Kaydet
a- | +A

Âvâzeyi bu âleme Dâvud gibi sal,

Bâkî kalan bu kubbede bir hoş sadâ imiş. Demiş Şâir Bâkî Efendi. Bizde birçok vaad bu kubbede hoş bir sada olarak kalmaya mahkûm. Misal mahalli idareler reformu yapmaya niyet ettiniz.. Niyet etmek yetmez, konuşup tartışmak, kanun taslağını hazırlamak, komisyonlardan geçirmek, genel kurula getirmek, oylamak da yetmez. Oybirliği ile kabul edilmesi de yetmez. Çok zarif bir şekilde "toplumsal mutabakat" dedikleri şeyi bilmek lazım. Toplumsal mutabakat nereyle mutabık kalacağınızı bilmek demektir. Nereyle mutabık kalacağınızı bilmezseniz, bilip de beceremezseniz, vaadleriniz, tasarılarınız, projeleriniz bu kubbede hoş bir sada olmaktan öteye gitmez. ..... Seçimlerden hemen sonra oy vereni vermeyeni zannetmişti ki, büyük çoğunlukla iktidara gelen tek parti iktidarı istikrar demektir. Kararlılık demektir. İşlerin hızlanması demektir. Değilmiş demek ki.. Ama eğer varsa meziyetiniz mutabakat şartı aranmayan işler yapabilirsiniz. Mesela yol yapabilirsiniz, emekli maaşlarına -varsa para- zam yapabilirsiniz.. bayram öncesi ve sonrası tatilleri 9 güne çıkarmak için genelge yayınlayabilirsiniz.. Tasarruf genelgesi yayınlayabilirsiniz. Geçici kamu işçilerini daimi kadroya alabilirsiniz.. vs. Yine mesela Kıbrıs işini hal yoluna koyamazsınız. Ermenistan''la ilişkiler konusunda adım atamazsınız. YÖK reformu yapamazsınız. Yapsanız da sadece adı reform olur. Mahalli idareler reformu yapamazsınız.. Yani merkezin yetkilerini mahalli idarelere devredemezsiniz.. Yaparız, diyorsanız Halep orada ise arşın burada...

ÖLÜLER ZANNEDERMİŞ Kİ...

3 Kasım''dan sonra partilerin büyük bir kısmı parlamento dışında kalınca, "Eyvah, demokrasimiz topal kalacak, parlamentoda temsil edilmeyen seçmenlerin durumu ne olacak" diye dert yananlar vardı. Temsil edilenlerin boyu uzadı mı? Ben dert etmeyin bizde içi dışı aynı kapıya çıkar, demiştim.. Yine diyorum: Bizde iç, dış, kenar köşe yok.. hepimiz bir ve beraberiz.

MEKKARE BİRLİĞİNİN EŞEĞİ

Önce TDK''nın sözlüğüne baktım... Mekkare için. "Eskiden orduda taşıma işlerinde kullanılan at, deve, katır gibi hayvanlara verilen ad; bu amaçla halktan ücret karşılığında kiralanan yük hayvanı"na mekkare deniyormuş. Bu mekkare birliklerinde eşek de oluyormuş. Eşeklerin anırması düşman birliklerinin mekkare taburunun yerini tespit etmeyi kolaylaştıracağı için şöyle bir çare bulmuşlar o devirde. İki santim çapında, 25-30 santim boyunda yuvarlak bir çubuğu zeytinyağına batırıp merkebin makatını yağlarlarmış. Eşek yağlamadan sonra ağzını açıp kapatır ama ses çıkaramazmış. Sadece arada bir arkadan zibiyt diye bir ses çıkarmış, o da uzaktan duyulmazmış. İnsanın bazan rüyada başına gelir. Dayak yerken ya da düşerken, "İmdaaaaat" diye bağırmak ister ama sesi soluğu çıkmaz. Bu da öyle birşey herhalde.. Tahayyül etmenize yardımcı olması bakımından son örneği arzettim. Genelde çok iyi anlamadığım konulara burnumu sokmam.. Şu iki satır için uzman yardımı aldığımdan emin olabilirsiniz.. Hem yağlama ameliyesi.. Hem de yağlamanın sesi nasıl kestiğini anlamak için. Böyle hikayelerden sonra hep bir son beklenir, "şimdi de.."yle başlayan bir son... Sonunu sonra bağlayacağım, şimdilik bir kenara not edin.

ÖNE ÇIKANLAR