Dinle
Kaydet
Türkiye Gazetesi
Havada bulut, erken seçimi unut!..
0:00 0:00
1x
a- | +A

CHP’li Burhanettin Bulut çok yerinde söz söylemiş.

Tekirdağ’da düzenlenen Yerel Medya Buluşmasında…

Yerel gazeteciliğin küçümsenmesini,

Ulusal gazetecilikte kutuplaşma yaşanmasını…

Medyanın iktidar ile muhalefet arasında sıkışmasını,

Basın özgürlüğünün demokrasi meselesi olduğunu…

Dikkatimizi çeken en önemli değerlendirmesi de şu:

“Gazetecilik yoksa yolsuzluk artar, güvensizlik artar"

Diğer tespitlerini bir tarafa bırakalım…

Ama bu değerlendirmeye katılmamak mümkün mü?

Eğer medya olmasaydı;

CHP’li belediyelerdeki büyük yolsuzluklar,

Rüşvet, irtikap, adam kayırma, sahtekârlık, rant…

Soygun, vurgun, yalan, talan nasıl ortaya çıkacaktı?

Vatandaşlarımız bunlardan nasıl haberdar olacaktı…

Ne güzel de teşhis koymuş… Doğru söze ne denir ki…

Burhanettin Beyin ağzına sağlık?!

Genel Başkan Özgür Bey de…

Toplumsal Barış ve Demokrasi Konferansı’nda konuşmuş.

Açılan soruşturmaları, davaları eleştirirken…

Yapılanların Türkiye’nin barışına açık bir darbe olduğunu söylemiş.

Buradan devlet büyüklerine sesleniyorum:

CHP’li belediye başkanlarını, yöneticilerini serbest bırakın…

Soruşturmaları kapatın, davaları askıya alın… Bu sayede de,

Memlekete huzur ve refah gelsin… Barışın temellerini atın…

86 milyon insanımız mesut ve bahtiyar yaşasın…

Size de bol bol dua etsinler…

Onlar murada ersin, bizler de kerevetine çıkalım…

Artık kanuna da, düzenlemelere de ihtiyaç kalmaz…

Yeni Anayasa da böylece yazılmış olur…

Ne dersiniz?!

***

Hepimiz yakından takip ediyoruz.

Yargıya intikal eden CHP’li belediyelerle ilgili iddiaları…

Mahkemeler mutlaka en adil kararı verecektir.

Hiç kimsenin etkisinde kalmadan…

Somut deliller, bilgiler ve belgelerin ışığında.

Bundan yana hiçbir şüphemiz yok.

Ama yargımızı itham altında bırakmak,

Hâkimlerimize, savcılarımıza hakaret etmek…

Meseleyi siyasi mecraya sokmaya çabalamak

Kimseye bir şey kazandırmaz.

CHP’ye de Özgür Beye de İmamoğlu’na…

CHP artık bu itici yaklaşım saplantısından sakınmalı.

Bu süreci uhuletle /suhuletle takip etmeli.

Cumhurbaşkanı Erdoğan bu konuda çok hassas

Her zaman da dile getirerek CHP’yi uyarıyor.

Geçtiğimiz hafta sonu da bakın ne dedi:

"Her gün çok çirkin ifadelerle son derece sorumsuz ve sorunlu cümlelerle mahkemeler üzerinde baskı kurmaya çalışmak ancak yargı süreçlerinden ürkenlerin, korkanların, çekinenlerin başvuracağı bir yöntemdir. Öyle ya, çiğ süt içmediyseniz bu karın ağrısı niye? Yolsuzluk yapmadıysanız, rüşvet almadıysanız, bu telaş hâli niye? Hukuku çiğnemediyseniz, adaletin tecellisinden niçin tedirgin oluyorsunuz? Kendinize güveniniz tamsa, kendinizden eminseniz 'arınmak' sözcüğü sizi neden bu kadar rahatsız ediyor? Milleti saf yerine koymaktan artık vazgeçin."

***

Kaldığımız yerden yine Özgür Özel’le devam edelim.

Ağzında pelesenk olan "Seçime gidelim” temennisiyle…

Ekrem İmamoğlu’nu yeniden İstanbul’a aday gösterdi.

Seçim tarihini de verdi: 29 Mart diyerek…

Beklentisi de şu:

İmamoğlu sandıktan büyük farkla çıkacak.

Bu tabloya göre iktidar erken seçime gitmek zorunda kalacak.

Zannediyor ki Cumhurbaşkanı Erdoğan 'tamam' diyecek.

Uluslararası arenada:

Türkiye’ye karşı kurulan tuzakları, oyunları bozan,

Diplomatik girişimlerde aranan lider olan,

Cumhurbaşkanı Erdoğan oyuna gelecek!

"Hemen seçime gidelim" diyecek.

"Kazanamazsak ikimizde siyaseti bırakırız" diyen Özgür Bey:

Oyun bozucu, oyun kurucu kim unutmuş galiba!..

Birileri hatırlatsa iyi olur…

Erken seçim demişken, Saadet Partisi’ni anmadan da geçmeyelim.

Genel Başkan Mahmut Arıkan bakın ne diyor:

“Erken seçim değil de baskın seçim ihtimali daha yakın!”

Hoppala… Bu da nereden çıktı demeyin sakın.

Demek ki baskın seçimle erken seçim farklıymış.

Baskın seçim şöyle mi acaba?

Cumhurbaşkanı Erdoğan bir sabah uyanacak…

"Memleketi seçime götürüyorum" diyecek?

Ya da milletvekillerine aynı anda ilham gelecek…

Yarın Meclis Genel kurulunda seçim kararı alacaklar…

Belki de Mahmut Beyin bir bildiği var da…

Bizler o bildiğinin farkında değiliz.

Atasözlerimizden yararlanarak bu konuyu da kapatalım:

Aç tavuk kendini darı ambarında sanırmış…

Yenilen pehlivan güreşe doymazmış…

Kimin için söylediğimizi anlayacağınız bir söz daha var:

"Adam, yenilmekle marifetli olur; yanılmakla âlim...”

Tabii bu söz de ders almasını bilene!?.

"SU"LU ŞAKACIK

Mansur Yavaş gençlerle sohbet yapıyor ve diyor ki:

"Benim suyum kesilmiyor. Suyu kesilen varsa söylesin."

Maalesef anket niteliğindeki bu sorusu ters tepiyor.

Gençlerin yarısından fazlası elini kaldırıyor.

Tabii ki hayal kırıklığı Mansur Bey açısından…

Meselenin abartıldığından, düzenli kesintiye kadar…

Birtakım gerekçelerle gençleri iknaya çabalıyor.

Ama nafile amacına ulaşamıyor.

Bizim üzerinde durmak istediğimiz mesele bu değil…

Acaba Mansur Beye kim torpil yapıyor?

Doğrusu merak ediyorum.

Ya da Mansur Beyin su deposu var da…

Bunun farkında mı değil?!

Bunların cevabı kritik önemde…

Mansur Beye düşen görev büyük.

6 milyon Ankaralı perişanken…

Kendisine yapılan bu kıyağa karşı çıkmak…

O kişinin işine son vermek…

Bakalım yapabilecek mi?!

Vatandaşlar arasında ayrım gözetmek…

Anayasa suçu değil mi…

Hukukçu olarak kendisi çok iyi bilir.

Hatırlatalım da yüreklerimize akmayan sudan serpelim?!.

Akif Bülbül'ün önceki yazıları...

ÖNE ÇIKANLAR