Kaydet
a- | +A

Günümüzde her yeni buluş insanlığa bir hediye olarak sunuluyor. Hayatı kolaylaştıran, zaman ve hız kazandıran bu yenilikler kusursuz görünseler de aslında problemlerini de beraberinde getiriyor. Fayda-zarar grafiklerinde istenildiği gibi oynanıyor, bul karayı al parayı üçkâğıdındaki gibi bir illüzyon ile bu yenilikleri seçmek bizim tercihimiz gibi gösteriliyor.

Reklamlar ve sunumlar, renkli ışıklar görselinde, zihnimize öyle bir etki ile işleniyor ki “işte aradığınız harika güzellik” sloganı âdeta beyinlere kazınıyor. Arka planda ise cambaz ustalığıyla “başka tercih şansınız yok ki” diyen teknoloji devi şirketler, çok paralar kazanmayı hedeflerken başarılarının(!) verdiği keyif ile uğrattıkları zararları yok sayıyorlar ya da görmezden geliyorlar. Neticede bu kayıpların bedelini maddi ya da manevi olarak kullanıcılara fatura ediyorlar.

Tüm bu teknoloji harikalarının(!), hızlı değişimlerin insan psikolojisine verdiği hasarın fark edilmesi, rahat ve konfor teması ile zihnimizde yoğunlaştırıldığından, anlaşılması belli bir zaman alıyor.

20. yüzyılın sonlarında başlayan inanılmaz derecede yenilikler, çok hızlı bir şekilde hayatımıza girdiğinden, bu teknolojik ve dijital dünyaya uyum sağlamamız da o derece hızlı oluyor.

Evet buluşların hayatımıza hız, konfor ve rahatlık getirdiği gerçeğini göz ardı etmiyoruz. Fakat bu çağın yeniliklerinin bize dikte ettirilen öğretilerine de teknoloji alışkanlıklarının zararlarına da bir o kadar hızla karşı koymamız, başa çıkmamız yerine kayıtsız şartsız boyun eğmemiz kaçınılmaz oluyor. Bu alışkanlıklara çok çabuk ayak uyduruyor ve âdeta esir ediliyoruz. Kullandığımız her yeni buluş, bizi daha rahat ve konforlu yaşatıyor düşüncesi saplantı hâline geliyor. Milyonlarca insana test ettirildiği söylenen, teknoloji yağmuru içinde bir hayat sürme çabası mutlu olma yolunda acaba bir yanılgı mı? Yoksa bir kandırmaca mı?

Ender Kandeniz

ŞİİR

O gün

Birisi geldi, yanıma oturdu,

Her şeyden habersiz seni izledi.

Gözlerinden gördüm, âşıktı;

Baktıkça ağlamaya tutuştu.

Seni istedi dualarında,

Bir anda biri daha geldi.

Sonra bir anda seni buldu;

Gelenin adı, yalnızlık'mış.

Anlatamadım

Sıkıldım artık, değmez diyenlerden,

Seviyorsa gönül, her şeye değeceğini

Anlatamadım.

Elimdeki papatyaların,

Çöplerde ne işi varsa,

Bunu da içimde saklayayım,

Solup da açan güllere

Özendim.

Ben gül değilim ki,

Kabahat bende...

Bunu da içimdeki bir yere

Anlatamadım...

Talha Yaşar

KELAM-I KİBAR KİBAR-I KELAMEST

(Büyüklerin sözü, sözlerin büyüğüdür)

İmâm-ı Rabbani hazretleri (kuddise sirruh) 1. cild 162. mektûbunda buyuruyor ki: “Bu mübarek ayın (ramazan-ı şerifin), Kur'an-ı kerim ile tam bağlılığı vardır. Çünkü, Kur'ân-ı kerimde bütün üstünlükler bulunmaktadır. Bu ayda da o üstünlüklerden hâsıl olan bütün iyilikler bulunmaktadır. Bu bağlılıktan dolayı, Kur'ân-ı kerim bu ayda nazil oldu. Bekara süresinin yüz seksen beşinci ayetinde mealen, (Kur'ân-ı kerim, ramazan ayında indirildi) buyuruldu. Kadir gecesi bu aydadır. Bu ayın özüdür. Kadir gecesi, çekirdeğin içi gibidir. Ramazan ayı da kabuğu gibidir. Bunun için, bir kimse, bu ayı saygılı, iyi geçirerek bu ayın iyiliklerine, bereketlerine kavuşursa, bu senesi iyi geçerek, hayırlı ve bereketli olur. Allahü teâlâ, hepimizi bu mübarek ayın iyiliklerine, bereketlerine kavuştursun.”

Yetenekli Kalemler'de önceki yazılar...