Lamizade Abdullah Çelebi, bizzat şahit olduğu veya öğrendiği olayları fıkralarla örnekleyerek hoş bir üslûpla anlatıyor. Bunlardan bazılarını günümüze adapte ederek naklediyorum; Bursa''da yerel idareciler ile halk arasında tatsızlıklar olur. Durum İstanbul ''a akseder. Saray, el altından Bursalılar''a haber göndererek içlerinden birinin başkente gelerek durumu anlatmasını ister. Halk, bunun için kendi aralarından Birader Kasım isimli birini gönderir. Birader Kasım Vezirler Divanına (Bakanlar Kurulu) çıkar. Ancak geriye döndüğünde yerel idareciler tarafından taciz edilme tehlikesi de vardır. Öyle bir metod izler ki, Bursa''ya döndüğünde kimse neden bizi şikayet ettin diyemeyecektir. Aralarında şöyle bir diyalog geçer;
DİVAN: Bursalılar ne durumda? BİRADER KASIM: Efendim, Bursalılar devletimizin devamı için dua etmekle meşguller. Yiyip içip himayeniz sayesinde hoşça vakit geçirirler. DİVAN: İşittik ki hayli zamandır Bursa''da et ve ekmek bulunmuyormuş. Üstelik devletin koyduğu fiyatlara da uymayanlar varmış. BİRADER KASIM: Devletin koyduğu fiyatlar halk için değil, başımızdaki büyükler için geçerlidir. Fukara et ve ekmek bulabildiği zaman ölçü ve tartıya bağlı kalmaz ve boş yere çekişmez. Ancak ben gelmeden önce şehrin kadısının görevden alındığı haberi işitildi. Her evde bir kurban kesildi. Etin yüzüne kimse bakmıyor. DİVAN: Bu dediğin nimet bolluğu değme eğlencelerde hatta kurban bayramında bile olmaz. BİRADER KASIM: Doğrusu Kurban bayramında kurbanı yalnız müslümanlar keser. Ancak kadımızın görevden alındığı haberi işitilince erkek kadın 72 millet kurban kestiler. DİVAN: Pekiii Çıra Pazarı tamamen yanmış. Şehirlinin gıkı bile çıkmamış. Sancak Beyi bu sırada şehir civarında tatilde imiş. Bakmaya inmemiş diyorlar. BİRADER KASIM: Bunların sebebi çok açıktır efendim... Polis korkusundan şehirli nasıl şikayetlensin. Bursa''nın üzerine feleğin iki belası birden mi insin? DİVAN: Ya müftü ne durumdadır? BİRADER KASIM: Müftümüz aziz bir kişidir. Kapısından kimseyi mahrum göndermez. Az çok ne götürülürse döndürmez. DİVAN: Sözlerinden anladığımıza göre Bursa''da hayli haddi aşanlar var. Simdi sana bir müfettiş vererek Bursa''ya gönderelim. Şehri iyice teftiş edip yapılanların hesabını sorsun. BİRADER KASIM: Aman efendim, bu kıyamet kopmadan Bursalı sorulsun ve ne olacaksa bir gün evvelden olsun demektir. DİVAN: Anlaşıldı ki sen Bursalılar''ı donatmaya gelmişsin. Belki böyle şikayetlenmek için onlardan rüşvet bile almışsındır. BİRADER KASIM: Estagfirullah ben kimim ki onları donatayım. Bana rüşvet almak iftirasında bulunarak idacilerimize benzetmeyiniz. Ama burada sözüm dinlenmez ve sağlıkla Bursa''ya varırsam, idarecilerimizi ziyaret edeceğim. Burada konuştuklarımıza ilaveler yaparak nakledeceğim. Sonuçta Bursa''nın bütün idarecilerine işten el çektirilir ve yerlerine yenileri tayin edilir.

