Dinle
Kaydet
Türkiye Gazetesi
Geçti geçti…
0:00 0:00
1x
a- | +A

Efem dün 14 Şubat (Valentine’s Day) sevgililer ve yüreğinin götürdüğü yere gidenler günü, şenliklerle kutlandı. Fakat karşıt eylemler ve kıskanç mihraklarca desteklenmiş protestolar sevgilileri tedirgin etti! Protestolar, 'Mutlu Çiftleri Kıskananlar Kulübü'nün Taksim Meydanı’nda elinde buketle bekleyen kılıbığın ayakları dibine "kalıbından utan!" yazılı siyah çelenk bırakmasıyla başladı.

Sokak röportajındaki sıradan vatandaş bile olaya vakıftı; “Ya abi, biz de inanıyorduk da sorduk soruşturduk; Valentino Aziz bizim mahalleden değilmiş zaten, gâvurmuş. Vakti zamanında askerin biri bir kıza yanıkmış. Savaştan kaçmış. Bu Valentino da "Al koçum şu parayı, kıydım ben size nikâhı" gibisinden konuşmuş, bir güzellik yapıp gençleri köye dayısının yanına yollamış. Bir iki derken kral durumu çakıyor, 14 Şubat günü Valentino sizlere ömür. Ölünce helvayı kalp şeklinde yapmışlar, bizimkiler de ne duysa onun gazıyla tüketim çılgınlığı hesabı yapıyor. Durum bu yani...”

Aziz Valentine'ın ruhunu çağırıp bir güzel dövmeye niyetlenenler, çiftlerin gidebileceği her türlü mekâna bomba ihbarı yapanlar, ülkedeki gülleri topluca ateşe vermeye kalkanlar oldu… ‘İlk Aşkını Unutamayanlar Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği" ise, yıllar önce izini kaybettikleri ilk aşklarının bulunması için Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvurdu. El ele tutuşan çiftlerin ellerini raptiyeyle birbirine monte etmeye niyetlenen bir çete, yalnızlıklarına küfretme aşamasında çökertildi.

"Sevmeyeceğiz, sevilmeyeceğiz, kimsenin tontiş'i olmayacağız!" yazılı pankartlar da dikkat çekti. "Sevgilii şa-şır-maaa sabrımızıı taşır-maa" "Kahrolsun emperyaa-list sevgiliiler güüü-nü da-yat-maaa-sı" sloganlarıyla ayaklanıldı. Ayaklanma sırasında koşarak bağlama çalan birkaç kişi de telef oldu. O niye oldu bilmiyorum...

Sabah saatlerinde Boğaz Köprüsü’nde de olay vardı 'sevgilisinden yüz bulamayan köprüye çıksın topluluğu" üyeleri "salya sümük, aşkımızı gömdük!" tezahüratlarıyla köprü korkuluklarına çıktı. İkna edilerek indirilen göstericiler, ‘ihtiyaçları olan sevgi gösterilmek üzere’ en yakın karakola götürüldü…

Günü sevgilisiz ve sevgisiz geçiren yalnızlar ordusunun kimi gururlu neferleri, 'kasaba minnet edeceğime baldırımı keser yerim' mantığıyla; kendi kendilerine çiçek ve mesaj gönderdi... Verilen hediyeyi beğenmeyen sevgililerine sert bir şutla veda edenler ise "haydi lilll lilili yaar" nakaratı eşliğinde toplu cinnet geçirdi...

Tüm bunlar; gün boyunca yapış yapış çift, kırmızı kalp, ayıcık, gül popülasyonundan bunalan, dayatılan romantizme tepki duyan, tek taş terörüne maruz kalan, nerede ‘cins bir âdet varsa hemen uyum sağlıyor’ olmamıza gıcık olanların tepkisi.

Yok bi şeyim yaa, gözüme toz kaçtı…

Ninem diyor ki; Taklit; şakşakçılığın en içten çeşididir.

Halime Gürbüz'ün önceki yazıları...

ÖNE ÇIKANLAR