Kaydet
a- | +A

Hassasiyetimiz, kırmızı kitabımız, kırmızı çizgilerimiz..Dönüp duruyoruz bunların çevresinde. Bir büyükelçiyi bakanlığa çağırmışsak ona ya hassasiyetimizi bildirmişizdir, ya da kaygılarımızı. Kaygılıyız.. Hassasız. Birisi bir yanlış yapmışsa ya kırmızı çizgiye basmıştır ya da kırmızı kitaptaki satırları unutur gibi olmuştur.

Ülkenin ali menfaatleri için toplanılırsa mutlaka orada taraflar vardır..Hükümet tarafı.. Heyetlerarası görüşme gibi. Sanki yabancı bir ülkenin başbakanı gelmiş de bizim ülkenin başbakanı ile iki heyet karşılıklı görüşüyor..Üstelik ihtilaflı olduğumuz bir ülkenin heyeti gibi..Suratlar asık ve gergin.. Siz ne yapabilirsiniz, biz ne yapabiliriz. Vatandaşın hali sıkılmışlığı, bezmişliği, bıkmışlığı, nefreti bu yüce heyetin ilgi sahasına girmiyor. Onlar hükümet işidir. Bizim bu tabloya bir isim verme hakkımız bile yok. Boynumuzu büküp işimize bakacağız..Heyet kararları kutsaldır. Onlar dini konuları bile tartışıp karara bağlayabilir ama siz onların kararlarını konuşup tartışamazsınız.

Sıkıldık artık bile diyemezsiniz. Onlar hep kötüye gidiyoruz, der.

Memleket hep uçurumun kenarındadır. Ha düştü ha düşecek..Vatan hep karanlığa gömülmek üzeredir. Kararlar da aydınlığa çıkarma azim ve kararlılığındayız, şeklinde olur. Bu arada hırsızlık olur, yolsuzluk olur, verimsizlik olur, beceriksizlik olur, talan dolan olur..Milli gelir düşer, bir arpa boyu yol gidilemez..Mahkemeler tıkanır, hastaneler dökülür..Hiç önemli değildir. Önemli olan azimdir, kararlılıktır, hassasiyetimizdir.

Önemli iş Benim bir komutanım vardı askerde..Albay, kolordunun genel sekreteri..Bir gün dedi ki: -Ahmet senden bir isteğim var. Çok basit bir işle uğraşıyormuşsun gibi davranıyorsun. Bu da rahatsızlık sebebi oluyor. Çok önemli bir işle uğraşıyormuşsun gibi davran.. Sen de rahat edersin, beni de sıkıntıya sokmazsın. Biriyle konuşurken, birine yaptığın işi anlatırken.. birisi seninle iş konuşurken davranışlarınla işinin önemli olduğunu hissettir. O gün kastedileni anlamamıştım. Kastedilen işe önem vermek değildi. Önemli bir işle uğraşıyormuş hissini uyandırabilmekti. Aslında karşıdakinin nasıl algıladığı da çok önemli değil. Hep, dünyanın en önemli işlerinden biriyle uğraşıyormuş gibi davranınca zamanla insan kendini bu yalana kaptırıyor..davranışları, hareketleri bu kalıba oturuyor. Karşıdaki de ister istemez ona göre davranmak zorunda kalıyor.

ÖNE ÇIKANLAR