Önemli bir kurumda yönetici olan bir tanıdığıma bir gün; - Hiç işe giderken, yarı yoldan dönüp, başka bir yola saptığın oldu mu? dedim. -Anlayamadım, dedi. -Yani, ''bugün de bir değişiklik olsun.. hergün hergün hergün aynı saatte işe gidiyorum..Gitmesem ne olur, bugün Sirkeci''ye gidip, oradan vapurla karşıya geçip, minibüs-otobüs dolaşıp akşama gelirim'' diyerek işe gitmediğin bir gün oldu mu? -Yahut bir sabah kalkıp bugün işe gitmekten vazgeçtim, dediğin bir gün? Olmamış. 30 yıl boyunca hemen hergün evden aynı saatte çıkmış, aynı yere gitmiş..aynı işleri yapmış.. Hergün farklı kimselerle karşılaşmayı, farklı yerlerde toplantı yapmayı, iş için dışarıya gitmeyi, farklılık saymış. Hep planlı ve programlı. Ara sıra işten kaytarmak, güzergahı değiştirmek, işe giderken başka yere sapmak, bir gün erken çıkmak, bir başka gün geç kalmak, aniden izne ayrılmak..hiç hesapta yokken filan şehire gitmeye karar vermek..Düzensizlik midir acaba? Kurulu saat gibi tik tak tik tak tik tak gidip, ayda yılda bir defa biraz ileri gidince yahut geri kalınca ayar yapıp yola devam etmek düzen mi oluyor? Bizim düzen nizamdan anladığımız herkesi boy sırasına dizmek gibi birşey..Eğer bir yer aynı saatte açılıyor, aynı saatte kapanıyorsa düzenli sayıyoruz. Hele bir de ortalık bir temiz ve düzenliyse..tam not alır. Saat gibi tıkır tıkır çalışan yer hesabı..Akreple yelkovan olmazsa tıkır tıkırlığının kime ne faydası olur? İşe giderken yarı yoldan dönmek bir sembol..memuruna, işçisine, belli saatte belli yerde bulunmak zorunda olana aynı şeyi yapın, ceremesine de katlanın, demiyorum. Kurumlar düzensiz olsun, hizmet veren yerler hergün farklı saatte açılsın, diledikleri zaman da kapatsınlar gibi bir hayalimiz de yok..Aksine, kurumlar düzenli olsun ama çalışanları düzeneğin önemli bir parçası olmasın. ..... Hakim davalı ve davacıya; İkinizin de işi var.. İşyerleriniz buraya uzak.. Eğer taraflar olarak razı iseniz bu davayı cumartesi günü mesai sonuna erteleyelim.. Üç celsede bitiririz.. Saat 20''de gelin, diyor. Bu iş bir başka ülkede oluyor.. Bizde hayali bile imkansız gibi görünüyor.
200 yıllık gelenek 5 Mart 1815''te bütün gazetelerin zalim, yağmacı, çapulcu diye saldırdığı Napolyon, Elbe adasından kaçmış, Paris''e doğru yürümektedir. İlk gün: Bonaparte, Juan Körfezine çıkmıştır. 2. gün: Grenoble şehri general Bonaparte''a kapılarını açmıştır. 3. gün: Napolyon Lyon''a girdi 4. gün: Haşmetli İmparator Tuileries Sarayı''na inmişlerdir.

