Kavramlar da yıpranıyor. Tek tek bakınca belki "kelimeler" demek daha doğru ama, kalıp halinde zihnimize nakşedildiği ve kullanıla kullanıla yıpratıldığı, eskitildiği için kavram diyorum. Şeffaflık..Duyunca tüylerim diken diken oluyor. Bende sahtekarlığı çağrıştırıyor. ..... Demokratik.. Sosyal hukuk devleti.. İç ve dış tehdit.. Reform.. İç işlerimiz.. Bağımsızlık.. Gerekli tedbirleri almak.. Azim ve kararlılık.. Milli değerler.. Jeopolitik, stratejik, çağdaş uygarlık.. ..... Şimdi kanıksamak diyorlar ya..Bu kelimeler, kavramlar nasıl katledildi, nasıl bu hale getirildi? Olur olmaz yerde kullana, kullana, kullana.. Her derde deva aspirin gripin gibi.. Test yapmadan sıraya girene penisilin vurmak gibi.. ..... Bu kavramları nörologların lastik çekici gibi sabah akşam milletin tepesine indirmenin âlemi ne..Sersemledik yahu.. ..... Beni mutlu etmek istiyorsanız, daha light kelimeler kullanın. Sakatat gibi..Kelle-paça, paça, işkembe, salata, demli çay.. Sigara, demiyorum..Kötü örnek olmak istemem.
Düzeltmek
Simetri hastaları kadar olmasa da normal insanlar da duvardaki eğik tablolardan rahatsız olur. İşin en keyifli tarafı düzeltme işini birisiyle beraber yapmaktır: Türk usulü Biri karşıya geçer, öbürü tablonun başına.. Karşıdaki biraz sağa, der..Az daha, der.. Çok oldu biraz sola, der.. Hah, dedikten sonra..Tablonun başındaki karşıya geçer.. -Sen tamam dedin ama, sola yatık olmuş, deyip gidep azıcık sağa kaydırır. Azıcık sağa, azıcık solaların sonunda, tablo, duvardaki ilk pozisyonuna getirilir.
Oysa, "ne yaptınız ?" sorusunun cevabı, "düzelttik"tir.

