Dinle
Kaydet
Türkiye Gazetesi
Talana şahit bir medya patronu!
0:00 0:00
1x
a- | +A

Yusuf Yadoğlu, 1970 Sivas Gürün doğumlu bir iş adamı. İlkokul mezunu. Birçok şirketin sahibi veya ortağı. 2018 ve 2019 yılında İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nden Ayazağa ve İkitelli garajlarının işletme ihalelerini almış.
CHP idaresi yönetimi devralınca İmamoğlu'nun adamları kendisinden ihalelerin devamı için havuza %12 pay vermesini talep etmiş. Bu kirli teklifi kabul etmediği için sistem dışına itilmiş. 2024 yılında İBB'nin açtığı 8 garaj ihalesinden 3'üne vermiş. 800 milyon TL daha düşük teklif sunmasına rağmen elenmiş.
Uğradığı haksızlığı CHP'ye iletmesi için Halk TV'nin sahibi Cafer Mahiroğlu ile görüşmüş. Yadoğlu'nun ahbabı Mahiroğlu, yapılan usulsüzlükler hakkında Murat Ongun ve İbrahim Bülbüllü ile görüşmüş. İETT'nin gölge patronu Bülbüllü talimatın bu yönde olduğunu, talimatı verenin de Murat Ongun olduğunu belirtince Cafer Mahiroğlu, Murat Ongun'u aramış. Murat Ongun "düzene uymayan adamla çalışmak istemiyoruz" deyince Cafer Mahiroğlu adamın şikâyet edeceğini belirtmiş. Bunun üzerine Ongun "99 dosya var, 100 dosya olsa ne olur" şeklinde karşılık vermiş. Cürete bak!
2021 baharında Ayazağa garajının sözleşme süresi dolmuş. Yadoğlu içerideki yüklü miktarda malzemeyi Ulaşım AŞ'nin almasını teklif etmiş. Tabii ölü fiyat vermişler. İş adamı kabul etmemiş. Bunun üzerine Yadoğlu, yine Halk TV'nin sahibi Cafer Mahiroğlu'nu aramış. Mahiroğlu "Ulaşım A.Ş'de Özgür Karabat'ın (Şimdilerde CHP Genel Başkan Yardımcısı) sözü geçer, onunla görüş" cevabını almış. Bakırköy'de Halk TV'nin binasında Karabat ile buluşmuşlar. Malzemeler geliş fiyatına satılmış. Malları alan 'sistem'in adamı Remzi Baka, ödeyeceği 25 milyon liranın 8,5 milyon lirasını işçilerin tazminatı diye vermemiş.
Yusuf Yadoğlu, İzmir Büyükşehir Belediyesinden de çöp araçlarının bakım onarım ihalesini almış. Ancak belediyeden 300 milyon lirasını bir türlü tahsil edememiş. Ve yine Cafer Mahiroğlu'nun kapısını çalmış, "N'olur yardımcı ol. Parayı alırsam bunlarla bir daha çalışmayacağım" diye yakınmış. Mahiroğlu "O zaman firmayı bana sat" demiş. Şirketin devri yapılmış. Ama Cafer Mahiroğlu değil, İngiltere'de yaşayan Hakan Arıcan üzerine. O firma daha sonra İzmir Büyükşehir'den ihale almış.
Yusuf Yadoğlu, Antalya Büyükşehir Belediyesinden toplu taşıma araçlarının bakım ihalesini de almış. Yadoğlu, İBB soruşturması çerçevesinde tutukluyken savcılığa sunduğu dilekçe ve ek ifadeleriyle Antalya’daki lağımı da patlattı! Yadoğlu, Muhittin Böcek ve oğlu Gökhan’ın kendisinden yüksek miktarlarla para talep ettiğini söyledi. Mesela Böceklerin gelinine daire alınmak üzere 30 milyon lira verdiğini ifade etti. Kendisi Böcek soruşturmasının da kritik isimlerinden...
Bütün bu bilgileri Antalya iddianamesinden okudum.
Hikâye bol. Anlat anlat bitmez...
CHP'li belediyelerde dönen yolsuzluk düzenini Halk TV'nin patronu en iyi bilenlerden biri.
Ama buna rağmen televizyonu, İmamoğlu'na ölümüne sahip çıkıyor!
Onun için "Yalanlar yüzünden tutsağız" sözünü başlığa çıkarmakta beis görmüyor.
Bu durumda iki seçenek çıkıyor.
Bir: Hiç samimi değiller.
İki: Patronları 'sistem'in parçası.
Sizce hangisi.

Baykar'ı pes ettiren muhabir

İhlas Haber Ajansı'nın savunma muhabiri Zöhre Alagöz, Türkiye’nin ilk insansız savaş uçağı Kızılelma'nın kadın pilotu Elif Ergin ile bir röportaj yaptı. Haber bütün mecralarla kullanıldı ve ses getirdi. Zöhre'yi tebrik ettim. Teşekkür ettikten sonra şöyle dedi: "Abi TB-2'den bu yana Baykar'da haber yapmak için uğraşıyorum. 8 yılı yakın süredir her hafta mail attım. Sonunda Selçuk Bayraktar'ın özel izniyle tesise girdim ve 3 özel haber yaptım."
Zöhre'nin bu azmi iletişim fakültelerinde ders konusu olur.

Saray'da bir dağıtıcı...

Ali Akbar, 1952 yılında Pakistan'da doğmuş. 18 yaşında gemilerde çalışarak Avrupa'ya gitmiş. 1973'te Paris'te gazete dağıtıcılığına başlamış. Aralıksız 50 yıl gazete dağıtmış. Zamanla bir satıcıdan çok daha fazlası hâline gelmiş. Şehrin en tanınmış simalarından biri olmuş. Seyyar gazete satarken bağırdığı "Ça y est!" (İşte bu) sloganıyla ünlenmiş. Hayatı kitaplaştırılmış. Müşterileri arasında gelecekte cumhurbaşkanlığı ve başbakanlığa yükselen isimler olmuş. Akbar, hafta sonu Cumhurbaşkanı Emanael Macron'un elinden Liyakat Nişanı aldı. Günde 50-60 Le Monde nüshası satan Akbar, kendini artık bir şövalye gibi gördüğünü söylüyor.
Bir gazetenin okurla buluştuğu son halka gazete dağıtıcısı. Bir kültür taşıyıcısı.
Bu vesileyle tüm emektar dağıtıcılarımızı saygıyla selamlıyorum.

Hâlâ konuşuyor

Nazlı Ilıcak basında yetmişlerden doksanlara kadarki dönemin kudretli patroniçesiydi. Mücadeleci ve kavgacıydı. Turgut Özal ile takışıp kocası Kemal Ilıcak'ın başını yedi. 28 Şubat döneminde siyasete atıldı, Faziletlileri yaktı.
Sonra Fetullahçılara yanaştı. Kumpasçı savcılarla röportajlar yapıp, kar topu oynarken poz verdi. 15 Temmuz'dan sonra tutuklandı. Ağırlaştırılmış müebbetle yargılanıyordu. Üç yıl kadar yatıp çıktı.
Ilıcak on bir yıl sonra Medyascope'a bir mülakat verdi. "15 Temmuz 2016’da duvara çarptım. 12 Eylül’ün şartları daha hafifti. Dindarlar konusunda çok yanıldım" demiş. "Duvara çarpmak" bir nedamet ifadesi mi bilmiyorum. Ama Nazlı Ilıcak hâlâ kendini sorgulamıyor, "hata yaptım" demiyor!..

Fatih Selek'in önceki yazıları...

ÖNE ÇIKANLAR