"Bırakın MİT'çileri savcı sorgulasın" diyenlerin derdi ne olabilir?
En azından hak, hukuk, adalet, aman yanlış bir iş yapılmasın, yanlış yapan varsa mahkemede hesabını versin endişesi olduğuna siz inanıyor musunuz?
Ben inanmıyorum.
Her konuda olduğu gibi bu konuda da iki kampa ayrıldık.
Diğer konularda kampların oranı 55-45, 52-48 olurken son olayda neredeyse 30-70 oldu.
Türkiye'nin yüzde 70'i soruşturma ısrarını haksız buluyor ve bu işte bir bit yeniği olduğuna inanıyor.
Teferruatını bilmeden inanıyor.
...
Niyetleri gerçekten iyi olsaydı, kamuoyuna sızdırmadan endişeleri bir vasıtayla, mesela İstanbul Emniyet Müdürü vasıtasıyla Başbakanla paylaşabilir, istişare ettikten sonra dokümanları savcılığa verebilirlerdi.
Ne yani, evrakları Başbakanla paylaşılamayacak kadar önemli gördüler.
Paylaşırsak engel olurlar endişesi mi yaşadılar.
O zaman sormazlar mı: "Siz kim oluyorsunuz da evraklara -veya delillere- kendi başınıza önem atfedip, icranın en başındaki isimle paylaşılamayacağı kararına vardınız.
....
Emniyetin ilgili birimi şu sebeple, bu sebeple.. ama iyi niyetle ama dolduruşa gelerek böyle bir iş yaptı. Savcı neden ifade kararından önce bu bilgiyi Başsavcı ile, vekili ile paylaşmadı.
...
İttihatçı paşa torunu gazeteci, "Savcı, askerlere dokununca iyi de MİT'e dokununca mı kötü oldu.. MİT sütten çıkmış ak kaşık değil" diyor.
Ben şahsen mukayeseden çıkardığı sonucu anlayamadım. Ama sütten çıkmış ak kaşık olmadığı fikrine katılıyorum. İstihbarat teşkilatı gibi çalışamadı. Dışarıda faaliyet gösteremedi. Bütün enerjisini resmî ideolojiyi, ayakta tutmak için harcadı. Metotları ilkeldi. Geçmişte asker ağırlıklı olduğu için siyasi otoritenin arzusuna uygun faaliyet gösterme kaygısı olmadı.
Bu kurum da günün şartlarına uygun olarak yeniden yapılanacak, eski zihniyet tasfiye edilecek.
Bunun yolu yanlış yaptığı düşünülen elemanları savcının sorguya çekmesi değil. Kurum o işi kendi içinde yapacak. Yapamazsa hesabını bağlı olduğu makama verecek.
Savcının dokunması ile olacak iş değil.
...
Bu arada benim iki tane keşkem var:
Keşke iş bu aşamaya varmadan müdahale edilip önlenebilseydi.
Hadi o iş yapılamadı, keşke eskiden DGM dediğimiz AB'nin bastırmasıyla Türk usulü çözümle adını değiştirip günü kurtardığımız bu özel mahkemeleri kaldırsaydık.
Hep seferberlik şartlarında mı yaşayacağız.

