Çocuklar bizi gizli takip edip örnek alan bizim âdeta aynamız olan küçük insanlardır. Daha önceki yazımda da bahsettiğim gibi çocuklar bizim sözümüzü dinlemez ayak izlerimizi takip eder biz anne babaları örnek alırlar.
Her zaman dikkatli olmalıyız ama ramazan ayında bilhassa konuşma tavrımıza hâl hareketlerimize ve davranışlarımıza daha dikkat etmeli hassas olmalıyız. Orucun sadece yeme içmeyi kesme değil hâl ve hareketlerimizin de orucu olduğunu çocuklarımıza davranışlarımızla yansıtmalıyız.
Anlayışlı olmalıyız, çevremizde yaşlı komşu ve akrabalarımız varsa eğer gözlemlemeli ihtiyaçlarını karşılamaya yardımcı olmalıyız. Biz bu yardımları yaparken çocuklarımızı da yanımızda bulundurmak onlara örnek birer davranış olacaktır.
Çocuklarımız oruç tutsun ya da tutmasın iftar ve sahuru birlikte yapmaya özen gösterelim. Onların istedikleri menüleri hazırlamaya özen gösterip vakit gelmesini sabırla bekleyerek örnek olalım.
Ramazanın olmazsa olmazlarından biri de teravihtir. Çocuklarımızı yanımızda teravihe götürebiliriz. Uzun bir süreç evet sıkılacaklar gittikleri ortama uyum sağlamayı kavramaları gerekir. Bazı ortamlarda camilerde etkinlik, koşturmacalar görüyoruz; evet çocuklarımızı camiye alıştırmak için olabilir. Ama şöyle bir düşüneli çocuğumuz sinemaya gitti ve ilk kez alışması için salonda koşmasına oynamasına bağırmasına izin veriliyor mu? Asla hemen bir uyarı alıyoruz veya bir tiyatro, o da aynı şey çocuklarımız da gittikleri ortamın kurallarına uyum sağlamayı bizler ile bu ortamlara girerek öğrenecekler. O yüzden gittikleri teravihte katıldıkları herhangi bir toplumda oranın kurallarına tabi olmalı hiçbir bireyi rahatsız etmemeli ibadetine engel olmamalılar. Saygı, sevgi, sabır ve anlayış ailede başlayan kavramlardır. Hayırlı ramazanlar...
Tuğba Kaynak-Çocuk Gelişimi Uzmanı
ŞİİR
Bir türlü varamadım
Hasretin yaktı yine canımı
Herkes vardı yanına da
Bir ben miyim mâkus talihli?
Kıramadım Ya Resûlullah…
Sanki tahtadan bacaklarım
Koşamadım, düştüm kaldım,
Ne kıymeti var bu dünyanın
Engel oldu, yapıştı yakama
Bir kenara atıp da gelemedim
Ya Resûlullah…
Senden başka ümidim mi var?
Tutacak dalım, gidecek kapım mı var?
Makam-ı Mahmud’un başka sahibi mi var?
Rabbimin katında senden üstün kim var?
Cennetten kıymetli toprağına ben garip
Bir türlü varamadım
Ya Resûlullah… (Sallallahu aleyhi ve sellem)
Aslı FRNC.
TARİHTEN BİR YAPRAK
BİTPAZARI: Kullanılmış veya arızalı eşyaların ucuza satılıp alındığı çarşı ve pazar yeri. Osmanlılar zamanında Anadolu ve Rumeli'deki büyük yerleşme merkezlerinde bitpazarı kurulurdu. Fetihten sonra, aynı pazar yerleri İstanbul'da da kurulmaya başlandı. Halk arasında bu pazar yerleri “bayat pazarı” “bat pazarı” gibi adlarla anılırdı. Bitpazarlarında, paraya ihtiyacı olan veya eski kullanılmış ürünleri elden çıkarmak isteyenlerden pazarlık yoluyla ürün alınıp satılır. Pazar esnafı aldığı eşyaların tamir ve bakımlarını yapar, tekrar aynı yerde çok az bir kârla satarlardı. Tamir ve bakım yapılmadan satılan eşyalar da olurdu.
Önceleri büyük şehirlerin belirli yerlerinde belirli günlerde açıkta sergi hâlinde kurulan bitpazarı; daha sonraları devamlı pazar yeri hâline geldi. İstanbul'un en meşhur bitpazarı yeri Kapalı Çarşı ile Bayezid Camii arasında kurulan pazardır. Bu pazar yeri Topkapı, Aksaray, Horhor, Kadıköy semtlerinde de açılmasına sebep olmuştur.

