında jüri, niye bu okulu seçtin, diye sormuştu:
-Vatana hizmet için, diye bağırmıştım.
Aklıma geldikçe utanırım. Şimdiki aklım olsa kıyafeti hoşuma gitti, emir verenlere özendim, silahım olacak, ayrıcalığım olacak vs. derdim.
15 yaşındaki çocuğun "vatanım için" demesi masum ama yaşını başını almış adamların hizmet için sıraya giriyoruz demeleri o kadar masum değil.
Bu ne biçim hizmet aşkı? 30 yılda azalmıyor, yıpranmıyor.

