Yılmaz Öztuna, Ankara''da olup bitenleri mükemmel bir şekilde özetlemiş: ¥ Yatırımsız,
¥ Artık çivi çakamaz duruma düşen, ¥ Pahalı üreten ve çok az üreten, ¥ Kamu işçili, ¥ Utandırıcı derecede küçük maaşa bağlanmış çok memurlu, ¥ Kopkoyu ve kaba sosyalist, ¥ Köhnelikten ve lagarlıktan dökülen bir sistemin devamı için atanmış bürokratla atayan siyasetçi çağın gereklerine karşı savaş açmış durumdalar. ....... ¥Devlet malını ve yetkisini millete karşı yiğitçe savunuyor. ........ ¥ Az üzerlerine gidince kapitülasyonlardan, Sevrler''den, Sakaryalar''dan konuşmaya başlıyorlar. .... Kavga bu.. Ankara''dakiler ipin ucunu bırakmak istemiyor, bedelini biz ödüyoruz. Dilerim içlerinde akıllı adamlar vardır da, bu vartayı da atlattık havasına girmeden, direnmeden, bize eziyet etmeden değişime ön ayak olurlar. Eğer olmazlarsa yeni ve muhtemelen çok büyük bir dalga gelir ve Antakya''daki sel gibi Ankara''yı silip süpürür temizler. Belki geride bir enkaz kalır ama ondan sonraki çalışmalar daha kolay olur. ....... Bu yapı bizim nesli de, bizden önceki nesli de öğüttü. İşe yaramaz hale getirdi. İnşallah bizden sonrakiler hür ve müreffeh bir ülkede yaşayacaklar. İçi boş sloganlarla narkozlanamayacaklar. Hep avutulduk.. Vatan dediler, düşman dediler, bölünmek dediler, birlik dediler, kahramanlık dediler.. Saltanat sürdüler. Yalan söylediler. Siz en büyüksünüz dediler.. Gele gele 2900 dolar mili gelire geldik. Bizimle birlikte yola çıkanlar 40 bin dolara ulaştı. Sadece bugünküler değil.. Kamuya bulaşmış kamu adına iş yapan ne kadar adam varsa bir kenara çekilip milletten özür dilemeli.

