Kızılderililerin reisi kabilesini toplamış, "Bu kış çok şiddetli geçecek, tedbirinizi alın" demiş.
Kabile odun erzak stokuna başlamış.
Havalarda hiçbir bozulma olmayınca hava tahmin raporu veren kuruma gitmiş.. Kışın nasıl geçeceğini sormuş.
Kurum da çok şiddetli geçecek, demiş.
Reis bunun üzerine kabilesini bir defa daha ikaz etmiş.
-Aman ha, demiş; elinizi çabuk tutun, tedbirinizi artırın.
Aradan bir ay geçmiş, şiddetli kış yok.. Havalar aksine çok güzel.
Tekrar kuruma gitmiş, "Yahu siz tahminlerinizi nasıl yapıyorsunuz?" demiş.
Kurum yetkilisi de Kızılderililerin aldığı tedbire bakıyoruz, demiş; bu kadar odun stokladıklarına göre kış şiddetli geçecek demektir.
.....
Ekonomi öyledir böyledir ama biraz da beklenti işidir.
Kapalı ekonomi olsa problem yok. Oturur kuru
Saddam gibi sabitler işinize bakarsınız.
Gerisi un, yağ, şeker problemidir.
Ona da zaten Türkler alışık.. Karneye bağlayıp "Hadi arslanlarım" dedi mi gerisi gelir.
Ama yarım yamalak da olsa piyasa ekonomisine kenarından köşesinden bulaşmışsanız
zart zurtlarınız bir işe yaramaz.
En büyüğüz demek yaramaz.
Sıkın dişinizi düşman kapıda demeniz yaramaz.
Rakamları gizlemeniz yaramaz.
Milletin malını ona buna dağıtıp bu görev zararıdır demeniz yaramaz.
Dara düşenlere merkezden kaynak pompalayarak kurtarmanız yaramaz.
Kurallarına boyun eğeceksiniz.
Tabii kanunlara uyacaksınız.
Su deniz seviyesinde 100 derecede kaynar, kabul edeceksiniz.
70''de kaynatmaya, kaynattırmaya uğraşmayacaksınız.
Ya rakımı yükselteceksiniz, ya basıncı düşüreceksiniz.

