Bu milletin genetiği ile oynadılar. GDO'lu mısır gibi olduk.
Yüzyıl savaştıktan sonra konuşmayı, müzakere etmeyi, orta yol bulmayı öğrenen Batılılar gibi "çözüm yolu nedir", deyince tartışarak karara bağlayacak adamlar yok. Üstelik taraflar belli değil. Kimin kimin borusunu çaldığı belli değil.
Bizim alt şuurumuzda çözüm yolu her zaman ihtilal dönemlerinin Millî Güvenlik Konseyi bildirilerinde olduğu gibi emir-ferman metinlerinde yatıyor.
İkinci bir emre kadar durdurulmuştur.
İptal edilmiştir.
Kapatılmıştır.
Medyamız bile bu tarza yatkın. En yatkın olanları da en özgür en bağımsız geçinenleri.
Bir sıkıntı var, adını koyan yok. Yeni düşmanın adı paralel yapı. Paralel yapı ne zaman doğdu, büyüdü, her yeri sarmaşık gibi sardı.. O yapı büyürken biz neredeydik?
Yoksa hep mi vardı.. Kimin kontrolündeydi. Bugün kimin adına harekete geçtiler. (İzmir'de operasyon haberi yolsuzluk soruşturması olarak görülmüyor. Karşı cephenin hamlesi olarak anlaşılıyor. O cephede kim var?)
Nereye varmak istiyorlar.
Mesela MHP bu işe nasıl bakıyor.
CHP nasıl bakıyor.
Denildiği gibi tek dertleri iktidar sarsılsın da yapı kimin olursa olsun sonra bakarız, anlaşırız zihniyeti mi hakim?
Onların bildiği bizim bilmediğimiz bir şey mi var. Çok rahat görünüyorlar.
Savaşın bile kuralları var. Örtülü savaş kural tanımıyor. Üstelik tarafı olmayanlar bile fırsat bu fırsat deyip tıynetine göre kinini, hasedini belli ediyor.
...
Dış mihraklar yeterli bir açıklama değil. Dış mihraklar hep vardı hep olacak. Dış mihrakların işi açıklamasını doğru kabul etsek bile yine cevap bekleyen bir soru var. Dış mihraklar niye harekete geçti.
Efendim kalkınmamızı istemiyorlar da.. bizi hazmedemediler de.. Hiç ikna edici değil. İçeride nasıl ki taraflar varsa dışımızda da taraflar var, dengeler var.
Biz taraflardan biriyle müttefikiz.. Herkese birden kafa tutacak halimiz yok. Zaten mümkün de değil. Benim aklıma ilk gelen problem müttefiklerle bir sürtüşme olmuş olabileceği.. Bu pürüz görüşülerek giderilmezse nefessiz bırakarak giderirler.
...
Bir de mihrak işi olmayan ihmaller var. Mesela polis teşkilatı.. O dev yapıyı bölümlere ayırmış, her türlü imkânı vermiş, bu güzel ülkede benim için istihbarat yap demişsin. Hiç kontrolünün nasıl yapılacağını dert etmiş misin? Dinlemek için hakim kararı lazımmış.. Bu mu kontrol.. Götür evrakları imzalat öyle dinle, demek mi kontrol. O güce sahip olan insanların.. (Karşıdaki adamın her zaafını, her açığını bilmek güç sahibi olmak demektir) bu gücü kendi insani zaafları için, başkaları için kullanmayacağını (doğrusu kullanamayacağını olmalı) nasıl teminata bağladın? Belli değil.. O harala gürele ortamında dert edilmediği anlaşılıyor. Çok şükür askerî vesayetten de kurtuluyoruz zannının hazzıyla müttefik havasına girmişiz. Bir ülke kendi kurumuyla ittifak yapar mı?
....
Bu badire atlatılır. Bu yapı (şimdi paralel dediğimiz yapı) bir kere daha isim değiştirir.. Birkaç sene de paralel yapıdan kurtulmuş olmakla avunuruz.
O arada hiç olmazsa mihrak işi olmayan işlere kafa yoralım.. Küçük işlere.. Yoldan köprüden daha mühim..

