Yolsuzluk var mı, var.
Geçen gün davul zurna ile teşhir edilen adamlar yolsuzluk yaptı mı, bilmiyoruz.
Ne demek bilmiyoruz, yapmışlar ya..
O zaman ne gerek var savcılık, mahkeme, duruşma, savunma, karar.. temyiz.. onama.. Madem o kadar eminsiniz götürün televizyonunuzun stüdyosunda asın.
Mahkemeniz zaten kamera arkasında..
Bu memlekette azıcık iş yapan, alan, satan, ihaleye giren, kazanan, kaybeden, belediyeden ruhsat alan, imar için koşturan, üreten, ithal eden, ihraç eden herkes çarkın nasıl döndüğünü, dün nasıl döndüğünü, on sene önce nasıl döndüğünü el yordamıyla bilir.
En büyük yolsuzluklar legal görünenlerdir. Polisin, savcının sahasına girmeyenler. O işi en büyük iş adamları yapar. Her dönemde yapar. Hem yolsuzluk yapar hem itibarları katlanır.
Çarkı çeviren kamu görevlilerinden nemalananlar suyunun suyuna erişebilir.
Ülke geliştikçe yolsuzluk ve suistimalin hem tekniği değişir hem yolsuzluk yapılan kalemler değişir.
940'ta yapılan yolsuzluk usul ve tekniklerini 960'ta göremezsiniz.
60'takini 80'de göremezsiniz.
90'dakini bu devirde göremezsiniz.
Eskiden rüşvet deyince akla gelen şeyler bugün yoktur.
Yarın bunlar da olmayacak ve oran iyice düşecek.
Yolsuzlukla mücadele polisle, savcı ile, müfettişle, yargı ile olmaz.
O kanalla ya perdeleme yapılır ya da siyasi iktidara müdahale.
Zaten bunların yolsuzlukla mücadele diye bir derdi de yoktur.
.....
Niye şov yapıyorsunuz demek devlet için acizliktir.
Düşmanlar, çeteler, odaklar, namussuzlar, vatan hainleri diye ağlamak da öyle..
Nerede istihbaratınız? Nerede operasyonel birimleriniz.. Nerede 15 dakika içinde alınacak kararla;
Durdurulsun, imha edilsin, kaydırılsın, engellensin emrini uygulayacak birimleriniz? Bu devlet ne zaman bizim olacak?
Eğer bir savaştan söz ediyorsak savaşlar yargı denetiminde olmaz.
...
Güya 30 yıl terörle mücadele ettik. Aslında o bir savaştı. Ama savaşın öbür tarafı Kürtler değildi.
Memleketin kaynakları kurudu. Yolsuzluklar yapıldı. Terörle mücadele zenginleri türedi. Milyonlar mağdur oldu. On binler öldü. Hiç yargı denetimi oldu mu o işte.. Olmaz olur mu? (W) harfini kullananlar mahkûm oldu. PKK rengi sayılan şal örtenler mahkûm oldu.
Pankartın sağ ucunu tutan müebbet hapse, sol ucunu tutan bir başka mahkeme tarafından 8 yıla mahkûm edildi.
....
İstihbaratınız nerede?
Geçen yıla kadar da şöyle ağlıyorduk: İstihbaratımız çok dağınık.. Tek çatı altında toplanacak..
99'da vizyona giren Tony Scott'un Devlet Düşmanı filminin sonunda şöyle bir şey deniyordu: Evet düşmanlarımızı gözetleyeceğiz. Ama onları gözetleyenleri de gözetleyeceğiz.
Biz bu işin neresindeyiz? Düşmanlarımızı gözetleyebiliyor muyuz ki onları gözetleyenleri de gözetleyelim..
Artık savaş, ekranlarda yürüyor.. Sembollerle, halkın ilgisini çekecek kavramlarla..
Adı hukuk oluyor, bağımsız yargı oluyor, usul kanunu oluyor.
Kanunlarınızı ve bağımsız yargınızı hatırlatsaydınız da 60, 12 Mart, 12 Eylül darbeleri olmasaydı.. 30 yıl Kürtlerle savaşıyormuş gibi yapmasaydık.
28 Şubat'ı yaşamasaydık.
2001 krizinden önce memleket kum saati gibi ters çevrilmeseydi.
Ne savcısı.. Savcının donanımı, operasyonel gücü mü var.. Geniş imkânları olan adli kolluk kuvveti mi var.. Fiilen her işi polis yapar savcı da imzalar..
Hesabı kim sorar?

