Dinle
Kaydet
Türkiye Gazetesi
Kâbe’de hacılar, okulda cıvıl cıvıl çocuklar
0:00 0:00
1x
a- | +A

Sosyal medyada zaman zaman gözüme çarpan, sevimli, sempatik üç genç kardeşimiz var. Onları artık hepimiz tanıyoruz. Abdurrahman Önül’ün “Kâbe'de hacılar Hû der Allah” isimli ezgisini okuyan Celal Karatüre ve iki arkadaşının videolarından söz ediyorum.

İlk günlerde sosyal medyada her gün gördüğümüz yeni yüzlerden birkaçı olarak algılayıp geçtik. Ama bu akım bitmek bilmedi.

Bu ilahiyle bir anda Türkiye ve dünya gündemine oturan Celal Karatüre, dijital platformlarda en çok dinlenen isimler arasına girdi. Türkiye’de 1. sırada, Almanya’da 1. sırada ve dünya genelinde 9. sırada olan bu eser aynı zaman ilahi türünde Türkiye’den zirveye çıkan ilk sanatçı olarak kayıtlara geçti.

Abdurrahman Önül’e bir parantez

Eserin sahibi Abdurrahman Önül’e bir parantez açmak isterim. Düşünün ki kendiniz bir eser yapıyorsunuz ve birkaç milyon dinleniyor. Ama ellerinde çalgıyla dolaşarak ezgi okuyan, iddiasız, mütevazı üç genç bu eseri seslendiriyor. Milyara yakın dinleniyor. Ne yaparsınız? Nefsinize dokunabilir değil mi? Gerçekten de nefsine gem vurabilmiş bir insanmış Abdurrahman Önül, zira gidip dava açmak, telifle uğraşmak yerine bu gençleri kucakladı ve onlarla hemen bir düet bir de klip yaptı. Böylece kimsenin kaybetmediği, gençlerin başarısının perçinlendiği bir duruma tanıklık ettik. Helal olsun diyorum.

Peki Celal Karatüre neyi başardı?


Tam da Millî Eğitim Bakanlığının okullar için yayınladığı Ramazan Genelgesi’ne denk gelince sosyal medyayı kasıp kavuran bu eser okullarda milyonlarca çocuğun Allah (celle celalüh) nidalarıyla yüreklere ferahlık vermesine, okulları şenlendirmesine vesile oldu.

Bu videoları görünce aklıma birkaç ay önce yine aynı okulların hoparlörlerinden çalınan bir şarkı geldi. “Onlar arkadan havlarlar” diye başlayıp -affınıza sığınıyorum- havlama sesleri çıkararak devam eden şarkıya eşlik eden binlerce çocuğumuz. İçim öyle ezilmiş, yüreğim öyle sıkılmıştı ki o görüntülerde.

Şimdi soruyorum, havlama şarkısı söyleyen o çocuklar kimdi, Allah (celle celalüh) dedikçe coşan bu çocuklar kim? Ya da şöyle mi sormalıyız? Allah dedikçe cûş-u hurûşa gelen bu çocuklarımıza sahip çıkmayıp onlara havlama şarkısı dayatanlara biz bu yavrularımızı nasıl terk ettik?

Ve sonunda her zaman olduğu gibi yine Kur'an-ı azîmüşşandan süzülen bir ayet meali tokat gibi çarpıyor suratlarımıza.

“Onlar Allah'ın nurunu ağızlarıyla, boş laflarıyla söndürmek isterler. Hâlbuki inkârcılar istemese de Allah, nurunu tamamlayacaktır. (Saff Suresi 8. ayet)

-----

12-18 yaş arasına bağımlılık testi yapılacak mı?

Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu TBMM’de şu konuşmayı yaptı: Türkiye'nin sağlık kapasitesi bugün ulaşılabilirlik anlamında dünyaya örnek olmuş durumda. Avrupa ülkeleri bizim sağlık modelimizi alıyorlar, biz onlardan almıyoruz artık. Tütün bağımlılığı olsun, madde bağımlılığı olsun, davranışsal bağımlılıkla ilgili olsun, okullarımızda özellikle adölesan, 12-18 yaş grubunda bir tarama yapacağız. Millî Eğitim'le programlamaya çalışacağız. Tarama ve danışmanlık hizmeti vermeyi planlamaya çalışıyoruz.

Bu konuşma da “Öğrencilere uyuşturucu testi yapılacak” diye kamuoyunda yankı bulunca Bakanlık bu habere açıklık getirmiş ve şöyle demiş “Biyolojik bir test değil anket temelli bir araştırma olacak.”

Sayın Millî Eğitim Bakanı’m, Sayın Sağlık Bakanı’m. Çekinmeyin. Sadece okullarda öğrencilere değil, ben şirketlerin çalışanlarına, kamunun memurlara da bu testi yapması gerektiğini düşünüyorum. Bu testin yapılacağını ve ailesinin haberdar olacağını bilen bir genç, böyle bir durumla karşılaşınca arkasına bakmadan kaçar.

Sonuna kadar arkanızdayız. Çekinmeyin. Üstüne gidin. Bir adım önde olmadan, daha başlarken yılanın başını ezmeden bu savaşı veremeyiz.

------

Yapay zekâ artık Amerikan askeri!

Biz burada günlük hayatın telaşıyla uğraşırken, dünyada çok ciddi bir şey oluyor.

ChatGPT’yi yapan şirket OpenAI’nin patronu Sam Altman, birkaç gün önce açıkladı: “Bizim yapay zekâ programlarımız için Amerika’nın Savaş Bakanlığıyla (yani Pentagon’la) anlaştık. Onları gizli bilgisayar ağlarında kullanacaklar.”

Düşünün: ChatGPT’yi bütün dünya kullanıyor, milyonlarca insan. Şirket “Herkese faydalı olacağız” diyor. Ama şimdi sadece Amerika’nın ordusuna özel, gizli işlerde verecekler.

Niye tehlikeli?

● Amerika’nın askerî gücü daha da artacak. Bizim gibi ülkeler aynı seviyeye ulaşamazsa güç dengesi daha da bozulacak.

● Başka ülkeler de korkup kendi yapay zekâ silahlarını hızlandıracak. Yeni bir silahlanma yarışı başlayabilir.

● En korkuncu: Bu programlar ileride kendi başına hedef seçip ateş eden “katil robotlara” bağlanabilir. “İnsan eli olmadan olmaz” diyorlar ama ordunun eline geçince ne olur, belli olmaz.

● Bir de herkesin ChatGPT’ye sorduğu sorular, yazdığı şeyler… Dolaylı yoldan Amerika’nın eline geçebilir mi? Kim bilir.

Kısacası: O masum görünümlü sohbet programı artık sadece bizim yardımcımız değil. Büyük bir gücün savaş aletlerinden biri olmaya başladı.

Türkiye için ne demek? Kendi yapay zekâmızı geliştirmemiz, kimseye muhtaç olmamamız lazım. Yoksa yarın biri düğmeye basar, elimiz kolumuz bağlı kalır.

Dünya çok hızlı değişiyor. Biz de uyanık olalım, kendi göbeğimizi kendimiz keselim.

Allah ülkemizi korusun.

Ömer Ekinci'nin önceki yazıları...