Bir anne, çocuğu için anaokulundan itibaren yaptığı bütün masrafları bir kenara not etmiş. Sonraki yıllarda hesabı kolay olsun diye, dolara çevirerek hesaba yazmış. Anaokulu, ilkokul, orta, lise... Sonra ABD''ye göndermiş çocuğunu... Oradaki masrafları ve mezuniyet. Çocuğu Türkiye''ye döndükten sonra iş aramaya başlamış... Eğitimse eğitim, lisans, yüksek lisans, iki yabancı dil... Bulabildiği işlerin maaşı 2000 YTL ile 3000 YTL arasındaymış.
İlerleyen yıllarda terfiini ve maaş artışını da dikkate alarak ortalama maaşının 3000 dolar olacağını hesap etmiş. Türkiye şartlarında iyi bir rakam sayılıyor. Sonra kaç sene çalışırsa kendisi için yapılan masraflarını karşılayacağını hesap etmiş. 18 yıl çalışması gerekiyormuş. 18 yıl boyunca aldığı maaşın kuruşuna dokunmadan bir kenara koyarsa eğitim hayatı boyunca yapılan masraflara denk geliyormuş. Bu hesabı, kendi ihtiyaçlarını karşıladıktan sonra artanına göre yaparsanız ömrü yetmiyor. Anne sonra şöyle bir tereddüde düşmüş:
Acaba çocuğum için bu masrafları yapmasaydım da, bu parayla kendisine bir iş kursaydım, bir yere yatırıp gelirini aktarsaydım, daha iyi bir iş yapmış olur muydum? ..... Bana sadece kafa karıştıran değil, duyguları da sarsan bir hesap gibi göründü. Ne verdim, ne aldım, ne kaldı, ne kadar zamanda amorti eder, hesabı insanı rahatsız ediyor. O zaman daha inandırıcı bir gerekçe bulmak lazım, bu ne olabilir. Çocuğumun geleceği deniliyor... Gelecek nedir, ne anlamalıyız gelecekten... Huzuru, mutluluğu için deniliyor...Tarifi kolay değil.
> Acayip güzel 1920''li yılların gazetelerinde çıkan köşe yazılarından derlenmiş bir kitap okudum. Bu yazıları yeni nesle anlatırken hayranlığımızı nasıl ifade edebiliriz. Yeni nesil, "Abi acayip manyak güzel" diyor. Üç bin beş bin kelime kullanmış adamlar. Biz üçyüz kelimeyi biraz geçince sözlüğe bakıyoruz. Yazıların güzel olduğunu anlatırken bile zorlanıyoruz. Hemen hepsinde fonetik var... Sesli okurken kulağı tırmalamıyor. Akıcılık var... Nazım tadı var... Çoğu şiir gibi işlenmiş. Üstelik bu metinler battık bittik döneminden kalma... 920''ler. Onların yazdığı bugünlere kadar gelmiş. Bizimkiler 24 saatten öteye gidemiyor. Messenger''in kazandırdığı üslup yaygınlaşırsa 300 kelimemiz 100''e düşer, üç beş kelimelik İngilizcesi ile turistlere yol tarif edenler gibi elimizi kolumuzu sallayarak anlaşır gideriz...

