Dinle
Kaydet
Türkiye Gazetesi
Ekranların öfkeli yüzü: Cihan, Boran’ı dövsün diye...
0:00 0:00
1x
a- | +A

Türkiye giderek şiddet toplumuna dönüşüyor. Medya problemin bir parçası. Sokaktan, pazardan, trafikten, okuldan, hastaneden birilerini kurşunlayan, bıçaklayan, darbeden insanların görüntüleri yağıyor. Televizyonlar ve internet haber mecraları bunları döndüre döndüre yayınlayarak şiddetin sıradanlaşmasına aracılık yapıyor. Ana haber bültenlerinin yarısı güvenlik kamerasına yansımış şiddet haberleriyle dolu. Bakın kaç gündür, yeni doğmuş bebeğe şiddet uygulayan hemşirenin görüntülerini konuşuyoruz.
Haberlerde şiddetten yakınılıyor. Failler cani, vahşi gibi ifadelerle telin ediliyor. Ama ana haberlerin bitiminde şiddet içerikli diziler başlıyor.
Bu sıralar gösterimdeki bütün dizilerin konusu sözleşmiş gibi birbirine benziyor. Ekranlar kötü, çatık kaşlı, bağıran, beli silahlı adamlardan geçilmiyor. Hatta TRT bile. Devlet kanalında “Taşacak Bu Deniz” diye bir dizi var. Hep öfke, vurdu, kırdı, ekşın!
Kanal D’de yayınlanan “Uzak Şehir” dizisinde kadınlar bile silah çekip racon kesiyor. Dizinin, YouTube’da kısa tanıtım başlıkları şöyle:
-Kaya Boran’a yumruk attı.
-Fidan, Ecmel’i duvardan sarkıttı.
-Demir ve Kaya birbirine girdi.
-Cihan, Boran’ı tek hamlede yere serdi.
-Cihan, Boran’ı tüm gücüyle dövdü...
Milyonlarca kişi ekran başında Cihan’ın Boran’ı dövmesini bekliyor. Dayak sahneleri, sosyal medyada milyonlarca kişi tarafından beğenilip, binlerce yorum alıyor.
Yine aynı kanalda “Eşref Rüya” yayınlanıyor. Her bölümde mutlaka bir silahlı çatışma var. Çatır çatır adam öldürülüyor.
Dizide esas oğlan Eşref, sevdiği kıza “Ama ben kötü biriyim Nisan” diyor. Nisan ne cevap verse beğenirsiniz:
- “Biliyorum. Ama çok güzel seviyorsun. Seninle olmayı ben seçtim. Başıma gelecekleri bile bile…”
Çoğu dizide kurşuna kafa atan adamlar sevdikleri karşısında pamuğa dönüştürülüyor. Genç kızlara belalı tipler özendiriliyor.
Now’da yayınlanan “Kıskanmak” filminde Seniha (Özgü Namal) annesini balkondan attı. Tesadüfe bakın ki bir hafta sonra şarkıcı Güllü’yü kızı balkondan itip öldürdü. Güllü’nün kızı diziden esinlenmiş midir? Kim bilir! Ama o sahne önce dizide yayınlandı. Ve eylemin dizideki gibi planlı olduğu savcılık ifadesinde ortaya çıktı.
Now TV’nin yeni dizisinin ismi “Yeraltı”… Neyi anlattığını izaha gerek yok. Aynı kanalda yayınlanan “Halef: Köklerin Çağrısı” diğer ikisinden farklı değil.
Show TV’nin “Veliaht” isimli dizisi de yeraltı dünyasının kapışmasını konu alıyor.
Diziler, büyük güç. Ama şiddet temalı kısır konulara kurban ediliyor...

Gazetecilik yol ayrımında

Yapay zekâ her sektörde büyük imkânlar sundu. Bilhassa medyada. En eski kitle iletişim aracı olan basılı gazeteler bile yapay zekânın imkânlarından ziyadesiyle istifade ediyor. Ama öte yandan gazetecilik de dönüşüyor. Dünyanın yapay zekâ kaynaklı iki kâbusu var. Birincisi dezenformasyon. İkincisi deepfake. Bırakın sade vatandaşı, medya profesyonelleri bile gerçek ve sentetik içerik arasında ayrım yapmakta zorlanıyor. Peki bu gidiş nereye? Reuters Enstitüsü beklenti raporu hazırlamış. Buna göre; gazetecilik büyük bir yol ayrımında. Önümüzdeki üç yıl içinde arama motorları trafiğinde %40'lık bir düşüş bekleniyor. Son üç yılda Facebook’tan gelen yönlendirmelerde yüzde 43, X’ten gelen trafikte yüzde 46’lık düşüş yaşandı. Yayıncılar artık odağını Google’dan ziyade YouTube ve doğrudan içerik platformlarına kaydırıyor. ChatGPT’nin haftalık aktif kullanıcı sayısının 800 milyona ulaşması, haber tüketiminin yön değiştirdiğini gösteriyor. Gazeteciler içerik üreticisi olmaya zorlanıyor. Medya yöneticilerinin büyük çoğunluğu, içerik üreticilerinin gazetecilerin dikkat alanını daralttığını düşünüyor. Bu durum, gazeteciliğin mesleki sınırlarının belirsizleştiği, haber ile kişisel marka arasındaki çizginin giderek silikleştiği bir döneme işaret ediyor.

Rezaletin yönetmenleri

Bazı medya yöneticilerinin de karıştığı uyuşturucu soruşturmasında her gün yeni ifşaatlar ortaya çıkıyor.
Habertürk'ün halef selef yayın yönetmenlerinin şişe çevirme ile uyuşturucu partileri yaptığı itirafçı ifadelerine yansıdı.
Son olarak Nilay Didem Kılavuz, ifadesinde başka bir kanalın eski yayın yönetmeninin kadın suç ağının saygın müşterisi olduğunu söyledi.
Sadece bu yöneticinin değil, aynı medya kuruluşlarında çalışan bazı kadın figürlerin de "aracılık" veya "kadın temini" rollerini üstlenerek bu networkün içinde profesyonelce konumlandığı, bu çerçevede ünlü bir haber kanalının çalışanının zenginlere kadın pazarladığı belirtiliyor!
Bunlara "özel hayat" deyip geçemeyiz.
Ayrıca perde gerisinde her haltı yiyip, ekran önlerinde ahlak satamazsınız!
“Kem (kötü), aletten kemâlat olmaz” derler.
Türkiye temiz toplum istiyorsa, öncelikle medya bütün bu sefil ve rezillerden temizlenmelidir.

Fatih Selek'in önceki yazıları...

ÖNE ÇIKANLAR