Kaydet
a- | +A

Yüzdesini bilmiyorum ama bir grup insan bu işlere kendini bayağı kaptırmış. Onların heyecanından benim anladığım "yakında devlet her şeyi ile bizim" havasına girmişler.

Bu kurgulanmış ara gaz da olabilir. Ara gaz, iki tarafı keskin bıçak gibidir. Tasfiyeye kamu vicdanında gerekçe oluşturma faaliyeti de olabilir hakikaten kendini bu fanteziye kaptırmış bir grup da olabilir.
Burada da şu aklıma geliyor: Bu işlerde fanteziye yer yoktur. Yakın vadeli böyle bir hedefi olan örtülü yapılanma olsa bizim istihbaratın sensörlerine takılmasa yabancılarınkine takılır. Takılmış olması lazım.
Mişon'un hikâyesindeki iki ihtimal var: Ya onların organizasyonudur ya da yargıdan polise.. polisten maliyeye kadar her yeri kontrol altında tutacak bir yapılanma yoktur. Varsa da kontrol altındadır.
Kimin kontrolünde olabileceği konusuna girmeyeceğim, bir grup insanın fantezilerinden devam edeceğim. Humeyni'den bu yana devrimlerin şekli çook değişti.
İran'da olup bitene İslam devrimi dediler. Şimdi İran yeni bir devrime hazırlanıyor.. Bu seferki sessiz sedasız olacak, gibi görünüyor. Sovyetlerin kendi iradesi ile kendini dönüştürmesi gibi.
Acaba bizimkiler nasıl bir devrim öngörüyor. 30 yılda bu işler çok çeşitlendi. Turuncusu var, "Arap Baharı" stili var.. Sisi modeli var.. İki meydanlı model...
İki meydanlı model olursa Sarıgül, Kılıçdaroğlu, Bahçeli hangi meydanda toplanır bilemem..
Hukuk dâhisi Feyzioğlu da meydan seçme konusunda kararsız.
Bugünden kestirilemeyecek bir şey daha var: Hadi diyelim devrim oldu.. Devrimden sonra CHP ve MHP ileri gelenlerine nasıl bir görev düşer?
Madem Humeynicilik oynuyoruz fantezimizde her taşı yerli yerine oturtmamız lazım. Yolsuzluklar soruşturulsun diyenlere bir paye lazım. İki saatte bir soruyorlar: Yolsuzluk var mı yok mu, var mı yok mu, var mı yok mu?..
Bu da işaretle parola gibi olsun.
Sonumuz da hayrolsun.
Aklınıza mukayyet olun.
Ama bilin ki bu işi biraz daha uzatırlarsa seçimde MHP ve CHP tabanı da AK Parti'ye oy verir.

ÖNE ÇIKANLAR