Kaydet
a- | +A

İki haftadır devam eden suikast haberlerine bakınca insan kendini acz içinde ve korumasız hissediyor.

Biz hep faillerin meçhul kalmasına alışmıştık.

Fail meçhul olunca fanteziler kurabiliyorduk.

Şimdi daha güzel bir metod buldular, haber bombardımanı ile kafamızı karmakarışık ettiler.

Bu neticede birilerinin başarısı ama kimin bilmiyorum.

Böyle durumlarda tedbir nedir, onu da bilmiyorum.

....

Adını hatırlayamadığım bir emekli paşa, seneler önce bir mülakat esnasında, bir gazeteciye, "bre gafil, psikolojik harp dairesi her ülkede vardır" demişti.

Böyle bir daire varsa hangi hallerde devreye girer ve nasıl girer.

Yani biz mışıl mışıl uyurken birileri toplanıp bu suikastın analizini yapıp, muhtemel gelişmeleri öngörüp, tedbirler de şu sıraya göre devreye sokulacaktır gibi bir karar almış mıdır?

....

Yıllar önce, İsmail Cem''in TRT''de 500 gün isimli kitabını okumuştum.

Hatıralarını anlatıyordu.

Cem''in kitabında anlattığına göre, Kıbrıs çıkarması yaptığımız günlerde, TRT''de toplantı üstüne toplantı yapılıyormuş.

Çok telaşlı bir anında sekreteri gelmiş, "sivil savunma uzmanı olduğunu söyleyen bir bey sizinle görüşmek istiyor, çok önemliymiş" demiş.

Uzman gelmiş.

Kurum çalışanlarını bir salonda toplayın, onları harp halinde yapılacaklar konusunda bilgilendireceğim, demiş.

Çalışanlar toplanmış.

Bizimki önündeki dosyaları açıp madde madde okumaya başlamış.

Bir maddeye gelince bütün salon kahkahalarla gülmeye başlamış.

O madde şuymuş:

"Binanın tahliyesi gerektiği zaman şu kattaki personel şu kapıdan çıkacak, filan numaralı tramvayla falan yere...

Falan kattaki personel ise falan numaralı tramvayla..."

Tramvay kaldırılalı 15-20 sene olmuş, ama sivil savunma dosyalarındaki bilgiler değişmemiş.

Ben ne zaman A planı, B planı, tedbirler manzumesi gibi şeyler duysam aklıma bu anekdot gelir.

Psikolojik mücadele yollarıyla ilgili dosyalar olduğuna da eminim.

Ama o dosyaların bugünün şartlarına çare olup olamayacağından emin değilim.

Ortalık kafa karıştırıcı haberlerle kaynıyor.

Sanki birileri beynimizi çiğ köfte gibi yoğuruyor.

Ama gözle görülüründen vazgeçtik hissedilebilir bir tedbir yoktur.

Bu kimin işi?

ÖNE ÇIKANLAR