Geçen
hafta hizmet pasaportu almak için Vatan Emniyet'e (İEM) gittim.. İçeri
girmek için sıraya giren 100 kişiye baktığınız zaman şunu görüyorsunuz:
kişi de diğer işler için.. Emniyet binasının kapısında yardım çadırının
önü gibi kuyruk oluşması çok makbul bir şey değil. Orası mağaza değil
ki, "oh oh hamdolsun, bugün de gelenimiz eksik olmadı" diyelim.
Yabancılar Şubesi'nin merkez binada işi ne? Açarsın Sultanahmet'e,
Taksim'e iki irtibat bürosu.. Online bilgisayar her yerde var.. İşi olan
girsin orada sıraya.
hizmet pasaportu uygulaması yeni. Fakat çetrefil bir uygulama. Bir yazı
ile BYGM'e müracaat edeceksin, onlar verilen görevi uygun görecek,
uygun yazısı ile Emniyet'e gideceksin, diğer pasaportunu emanete
bırakacaksın, hizmet pasaportunu alacaksın. İşin bitince hizmet
pasaportunu bırakıp diğerini alacaksın. Yazılı düzenleme böyle
uygulamada "götür onu, al bunu" yok.. İki senede bir yenileyeceksin.
iki sene? Efendim o arada görevi biterse.. İşten ayrılırsa.. Ver on
sene, görevi biterse iptal edip yazı ile bildir. Bildirdiğin halde
dikkate almasa kapıda kalır, çıkamaz. Kaldı ki işten ayrıldığı halde o
pasaportla çıkıp giderse tüyü bitmemiş yetimin hakkı mı yenmiş oluyor!
ülke daha düne kadar şirket aracı kullananların o bildiğiniz OGS
cihazından alabilmesi için yönetim kurulu kararı istiyordu. "Derdiniz
ne?" diye sordum, "ya suistimal edilirse" dediler.. "Bırakın bakkalda,
markette satılsın. Dileyen herkes alsın" dedim.. Yüzüme garip garip
baktılar. Akıl almaz bir iş gibi göründü. Alıp da ödemezse ne
yaparlarmış. Cihaz almadan geçene ne yapıyorsanız onu.
yıllık pasaport işini çok küçük bir grubun derdi gibi görmeyin. Burada
devlet aklı sıkışık.. Esnek ve pratik düşünemiyorlar. Hayatları imza,
mühür, iki imza daha, bir mühür daha, bir onay daha ile geçmiş.
Suistimal edilemeyecek bir konu. Parmak izi var, chip'i var, bir tuşla
iptal edersin. Beyanını al ver gitsin, işi bitince iptal et, işi bittiği
halde bildirmeyene müeyyide yaz.
kadroları ve binaları var. 50 tane de ARGE binası açın. Adamların tek
görevi olsun. Hizmet birimlerinde işleri nasıl azaltırız, yükü nasıl
hafifletiriz, mevzuatı nasıl sadeleştiririz, bu sadeliğin aksi ihtimal
hesabı nasıl yapılır. Yani çok sade hale getirirsek ne gibi suistimaller
olabilir, tedbiri ne olur.
müracaatın olduğu 77 milyon nüfuslu bir ülkeden söz ediyoruz. Bir insan
yılda 6 defa hastaneye gider mi? Bu ortalaması.. Hiç gitmeyen var, yılda
30 defa gideni var. SGK uzmanları dışında kafa yoran bir kurum var mı?
İnsanlar sanki sistemden intikam alıyor veya huzur aramak için
gidiyor veya onları oraya sevk eden bir mekanizma var. Fatura 50 milyar.
O parayı o adamlara dağıtsanız hastanenin yakınından geçmez.
seyyar sivil bir aklın; pasaport gibi, hastane gibi, vergi dairesi
gibi, belediye hizmetleri gibi işlere kafa yorup çözüm üretmesi lazım.
Biraz da bu işlerin ARGE'sine para harcayın.

