Kaydet
a- | +A
Devlet hayatında haset olur mu, olur.

Fesat olur mu, olur.

"Bu adam gitsin de ne olursa olsun" hesabı yapan ve adı devlet adamı olan biri var mıdır, vardır.

Bürokrat var mıdır, vardır.

Asker var mıdır, vardır.

Siyasetçi var mıdır, vardır.

Öğretim üyesi var mıdır, vardır. İş adamı var mıdır, vardır..

Ne sahte bir hayatımız varmış bizim. İnsanın sahici hiçbir yanı olmaz mı? Sadece hasedimiz, fesadımız sahtekârlığımız mı sahici.

Hani "her şey vatan için"di.

Önce vatan, evvela vatan, varsa yoksa vatan, aman vatanımız bölünmesin.. Kimdi bu sloganların sahibi, şimdi neredeler?

Niye hiç sesleri çıkmaz.

Niye bizi on sene, 30 sene, 80 sene kandırdınız?

Vatan içinmiş.. Şu uğraştıkları ve dillerine doladıkları konulara bakın. Villanın, tuvaletinin, klozetinin, kapağının... Bunlar medya. Bunlar özgürlükçü, demokrat, vatansever.. Ben de mandacıyım. Kinaye değil sahiden mandacıyım. Ama bunlar gibi demokrat kılıklı İngiliz mandacısı değil.

....

Daha bu ülkenin güncellenmiş/update edilmiş düşman tarifi yok. 750.000 kişilik orduyu niye besliyoruz? Bizi düşmanlardan korusun diye..

Düşman nerede?

Düşman menkıbeleriniz çok eskide kaldı. 30 Ağustos zaferi, 29 Ekim Cumhuriyetin ilanı, kağnı arabasında taşınan battaniyeye sarılı barut, silah yok düşman varmış zannetsin diye tepeye dizilen soba borulu menkıbeler.. Sene 920.. Sene 2014.. Altmış sene avutulduk mu bu hikâyelerle.. Geldik 980'e.. Yeni bir düzen.. İç düşman, dış düşman, terör, irtica, sakal, sarık.. Nasıl öfke doluyum. Kimsenin olmadığı bir sahil kıyısına gidip şerefsizleeeeeerrr diye bağırmak geliyor içimden.

Bakın beyler yeni düşman tipi  750.000 kişilik ordunun sahasına girmiyor.

Kürtlerle müzakere, barış, düze çıkma arifesindeyiz.. Bu müzakerenin sabote edilmesi ihtimali bu büyük ordunun görev sahasına girmiyor.

Düşman bizimle iç içe çalışıyor, emniyette, yargıda, jandarmada, okulda, hastanede, medyada.. İş dünyasında.. Biz derdimizi kiminle paylaşıp ortak bir karara varacağız.

Siyasetmiş, tarafsızlıkmış.. Hani mevzubahis olan vatansa gerisi teferruattı.. Öyle dememiş miydiniz? Dağı taşı bombalarken, köyleri boşaltırken, yakarken, yıkarken, biz asalım da iddianame sonra hazırlanır derken, evleri basıp insanları sıra sıra kamyonlarla nezarethaneye toplarken vatan için, vatan için demiyor muydunuz? Ne oldu, artık vatan lazım değil mi? Yoksa bu yalanları yiyen yutan mı kalmadı? Siz sarıkla, poşuyla, Kuran-ı kerim kursları ile, namaz kılan memurla, uğraşırken düşman kılık mı değiştirdi?

Mandacı medya, bu milletin anasından emdiği sütü damla damla burnundan akıtan medya.. Kimin ilgi alanı? 750.000 kişilik ordumuzun değil. MİT'imizin değil, MGK'mızın değil, Encümenci Danişçi yaşlı büyüklerimizin değil.. Kim milletin ruhu duymadan bunlara "siz kime hizmet ediyorsunuz?" diye soracak?

Klozetin kapağı imiş.. Medya büyüğü..

Beni rahatlatan sandık/seçim/ tercih vs. değil.. Vade dolmamışsa çekeceksiniz/çekeceğiz. Şu tarafa doğru  giderken bu tarafta bir salatalık görsek tuzu alır koşarız.

Mandacıyım demiştim ya.. Bir hayale kaptırdım kendimi.. Bu bölgenin yeni imar planında bu ülkeye biçilen (öngörülen) rol beni rahatlatıyor. Yeni düzende işini mış gibi yapanlara, sıfatı mış gibi olanlara, milliymiş gibi, demokratmış gibi, merhametliymiş gibi, adilmiş gibi, dine saygılıymış gibi, dindarmış gibi yapanlara yer olmayacak. Sistem onları kusacak.. Meydan sahicilere kalacak... Kalacak olması.

ÖNE ÇIKANLAR