Artık restoranda, kafede, lokantada servis ücreti, masa bedeli, kuver veya farklı bir isimle ücret alınması tamamen yasaklandı. Yeni düzenlemeyle birlikte menüde yazan fiyat haricinde müşterilerden ek ücret talep edilemeyecek. Yani müşteri sadece yediğinin içtiğinin bedelini ödeyecek.
Peki bunun sonuçları ne olacak? Sektörle konuştum.
1. Restoranlarda personelin çoğu asgari ücretle çalışıyor ve bu personelin çoğu tek maaşla ev kirası ödüyor, ev geçindiriyor ve çocuk okutuyor. İşletmeler servis bedelini adisyona yazıyorken, bu rakamın %45’i vergi olarak yine devlete gidiyor. Kalan %55’lik kısım da bu personelin ek ücreti oluyordu. Şimdi bu kalktı. Eğer işletmeler önce menüye, sonra da ücretlere zam yapmazlarsa bu personel yeme içme sektöründen başka sektörlere geçecek.
2. Başka sektörlere geçince ne olacak? Personel bulmakta zorlanan işletmeciler hem bu sebepten hem de maliyetlerden dolayı personeli azaltacak. Bu sefer restorana gittiğinizde masanızın temizlenmesi, yemeğin pişmesi, servis edilmesi süreleri uzayacak.
Buraya bir not ekleyeyim. Yurt dışından gelen misafirlerim Türkiye’deki restoranlardaki operasyonel hıza, hem mutfağın hem de salonun hizmet hızına ve kalitesine her zaman hayran oluyor. “Avrupa’da yarım saatte sipariş veremezsin, yarım saatte de yemeğin gelir, bir saat sürer” diyorlar. Bunu çok kişiden duyarsınız. İşte bu süreler uzayacak, kalite düşecek.
3. Kaldı ki servis ücreti gibi meseleler sadece İstanbul’da yaygın. Belki biraz da Bodrum, Alaçatı, İzmir gibi turistik bölgelerde. Onun dışında başka şehirlerde servis ücreti zaten yoktu. Servis ücretinin olmadığı şehirlerde zaten hayat daha ucuz, oralarda servis ücreti olmasa da çalışan çok zorlanmıyor. Büyükşehirde çalışan emekçinin hakkı yenmiş oldu.
4. Devlet bu kararla kendi eliyle kayıt dışını desteklemiş oldu. %10 servis ücretini adisyona yazan işletme yukarıda da belirttiğim gibi hem bunun vergisini ödüyor, hem de bu ödeme kayıt altına alınmış oluyordu. Gönüllülüğe bırakınca artık o rakam hem vergilendirilemeyecek hem de paranın dolaşımı takip edilemeyecek.
5. Franchise yatırımcıları aşırı mutsuz ve rahatsız. Yaptıkları yatırımla her bir restoranda âdeta küçük bir fabrika gibi insan çalışıyor. Ufak tefek bir restoranda 50 kişi, orta seviyede bir işletmede 100 kişi ve üstü insan çalışıyor. Milyonlarca lira yatırım yaparak açtıkları dükkânları birer ikişer kapattıklarında oluşan işsizlik nasıl önlenecek?
6. Son söz. Tek cümleyle söylüyorum haftaya %15-20 oranında zamları menüde göreceğiz. Yine olan vatandaşa oldu.
Oysa yapılacak işlem basitti. Kapının önüne nasıl ki menüyü koydurdu bakanlık. Altına da okunur şekilde “İşletmemizde %10 servis ücreti alınmaktadır” yazılacaktı. Müşteriler de buna göre girecek ya da girmeyecekti.
Esnafı kim koruyacak?
Bir kafe sahibi arkadaşım arıyor. Bir müşteri kafeye dışarıdan pastasını getiriyor. “Servisini yapabilir misiniz” diyor. Yanında da çay içiyorlar. İşletme de 100’er lira servis ücreti yazıyor. Bir bakıyorlar ertesi gün Ticaret Bakanlığı denetleyicileri kapıda.
Arkadaşım diyor ki “Biz onlara tertemiz tabaklar, çatallar, bıçaklar servis ediyoruz. Bir personeli onlara hizmetle görevlendiriyoruz. Tabaklar kırılınca adisyona yazamıyoruz ama bu da bir maliyet. O tabak, çatal, bıçak bütün kremasıyla, lekesiyle mutfağa geri geliyor, tekrardan tertemiz yıkanacak, durulanacak. Yıkayan kominin ayırdığı zaman, harcanan su, deterjan.”
Bütün bunların ücretsiz yapılmasını isteyen bir müşteri kitlesi de var. Olmayınca da sosyal medyaya, oradan Ticaret Bakanlığına. Bakanlık da hâliyle vatandaşını memnun etmek istiyor. İşin başında da dünya iyisi Bekir Kaplan abim. Not: Kendisi de işletmeciliği geçmişinden bilir, esnafı en iyi onun anlaması gerekir. Ömer Bolat Bakan’ım da ticaret hayatından geliyor. Eski MÜSİAD Başkanı’dır.
Ticaret Bakanlığı vatandaşı koruyacaksa esnafı kim koruyacak?

