Geçen zaman geri gelmiyor. Giden dakikalar da gelmiyor, insanlar da anılar da...
Hep beraber olacakmış gibi hissettiğimiz nice insanlar hiç beklemediğimiz şekillerde hayatımızdan çıkıp gidebiliyor.
Bir kişinin varlığını onu kaybedince anlamak insanoğluna verilen en büyük cezadır belki de. Herkes elbet kaybeder ama kıymetini bilmek bizim elimizde değil midir? Vedalaşmadan bitirilen ilişkiler canımızı daha çok yakmaz mı?
Her an kaybetme korkusuyla yaşamalıyız sevdiklerimizi. Birine sarılırken onun son olabileceğini de bilmeyiz çünkü. Düşünmek istemeyiz hep yanımızda olan dostlarımızı bir gün hiç göremeyecek olma fikrini.
Hayat bu ya! En düşkün olduklarımızı koparır bizden. Bazen kimsenin görmediği bağlardır kopan, bazense ölümdür ayıran...
Özlediğimiz insanlar hiç sarılamayacağımız kadar uzak olabilir. Sadece anılar kalır. İyisiyle, kötüsüyle. Hatırladığınızda tebessüm ettiren veya ağlatan o kişiyle artık yaşayamayacağımız anılardır. Herkes gider, yaşanmamışlıkların acısı kalır yüreğimizde...
Bu yazıyı okurken hayatınızda boşluğunu hissettiğiniz biri vardır. Her şey için çok geç olmadan sevdiklerinizle ve sevenlerinizle iyi vakitler, güzel anılar biriktirin. Giden gitti, gelmez artık. Beklemek can yakıcı ve anlamsız...
Şimdi kalanlara vefalı olmak, sevmek zamanıdır. Kimsenin kalbinde ukde bırakmama vaktidir. Eğer giden biz olursak iyi hatırlanmak isteriz çünkü. Kimsenin bizim yüzümüzden ağlamamasını, terk edilmiş hissetmemesini. Kısacası zamanında bize yapılanları...
Sev, sevil, mutlu ol, şükret; unutma, unutturma...
Zeynep Güler- İstanbul
ŞİİR
İskilip
Hilkatten dağları bir ulu cisim
Sıdk-ı nazar ile seyran İskilip
Maddeden manaya erişir isim
Mavera yurduna hayran İskilip
Şeyh Yavsî münevver, Hünkâr Hocası
Horasan Ereni, Türkmen Kocası
İman ocağının tüten bacası,
Gönül Meclisine Divan İskilip
Hacı Karani'ye Şaban-ı Veli
Kastamonu'muzdan vermiştir “eli"
Cennet bahçesinin mübarek gülü,
İlmiyle amile gülşen İskilip.
Şeyhülislam Ebussuud fetvası,
Gönüller tabibi, kalbin devası,
Bulunur mu erde nefsin hevası?
Nice civanmerde meydan İskilip.
Ötelere geçer, burada zaman
Kaplar uzuvları, adâb u erkan
Sultan Fatih Vakfiyesi bu mekân
Hayr u hasenata mesken İskilip.
Bir Fethi Mübin'in kutlu çağında,
Bülbül öter güller açar bağında,
Akşemseddin adı 'Köse Dağı'nda,
Ezelden ebede devran İskilip.
Mürsel’im der, irfanımız ilmimiz
“Ahlâk-ı Hamîde” idi kendimiz,
Tarihimiz şanlı, asil, tertemiz,
Şehitler gülzârı mayan İskilip
Mürsel Babuçcu- İskilip
DUYGU DAMLASI
TİK TAK: Uzun ve kalabalık caddedeki insanlar... Hepsinin yetişmesi gerekenler var. Kimi evde bekleyen ailesine adımlıyor, kimi seviyorum diyerek yanmasına sebep olduğu sözde sevgilisine... Kimi imtihanını unutturan dostlarına yetişme gayesinde, kimi içindeki sıkıntı geçsin diye adımlıyor şehrin sokaklarında... Araba kornalarının sesleri, trafik lambasına hapsedilmiş adamın kelimeleri, "ölüme inat" atılan kahkahalar, sevinç naraları, kuş ve rüzgâr seslerinin birbirine karıştığı bu kentte bir ses daha var duymamız gereken. Bu ses yaklaşan ölümümüzün ayak sesleri, akıp giden zamanı hatırlatmak istercesine bağıran saatlerimizin tik tak sesleri. Ya da hakiki gerçeği sessizlikle haykıran yan yana dizilmiş mezar taşları...
Ölmeyecek gibi tüm insanlık, / Ölümsüzlüğü bulmuş sanki, / Ya da nefsine uymuş gibi.../ Uyan ey Müslüman genç! / Derin ve Aldatıcı uykudan "uyan!" [ELİF İNCE]

