"Büyük bir devrim oluyor. Açık toplum devrimi bu. Açık toplum şu demek: Bir bilginin anında dolaşıma girmesi, çekilen görüntülerin anında paylaşılması. Bugünlerde artık herkes gazeteci. Bu tek yönlü bir yol ve bu yoldan geriye dönüş yok."
Bu açıklamayı Geziciler vesilesi ile yapıyor.
Açıklamanın yapıldığı gün Tahrir Meydanını kalabalıklar doldurmamıştı.
Açık toplum.. Biraz böyle demokratik laik sosyal hukuk devleti tarifi gibi olmuş.
Kırkpınar pehlivanlarının kispeti giyip her taraflarını yağlaması gibi.. Tutacak hiçbir yer kalmıyor.. Becerebilirsen faul demezlerse elini kispetin içine sokacaksın.. Yoksa yapabileceğin bir şey yok.
Açık toplummuş da bilgi anında dolaşıma giriyormuş da.. Halkın iradesiymiş de.. Halk Tahrir'de ordunun darbe yapması için mi toplanmış (mıştı)? Dolaşımdaki bilgiler.. Yığınları götüre götüre oraya mı götürmüş.
Peki bu durumda halk ne yapmış oldu, kimin için yürümüş oldu?
Halkım benim.
Kimin yanındaymış halk.
Buradakiler kimin için yürüdü?
2007'de cumhuriyet mitingleri adı altında yürüyenler kimin için yürüdü?
Artık sosyal medya varmış yağma yokmuş..
Aynı yerdeyim: Dün geleneksel medyayı emelleri için kim kullanabiliyorsa, kullanabilecek haldeyse bugün de sosyal medyayı aynı adamlar veya kurumlar veya şebeke kullanabilir.
Halk sadece yürür.
Onlar yürü deyince yürür.
Bir tek tuvalete gitmelerine karışmazlar. Hadi gidin, ihtiyaç molası demezler. Demedikleri için halkın yürüdüğü meydanlar idrar kokar.
Adamlar bu kadar işle uğraşırken bir de sizin ihtiyaç molanızla mı ilgilenecekler.
Yapabileceğiniz tek şey var.. İşten eve evden işe.. Yürü mürü diyen olursa işinize bakın diyeceksiniz.
Sizin bir derdiniz için yürüyor olsalar dahi size faydaları olmaz. Siz şapkadan tavşan çıkacak diye bakarken pantolon gider elden. Gezi parkında başka şeyler de gitmişti.
Gelelim Mısır işine.. Sahtekârlık yapıp o gitti bu geldi, üzgünüm diyecek hâlim yok. Çekecekler. Yürürken bana mı sordular..
Kafalarını taştan taşa vurmadan rahata ermeleri mümkün değil.
Biraz soluklanıp bir daha çıksınlar meydanlara.. Bize ne? Oradan bizimkilere bizim yürüyücülere ekmek çıkmaz. Bizde devran döndü. Bizdeki mesele Başbakanın meselesi olmaktan çıktı. Bizi bizden daha çok dert edenler olduğu için bize şimdilik oturup seyretmek düşüyor.

