Tek parti iktidarının başısınız.. Görünürdeki imkanlarınıza bakın:
İşaret ettiğiniz isim başbakan oluyor.
İşaret ettiğiniz bir diğer isim meclis başkanı oluyor.
....
"Tamam da bu özel bir durum" diyorsanız
özel olmayan haller de aynı.. Farkı
işaretleri başbakan olarak vermeniz.
Başbakan olarak işaret ettiğiniz kişi
meclis başkanı oluyor.. Dönemi gelince işaret ettiğiniz kişi cumhurbaşkanı oluyor.
Dahası var: Başbakan olduğunuz için yürütmenin başı durumundasınız.
Ama aynı zamanda fiilen yasamanın da başı durumundasınız.
Bu benim çok sık hatırlattığım bir husus olduğu için bu dönemle pek ilgisi yok.
Bu örneklerden sonra hep şuraya gelirdim. Bizde başkanlık sistemine itiraz edenlerin en büyük endişesi, "ya diktatörlüğe giderlerse?" olur.
Başkanın bu kadar imkanı var mı.. O sistemde
kongre üyelerini buradaki gibi parti genel başkanları listesine alarak ve sıraya dizerek seçtirmiyor.
İki turlu
dar bölge sistemi
olduğu için parti adayı ile bağımsız aday arasında seçilebilirlik bakımından çok büyük avantaj farkları olmuyor.
Sıraya dizilme, listeye girip girememe derdine düşmeden dileyen herkes aday olabiliyor.
Bugünlerin
meselesi değil ama aklınızda bulunsun. Bir gün birilerinin aklına bize bir iyilik yapmak gelebilir.

