Kaydet
a- | +A

 Türkmenistan'ın meşhur olmuş bir devlet başkanı vardı: Türkmenbaşı.. Adamın uygulamaları fıkra gibiydi. Rivayet oydu ki, bir gün toplantıda ulaştırma bakanı yaptığı adamın kilo aldığını görünce ceza olarak, "Seni bakanlıktan aldım santral memuru yaptım" demiş. 

Bu akıl almaz uygulamanın sebebi ne sorusuna hep bir ağızdan şöyle derdik: Efendim o diktatör.. Orası hukuk devleti değil.
Peki hukuk devletinde nasıl olacak bu işler?
Ara nağme:
1924'ten 1960'a kadar bu ülke aynı anayasa ile idare edildi. Adını siz koyun.. İster parlamenter sistem deyin, ister örtülü diktatörlük, ister başkanlık.. 
Atatürk döneminde başbakan dedi ki, başbakan emretti ki, açıkladı ki ifadesi bulamazsınız. Ne söylenecekse cumhurbaşkanı söyler. Başbakan emireri gibidir.
938'den sonra da aynıdır. Varsa yoksa Milli Şef.. Milli Şef bürokrat azleder, bakan azleder, emir verince demir kesilir.. Dudağından çıkan kanun olur.. Oysa kanun da anayasa da aynı. 950'den 60'a kadar Bayar-Menderes ikilisi bu ülkeyi hangi kanunla idare etmişse Milli Şef de aynı kanunla idare etmiş. Milli Şef döneminin başbakanlarını da kimse hatırlamaz. Kâğıda bakması lazım. 950'ye gelindiğinde Başbakan öne çıkıyor. Bayar geri planda. 
Farkın sebebini sorsanız, "efendim karizma" derler.. Açıklamaya yetiyorsa desinler... Ama yetmez. 
(Ara nağme bitti)
....
Zannediyoruz ki hukuk devletinde aldım, attım, azlettim olmaz. Veya olmamalıdır. Olacaksa da bir prosedürü, bir kuralı olmalıdır. 
Peki kural ne? Dört beş sene önce doğudaki bir ilimizde milli eğitim müdürü görevden alındı Danıştay'a gitti, geri geldi.
Tam 14 defa ping pong topu gibi gitti geldi. Hukuk devletinde böyle bir şey olamaz. Bu ancak sahipleri tarafından kontrol edilemeyen ülkelerde olur.
Önce sistemin adını koyacaksınız. Parlamenter sistem ise muhatab başbakandır. Başbakan teorik olarak hiçbir ek imzaya muhtaç olmadan askerî bürokrasi dahil, dilediği adam için "şunu gönderin artık çalışmayacağız" diyebilmelidir.
Bu, o adamın mağdur edilmesi anlamına gelmez. Tıpkı özel sektör gibi anlaşarak gönderilir, ilave tazminat verilir.. Sivil hayata geçer büyükelçi olur, danışman kadrosuna alınır mağdur edilmez vs.
Ama olmalıdır.
Belediyeden yüksek bürokrasiye kadar piyasa değeri olan bir adamı istihdam etmek için kırk tane kılıf dikiliyor. Böyle sahtekârlığa ne gerek var. Bu adam hemen işe alınsın ve 45.000 lira maaş verilsin, denilebilmelidir. Hizmetine talip olunanın endişesi varsa sözleşme talep eder. 
Piyasa değeri aylık 50.000 lira olan adamı 4000 lira vererek istihdam edersen ya başka bir beklentisi vardır ya da başka bir yerden menfaatlenmek zorundadır. Menfaatlendirmek zorundasındır.
En yukarıdan en aşağıya doğru her kurumun en üstündeki adam personelinden beğenmediğini dilediği anda işten atamıyorsa o kurumda iş yürümez. Yürüyor gibi yapılır, kaydırma olur, kenara çekilir, yığılma olur..
....
İnisiyatif kullanması gereken, risk alması gereken adamla düz memur aynı kanuna tabi olamaz.

ÖNE ÇIKANLAR