12 Eylül'ün kudretli generali Haydar Saltık'tı.
Öyle anlatılırdı, biz öyle bilirdik, o zaman sosyal medya yoktu ama sosyal medya kadar yaygın fısıltı gazetesi vardı.
İhtilalin ertesi günü Haydar Paşa ile Kenan Paşa arasındaki bir konuşma yıllarca anlatıldı.
Doğruysa Kenan Paşa (Paşam benim) Haydar Paşa'ya demiş ki;
- Bu olaylar nasıl oldu da birdenbire durdu?
Haydar Paşa da demişmiş ki (demiş ki):
-Paşam sayenizde.. Komuta kademesinin yüksek dirayeti, ordumuzun güvenilirliği ve aldığı tedbirler sayesinde..
Kenan Paşa;
-Yahu bana pek öyle gelmiyor, demiş.
Eğer gerçekten böyle bir diyalog yaşanmışsa ben Kenan Paşama masumiyet atfederim.. Öbür paşayı da işbirlikçi sayarım.
Neyse.. Buradan şuraya gidiyorum:
Bizde böyle olaylarda efendim dış mihrak vs. denildiği zaman.. Her işi emir komuta mantığı ile ele aldığımız için işleyişin nasıl olduğunu kamuoyu olarak tahayyül edemiyoruz.
Mihrak dedi mi anlaşılan şu: Biri telefon açıyor.. He canım ben İngilizim.. Başlatın bakalım olayları.. Toplanın bakalım Taksim'de.. Ve sanki, telefonla telsizle herkes yönlendiriliyor.. Sanki oraya giden herkes emir kulu gibi zannediliyor.
....
Somonların yumurtlama mevsiminde ayılar da nehrin kenarına toplanır. Onların geçiş yerlerini bildikleri için bol bol avlarlar. Yumurtlama da doğal bir olaydır. Yumurtlama mevsiminde ayıların oraya toplanması da.. Bu işlemin emir komutaya ihtiyacı yok. Ama bu iki bilinen üzerine başka şeyler inşa edebilirsiniz. Balıkların yumurtlayacağı belli.. Ayıların geleceği belli..
....
Toplumun belli kesiminde haklı haksız bir bunalma olmuştu.
Daha büyük bir kesiminde bıkmışlık, bezmişlik vardı.
Biriken bu gazın boşalması gerekiyordu.
Bu az tahribatla olabilirdi.. Çok tahribatla olabilirdi. Birileri her ne yaptı ise bu biriken gazın enerjisinden istifade ederek yaptı.
İşin doğal tarafı da var.. Birkaç tane müdahili de var.
Hazır fırsat çıkmışken talan derdine düşen de var.. Depremden sonra enkazları talan edenler gibi.
Kim ne anlar bilmiyorum en azından biz problem çözerken safları şu şekilde oluşturuyoruz: Küresel sermayeciler ve iş birliği halinde oldukları İngilizler.. Onların dümen suyunda olan Amerika'daki uzantıları..
Bu kampa sıcak bakan en azından bazı konularda iş birliği yapan Çin, Almanya, Fransa..
Öbür tarafta Amerikan milli devleri ve örtülü mutabakatla iş birliği yaptığı Rusya..
Bu tezgâhı kuranın İngiltere olduğunu varsayarsak teknik olarak Amerikan milli devletinden ve Rusya'dan örtülü destek gelmesi lazım. Ancak gelmiyor görünüyor.
Eğer biz bu kampla aramızdaki ihtilafı çözersek.. Gezi parkı adıyla sembolleşen problem bizim derdimiz olmaktan çıkar. Bizim dışımızda bizim lehimize çözülür. İki tarafa birden diklenme ihtimali yoktur.
Ha bu arada enimizi boyumuzu da ölçmüş olduk. Yeni ölçüleri de bir tarafa kaydetmek lazım.

