Sık sık dile getirdiğimiz önemli konulardan biri. ABD ve İsrail’e asla güven olmaz. Dostluk postuna bürünür, düşmanlık ederler. İstediklerini yok etmek için ellerindeki her kozu kullanırlar.
Sürekli İslam ülkeleri üzerinde kanlı hesaplar yaparlar.
Libya, Suriye, Somali, Mısır, Gazze, Afganistan, Pakistan, Yemen, Sudan, Irak… Daha birçok İslam ülkesi… Bu “durdurulamaz” iki gücün pençesindeler.
Son örneğini de İran’a yapılan saldırıda görüyoruz.
ABD Başkanı Trump savaş gemilerini yığınak yaptı. Bölge ülkelerindeki üslerini takviye etti. Bazen iyi adam, bazen kötü adam pozlarıyla!.. Pazarlık/görüşme/müzakere adı altında tehditler savurdu.
Amacı başından belliydi zaten…
Dikkatleri üzerine çektiği bir anda, İsrail devreye girdi. Orta Doğu’daki maşası soykırımcı Netanyahu düğmeye bastı. İran’ı bombardıman yağmuruna tuttular. Nükleer bahanesiyle İran’ı haritadan silmek için...
***
Bu bir gerçek:
İslam ülkeleri birlik olmadıkça, ittifak kurmadıkça… Her zaman saldırılara maruz kalacaklar. Her geçen gün yer altı zenginliklerini kaybedecekler.
Başka bir gerçek ise;
Orta Doğu’daki ABD ve İsrail’in peykleri... Bu ülkeler iş birliğini sürdürdüğü müddetçe, İslam Coğrafyasına huzur gelmez, barış gelmez. Artık korkulardan kurtulma zamanı, olanları görme, dayanışma zamanı… Uykudan uyanma, silkinme, kendine gelme zamanı.. Vaatlere kanmama, tuzaklara düşmeme zamanı… İzan zamanı, idrak zamanı, mizan zamanı…
Velhasıl;
Türkiye gibi dik durma, oyunları bozma zamanı…
Bu temennimiz gerçekleşir mi? Biraz zor gibi ama biz söyleyelim de uyup uymamak kendilerinin bileceği bir iş.
Şu da bir gerçek:
Cumhurbaşkanı Erdoğan her zaman dile getiriyor. Her daim masumların, mağdurların, mazlumların yanındayız. Soykırımcıların, zalimlerin, merhametsizlerin karşısındayız...
Saldırılar başladığında diplomasi trafiğini devreye soktuk. Cumhurbaşkanı ve Dışişleri Bakanı ilgili ülkelerle temas kurdular.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’dan alıntı ile noktalayalım sözlerimizi:
“Dünya büyük bir değişimden geçiyor. Bu değişim büyük riskleri beraberinde getiriyor. Bu, sadece Türkiye için değil, bu bölge için de geçerli. Dünyadaki değişimin Türkiye'ye olan etkisini minimize etmek, fırsatlardan daha fazla istifade etmek, sadece halkımız için değil, bölgemiz için bir istikrar havzasını devam ettirmek istiyorsak bizim Cumhurbaşkanımızın liderliğinde yolumuza devam etmemiz gerekiyor. En büyük dış politika mesajım, dış güvenlik mesajım bu.”
Hem ülkemiz hem de bölgemiz açısından önemli bir değerlendirme…
BAŞARI ENGEL TANIMAZ (FOTOĞRAFLI)
Adalet Bakanı Akın Gürlek kabinenin yeni üyesi…
“Hak/adalet” duygusunu pekiştirmek için işe hızlı başladı.
Yargı süreçlerinin adil ve hızlı işlemesi, sosyal medya alanında düzenleme yapılması, suçlu çocuklarla ilgili kanunların yeniden düzenlemesi, cezaevinden örgütlerin yönetilmesinin engellenmesi gibi konularla ilgili yargı reformlarına çok önem verdiğini gözlemledik.
İstanbul'da Başsavcı iken;
Rüşvet, iltimas, irtikap, uyuşturucu, gibi, toplumumuzun kanayan yaralarıyla ilgili titiz çalışma yapan, CHP’li belediyelerdeki vurgunları, soygunları, talanları ortaya çıkaran Akın Gürlek, yeni görevinde de birçok başarıya imza atacaktır. Bundan zerre şüphe duymuyoruz...
BİR DEMET NÜKTE!
Ekrem İmamoğlu, ‘duyanlara duymayanlara’ diye duyurmuş; Silivri Cezaevindeki makamından… İBB ve iştiraklerine yönelik yapılan denetimleri rakam vererek.
Sayıştay ve İçişlerinin 1.590 kez denetiminden geçmiş. Hiçbir kamu zararı ve yolsuzluk bulunamamış!
Biz de diyoruz ki:
O hâlde korkmaya hiç gerek yok. Türk adaletine, yargısına güvenmek yeterli… Önümüzdeki günlerde başlayacak yargılamada 14 farklı suç ve 143 eylemden sorumlu tutulacak. 849 yıldan, 2 bin 430 yıla kadar ceza isteği var...
Binlerce denetimden aklanan İmamoğlu; inşallah(!) bu suçlardan da aklanır…
Maalesef şunu da belirtmek zorundayız ki;
Bu kez tablo o kadar iç açıcı değil… Belgelenmiş ağır suçlamalarla karşı karşıya?!
***
CHP’nin 38. Kurultayı ile ilgili mahkeme de sürüyor. Son duruşmada bazı delegeler ve tanıklar İmamoğlu ve Özgür Bey için ağır ithamda bulundu. Para karşılığı delege oylarını almaya yönelik pazarlıklarda dönen paraları da söylediler. Hem de eğlence mekânlarında eğlenirken…
Bir asırlık partinin hâli içler açısı! Eksik olmasınlar(!) İmamoğlu ve Özel CHP’yi pavyona bile düşürdüler!?.
Yazıktır, günahtır:
Size oy veren kitleleri bu kadar incitmeye değer mi?
***
Özgür Bey, köprüler satılacak diye kıyameti koparıyor. Özelleştirme karşıtı bir havada…
Ama unuttuğu bir şey var:
İmamoğlu’na kayıtsız-şartsız teslim ederek, bir kişinin tapulu mülkü hâline getirircesine CHP’yi de özelleştirdi!
İmamoğlu’nun her dediğini yerine getiriyor. Bir dediğini iki ettirmiyor. Her gün mitinglerde ter döküyor. İmamoğlu’nun aday olamayacağını bilmesine rağmen; parti içi muhalifleri gözden çıkararak…
Acaba bunun farkında değil mi?!
Ya da bile isteye mi tercih ediyor…
"KUT"UPLAŞMAK!
Millî Eğitim Bakanı Prof. Dr. Yusuf Tekin’in okullarda "ramazan kutlamaları"na yönelik genelgesi, CHP ve eksenindeki karşı mahallenin sinirlerini(!) gerdi.
İktidarı laiklik karşıtı ve gericilikle suçladılar. Toplumun değerlerini hiçe sayarak.
Hatırlayacaksınız bir de dayatmacı çevreler… Birkaç gün önce imza toplamış yürüyüş de yapmışlardı. Bir bardak suda fırtına koparmak için!.. 28 Şubat'ın tarihe gömüldüğü yıl dönümüne denk getirerek.
Ezcümle hepsi gerekli karşılığı muhataplarından aldılar. Cumhur İttifakı da yerinde ve sert tepki gösterdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan ne dedi:
“Bu milletin temelinden ezanı, Kur'ân'ı, peygamber sevgisini, ramazanı, orucu, zekâtı, sadakayı çekip aldığınız zaman geriye ne tarih kalır ne istikbal kalır ne millet kalır ne de devlet kalır!.."
MHP lideri Bahçeli ne dedi:
"Allah’a iman etmek gericilikse, biz de bal gibi, buz gibi gericiyiz! Çocuklarımıza ramazan ayının muteber ahlak ve manasını aktarmak gericilik olarak değerlendiriliyorsa biz de buna sonuna kadar ortağız...’’
***
Halkın millî ve dinî değerlerinden uzak duranların… Küçümseyen, dalga geçenlerin -kim, hangi parti olursa olsun- iktidara gelme ihtimali çok zayıftır.
Toplumu kutuplaştırmanın kimseye faydası yok. Birlik ve beraberliği dinamitlemek kimlere yarar! Sadece pusuda yatan düşmanlarımıza…
Bunu da unutmayalım...

