Kaydet
a- | +A

Geçen

hafta hizmet pasaportu almak için Vatan Emniyet'e (İEM) gittim.. İçeri

girmek için sıraya giren 100 kişiye baktığınız zaman şunu görüyorsunuz:

75 kişi Yabancılar Şubesi'ne gelmiş.
15 kişi pasaport için gelmiş.
10

kişi de diğer işler için.. Emniyet binasının kapısında yardım çadırının

önü gibi kuyruk oluşması çok makbul bir şey değil. Orası mağaza değil

ki, "oh oh hamdolsun, bugün de gelenimiz eksik olmadı" diyelim.

Yabancılar Şubesi'nin merkez binada işi ne? Açarsın Sultanahmet'e,

Taksim'e iki irtibat bürosu.. Online bilgisayar her yerde var.. İşi olan

girsin orada sıraya.

Pasaport için sıraya girenler zaten bundan sonra nüfus dairelerine gidecek.
Gazeteciye

hizmet pasaportu uygulaması yeni. Fakat çetrefil bir uygulama. Bir yazı

ile BYGM'e müracaat edeceksin, onlar verilen görevi uygun görecek,

uygun yazısı ile Emniyet'e gideceksin, diğer pasaportunu emanete

bırakacaksın, hizmet pasaportunu alacaksın. İşin bitince hizmet

pasaportunu bırakıp diğerini alacaksın. Yazılı düzenleme böyle

uygulamada "götür onu, al bunu" yok.. İki senede bir yenileyeceksin.

Neden

iki sene? Efendim o arada görevi biterse.. İşten ayrılırsa.. Ver on

sene, görevi biterse iptal edip yazı ile bildir. Bildirdiğin halde

dikkate almasa kapıda kalır, çıkamaz. Kaldı ki işten ayrıldığı halde o

pasaportla çıkıp giderse tüyü bitmemiş yetimin hakkı mı yenmiş oluyor!

Bu ülke daha düne kadar askerlik yapmayana pasaport vermiyordu. Şimdi veriyor neyi eksildi?
Bu ülke en fazla 5 yıllık pasaport veriyordu. Şimdi on yıl yaptı neyi eksildi.. Şanında şerefinde bir azalma oldu mu?
Bu

ülke daha düne kadar şirket aracı kullananların o bildiğiniz OGS

cihazından alabilmesi için yönetim kurulu kararı istiyordu. "Derdiniz

ne?" diye sordum, "ya suistimal edilirse" dediler.. "Bırakın bakkalda,

markette satılsın. Dileyen herkes alsın" dedim.. Yüzüme garip garip

baktılar. Akıl almaz bir iş gibi göründü. Alıp da ödemezse ne

yaparlarmış. Cihaz almadan geçene ne yapıyorsanız onu.

İki

yıllık pasaport işini çok küçük bir grubun derdi gibi görmeyin. Burada

devlet aklı sıkışık.. Esnek ve pratik düşünemiyorlar. Hayatları imza,

mühür, iki imza daha, bir mühür daha, bir onay daha ile geçmiş.

Suistimal edilemeyecek bir konu. Parmak izi var, chip'i var, bir tuşla

iptal edersin. Beyanını al ver gitsin, işi bitince iptal et, işi bittiği

halde bildirmeyene müeyyide yaz.

Devletin uçsuz bucaksız

kadroları ve binaları var. 50 tane de ARGE binası açın. Adamların tek

görevi olsun. Hizmet birimlerinde işleri nasıl azaltırız, yükü nasıl

hafifletiriz, mevzuatı nasıl sadeleştiririz, bu sadeliğin aksi ihtimal

hesabı nasıl yapılır. Yani çok sade hale getirirsek ne gibi suistimaller

olabilir, tedbiri ne olur.

Hastanelere yılda 422 milyon

müracaatın olduğu 77 milyon nüfuslu bir ülkeden söz ediyoruz. Bir insan

yılda 6 defa hastaneye gider mi? Bu ortalaması.. Hiç gitmeyen var, yılda

30 defa gideni var. SGK uzmanları dışında kafa yoran bir kurum var mı?

İnsanlar sanki sistemden intikam alıyor veya huzur aramak için

gidiyor veya onları oraya sevk eden bir mekanizma var. Fatura 50 milyar.

O parayı o adamlara dağıtsanız hastanenin yakınından geçmez.

Dışarıdan

seyyar sivil bir aklın; pasaport gibi, hastane gibi, vergi dairesi

gibi, belediye hizmetleri gibi işlere kafa yorup çözüm üretmesi lazım.

Biraz da bu işlerin ARGE'sine para harcayın.

ÖNE ÇIKANLAR