Bir arkadaşım vardı, krizden, işten, işsizlikten söz açılınca;
-Yahu dert ettiğin şeye bak, derdi; bu memlekette ne kadar insan var.. 70 milyon.. Bu 70 milyonu nasıl tasnif edersen et.. Yaşa göre ayır, okumuş yazmışlık, görmüş geçirmişlik de.. Tecrübe de, meslek avantajı de.. Ne dersen de şunu görürsün.. Biz ilk beş milyonun içine gireriz..
-Eeee
- Geride ne kadar insan var?
-65 milyon abi..
-Bırak 65 milyon dert etsin.. Bize sıra gelinceye kadaaar. (Kadaaar derken ağzı azıcık yayacaksın)
Aslında bu sıralamanın altında yatan şuydu:
Biz akılıyız, azıcık da uyanığız, paldır küldür uçurumdan yuvarlansak bile 65 milyon insanın üstüne düşeriz.
...
Yıllar sıralama sorusunun bu kadar basit olmadığını sırası gelene göstermiştir.
Bir başka arkadaşım da, "Karar verdim Çin'den ithalat yapacağım" dedi.
Ev sahibinden ilham almış.
Ev sahipleri dört kardeşmiş. Üç kardeşten ikisi ilkokulu zor bitirmiş, biri yarıda terk etmiş. Çin'den çakmak getirip satarak köşe olmuşlar.
"İki ayda bir mülk satın alıyorlar" dedi.
Asıl şaşırdığı bu değil.. "Üçünün aklını toplayıp ikiyle çarpsan kendime eşitlenmiş saymam" diyor. (Hakikaten hayret etmiş)
Bu hesaptan sonra bu işe karar vermiş.. Onlar becerebiliyorsa ben haydi haydi yaparım, diyor.
Eskiler, "nasip" demiş. Biz yeniler olarak buna ne ilave edebiliriz?
Şartları eşit olan 1000 tane adamı Amerika'ya bırakıp gelsen içlerinden nihayetinde iki tanesi müteşebbis olur.. İş kurar.. Kendini çok akıllı zannedenleri istihdam eder.. Bir kısmı yağıyla kavrulur.. Bir kısmı sürünür.. Bir kısmı sülük gibi onun bunun paçasına tutunarak idare eder.
Köyünden kopup gelenlerin.. Veya buradan Almanya'ya gidenlerin 40 yıllık macerası aslında sağlıklı birer istatistik.
998'i rahat ettirmenin yolu ise binde 2'lerin önünü açıp yardımcı olmak.
Binde 2'yi sıralama sorusu ile bulmak mümkün değil. Falanla filanın aklını toplayıp ikiyle çarpıp ithalata soyundu mu, Dimyat'a pirince gidenleri de hesaba katmak lazım.

