Dinle
Kaydet
Türkiye Gazetesi
Çalınan bilgilerimiz için milat ve format şart!
0:00 0:00
1x
a- | +A

Bu sayfadan da çok kez konu ettiğim, hepimizin de aşina olduğu bir gerçek. Kimlik verilerimiz artık her yerde.

Ama şu kurumdan, ama bu bankadan, ama o yemek sipariş uygulamasından. Verilerimiz uçtu.

Şu anda birçok avukatın, emlak ve gayrimenkul danışmanının, sigortacının bağlanıp istediği kişi, tapu ya da araç plakası için bilgi alabildiği illegal Türkiye verisi portalleri var.

Dikkat buyurunuz! Örneğin 2025 yılında çalınmış bir veriden bahsetmiyorum. Öyle olsa, yani veriler bir kez çalınmış olsa o günden beri olan değişiklikler o veri setinde bulunmaz. Yani Türkiye’nin tapu verisinden bahsediyorsak bu illegal sistemlerde geçen hafta yaptığınız tapu değişikliğinin, yeni alımınızın ya da satışınızın verisi de var.

Artık yüzsüzlüğü öyle bir boyuta getirmişler ki sanki devletin bir hizmeti gibi bir sistem kurmuş, oradan üyelik satıyorlar.

Sanki bir bankanın müşteri hizmetleri birimi gibi onlarca müşteri temsilcisinin çalıştığı koca koca ofislerde bu verilerle sırayla vatandaşı arıyorlar. Sizin verinizi sizin yüzünüze okuyorlar.

Örneğin geçen hafta şu hastanede şu röntgeni çektirmişsiniz, şu doktorumuza muayene olmuşsunuz.

Bunlar tamamıyla sizi esir alma cümleleri. Bunları duyunca diyorsunuz ki “bu bilgileri devletten başkası bilemez, o yüzden ne diyorsa yapmalıyım.”

Daha önceki bir yazımda bu durumlarla nasıl baş etmemiz gerektiğini yazmıştım. Bu yazının konusu ise başka.

Devletimizden iki beklentimiz var.

1- Siber güvenlik ordusu

Acilen tüm kamunun, kamuya doğrudan ya da dolaylı çalışan tüm kurumların siber güvenlik açıklarını tespit edip önleyecek bir siber güvenlik ordusuna ihtiyaç var. Bankaların da milyonlarca müşterisi var ama “fraud” yani dolandırıcılığı anında yakalayıp müşteri kartını bloke eden, anında müşterisini arayan ve “bu işlemi siz mi yaptınız” diyen ekipleri var. Bankaların yaptığını devletimiz hayli hayli yapar kanaatindeyim.

Düşününüz, böyle illegal işlemleri yapan bu yasa dışı şebekeleri anında iş üstünde tespit eden bir siber güvenlik ordusu olsa, tespit ettiği anda oraya kolluk kuvvetleri anında baskın yapsa ve bunu da haberlerde baskın videosu olarak bir akşam izlesek ertesi gün buna kim tevessül edebilir?

Yeni göreve gelmiş olan İçişleri Bakanı Sayın Mustafa Çiftçi’den ilk talebimiz bu. Ayrıca görevi hayırlı, uğurlu olsun. Siber Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı uhdesinde bu iş gayet rahatlıkla yapılabilir.

2- Çalınan veriler anlamsızlaştırılsın

Nasıl ki bankalar belli periyotlarla şifreleri yenilemenizi istiyor, bunu da sizin keyfinize bırakmıyorsa devletin de vatandaşına ait birtakım bilgilerini, sağlık verilerini, tapu sicil kayıtlarını, kimlik bilgilerini belli periyotlarda anlamsızlaştıracak, işe yaramaz hâle getirecek bazı tedbirler alması gerekiyor.

Teknik detayına girmiyorum ama yine bankacılıktan gidelim, kredi kartı dolandırıcılığı arttığı zaman bankalar ve e-Ticaret siteleri ne yaptı? 3D Secure diye bir sisteme geçti. Artık kart bilgilerin yeterli değil, bir de o kartın sahibi olan kişinin sistemde kayıtlı numarasına gönderilen SMS’deki kodun tuşlanması gerekiyor. Bu tedbiri de banka aldıktan sonra artık sorumluluk vatandaşa kaldı. Banka diyor ki “Artık telefonuna da sen sahip çık, gerisini sende.”

Başka önerilerim de olacak önümüzdeki günlerde. Ancak sizler de önerileriniz varsa lütfen benimle paylaşın.

--------

Bakanlıklarda bayrak değişimi

İki bakan değişti ama söz konusu olan öyle iki bakanlık ki, kabine değişikliği kadar ses getirdi. Gerçekten de ülkenin belkemiği olan iki bakanlıkta, İçişleri ve Adalet Bakanlıklarındaki bu değişikliğin bu kadar ses getirmesi çok doğal.

Adalet Bakanlığında Yılmaz Tunç sorunsuz bir görev devri yaptı. Döneminde olanların artılarını eksilerini hukukçular, avukatlar, hâkimler, savcılar bilir. Ama devrederken ki imajı iyiydi. Görevi devralan Akın Gürlek son dönemde İBB soruşturmalarıyla her gün adını duyduğumuz bir isimdi. Operasyonları sırasında devletin farklı kurumlarında çeşitli zorluklar yaşadığını ve bunları da Sayın Cumhurbaşkanı’na aktardığı konuşuluyordu. Bu iki bakanlık da kendi bakanlığı ve İçişleri idi. Savcılık makamı operasyonları neticede emniyet eliyle gerçekleştiriyor.

Bu bakanlık değişimlerini de ben önümüzdeki dönemlerde gerçekleşecek operasyonların altyapı sağlamlaştırması olarak yorumluyorum.

İçişleri Eski Bakanı Ali Yerlikaya’yı Gaziantep ve İstanbul Valiliklerinden tanıyorum. İstediği gibi bir bakanlık yaptığı düşüncesinde olduğunu sanmıyorum. Yeni bir göreve atanmaması da bunun göstergesi olarak okunabilir. Hatta ayrılırken söylediği “ben özgürlüğe gidiyorum” sözü de bunu perçinliyor.

Giden de gelen de hayırlı olsun ülkemize.

Ömer Ekinci'nin önceki yazıları...

ÖNE ÇIKANLAR