Eskiden insanların ayağını yerden kesmek kolaydı. Kıbrıs çıkarmasından sonraki ambargoda, "biz de kendi uçağımızı, kendi silahımızı yaparsak.." dedi mi önündeki iki lokmanın birini vermeye hazır insanlar vardı. Bir de şimdi deneyin, hüngür hüngür ağlayan, süngü, düşman çizmesi, muhabbeti yapan insanları nerede bulacaksınız? Nesil değişti, hikayeler eskidi. Ne Amerika ne Rusya, bağımsız Türkiye''cilerin hep anlattığı mandacılar hikayesi vardı. Kurtuluş harbinden önce de oraya buraya sığınalım, teslim olalım diyenler varmış.. Bir de hayır diyenler.. Hayır diyenlerin cephane bitince kazmayla kürekle bu vatanı nasıl kurtardıklarının hikayesi.. Hâlâ kutlamaları her ilde yapılır. Kurtuluş gününde şehrin ana caddesine ileri gelenler dizilir. Temsili milis kuvvetleri ile temsili düşman kuvvetleri çarpışır.. konuşmalar yapılır, tören biter.. Ama yıllarca aynı konuşmalar yapılır, aynı şeyler söylenir. Yeni nesil hiçbir şey anlamaz. Her şey değişiyorsa hikayelerinizi niye değiştirmiyorsunuz. Hikayenin kutsalı mı olur? Yeni nesile yeni şeyler anlatacaksınız. Çelişki olmayacak. Devletin kuruluş tarihi deyince 80 yıl geriye gidiyoruz, filan futbol kulübünde 113 yıl geriye.. İtfaiye deyince iki asra.. Daha dün kutladık, kara kuvvetleri deyince 2213. yıl diyoruz.. 70 milyonun ne kadarı 18 yaşın altında? Bu insanlar yarın işbaşı yaptıkları zaman anlatabilecek hiçbir şeyiniz kalmayacak. Hata ettik, stratejimizi de istikbal hesaplarımızı da, kırmızı defterimizi de değiştiriyoruz demek ayıp değil ki.. Çelişkilerden kurtulmamız lazım. İnsan fıtratını hesaplarımızda dikkate almamız lazım. "Hat-hut" devri geçti.
Sebeb-i ziyaretimiz NATO zirvesine de yüzümüzün akıyla ev sahipliği yaptık. Kamusal alanda , "Çok şükür " de denmez.. Hamdolsun, şükürler olsun, hayırlısı olsun, duacıyım, dua ederim de diyemezsiniz. Bu işi organize edenler sevinçlerini nasıl ifade ederler, bilemem. Ben ev sahipliğimizin ihtişamına değil, eyvah evde mi kalacağız korkusu çekerken talibimizin çıkmasına sevindim. Böyle zirveler kız isteme törenlerine benzer. Herşey kararlaştırılmış olur, ön mutabakat sağlanır, sonra usulen kız evine gidilir.. Yine usulen erkek tarafının aile büyüğü, "Efendim sebeb-i ziyaretimiz.." der.. Kız tarafı da hayırlısı olsun der, bu evet anlamına gelir. Yoksa gidelim bakalım, bi konuşalım, aklımıza yatarsa isteriz, yatmazsa dönüp geliriz işi olmaz. Görücü usulüne karşı olanlar, "görücü usulü mü kaldı ayol?" diyenler belki başka örneklerle anlatırlar.. Bir berber bir berbere bre berber gel beraber kamusal alanda bir berber dükkanı açalım demiş... gibi.

