Dinle
Kaydet
Türkiye Gazetesi
Ya Suriye’deki terör tasfiye edilmemiş olsaydı!
0:00 0:00
1x
a- | +A

Suriye, Türk devlet aklının turnusol kâğıdı gibi…

Terörsüz Türkiye sloganı ile başlayıp, Terörsüz Bölge kararlılığına evrilen sürecin kıymeti, İran savaşının başlaması ile birlikte daha iyi anlaşıldı.

Şaka değil; önce rejimden, sonra terörden kurtarılan Suriye, artık bölgedeki pek çok ülkeden daha huzurlu.

Lübnan’dan gelen haberler de bunun tescili.

Geçmişte Suriye’deki İran-Esad zulmünden kaçan Suriyeliler, şimdi daha güvenli olduğu için ülkelerine dönüyor.

Şundan iki sene evvel duysa kimse inanmazdı, şimdi gerçek oldu.

***

Özellikle Suriye’deki YPG tasfiye sürecinin bir iyiliği de bölgedeki Kürtlere oldu.

Nasıl ve ne amaçla kullanıldıklarını gördüler…

-Ki, İsrail hâlen vazgeçmiş değil.

Bölmeyi planladığı İran’daki hedeflerine ulaşabilmesi için kara gücüne ihtiyacı var.

Bunun için öncelikle İran’daki Kürt örgütlerini rejimin ve İran ordusunun üstüne sürmeye çalıştı.

Bizim sınırlarımızdan uzakta tutulan PJAK dâhil, sayıları tahminî 60 bin civarında, ancak büyük çoğunluğu silahsız.

İsrail işte bu yüzden hızlıca Kürtleri silahlandırıp, kullanma çabasındaydı.

Lakin bunun da yetersizliği görüldü, Irak’taki Kürtleri İran’ın üzerine salma projesi ise şimdilik tutmadı.

***

Bölgemizdeki taşeron terörü bitirme, çevre ülkelerle birlikte huzura kavuşma stratejisi yürüten Türkiye’nin rolünün, İran’daki oyunu bozmakta da etkili olduğunu düşünüyorum.

Diyelim ki saldırdılar, 5-10 bin silahlı teröristle ülkeyi ele geçirecek değiller herhâlde.

Nitekim Irak’tan İran tarafına sızdırabildikleri 300-500 kişi, bununla ne oyunu kuracaklar?

İsrail’in istediği 8-10 bin kişilik gücü bile oluştursalar, 90 milyonluk ülkeye karşı ne yapacaklar?

Buna İran müsaade etmeyeceği gibi, Türkiye de hem sınır hatlarında, hem de İran’daki 40 milyona yaklaşan Türk nüfusa karşı risk oluşturmalarına razı olmaz.

İşin dönüp dolaşıp varacağı yer, savaş biter bitmez rejimin yapacağı Kürt katliamı olur.

Ah İran!

Senelerce Türkiye’ye karşı besleyip büyüttüğü terör örgütünden O’nu bu zor zamanlarında Türkiye korumaya; işin tuhafı hem Kürtleri, hem İranlıları İsrail tuzağından çıkarmaya çalışıyor.

Tıpkı Karabağ savaşında İran rejimi, Azerbaycan ve Türkiye’ye karşı Ermenilere destek olurken, bugün Türkiye’nin Güney Azerbaycan’da İran rejimine karşı İsrail’in açmaya çalıştığı cepheyi engellediği gibi…

Kimilerine yaranılmaz, biliyoruz ama bizim milletçe misyonumuz bu; huzur.

Ha! İş savaşa gelirse onu da en iyi biz biliriz ama, o seçenek en son!

***

Terörsüz Türkiye demişken, İran savaşının süreci nasıl etkileyeceği de merak konusu elbet.

Meclis'in raporundan sonra adımların hızlı atılması bekleniyordu ancak böyle bir savaş esnasında örgüt hemen silah bırakır mı, orası karışık. Sanki biraz gecikmeye sebep olacak.

Dolayısıyla nisan ayında yeni yasalar çıkacaktı, bu da sarkabilir.

Nitekim bu yasaların Meclis’e getirilmeden önce kamuoyu ile paylaşılması, siyasi zeminde bir orta yol bulunarak sürecin en az hasarla atlatılması önemli.

***

Yine muhalefetten birileri illaki süreci istismar ederek oy devşirme stratejisi yürütecektir, lakin asıl mesele Türkiye’nin bekası olunca, atılan adımların kıymeti her gün daha fazla anlaşılmaktadır.

Şu kadarı yetmez mi; ya bu adımların hiçbiri atılmamış olsaydı ve Suriye’deki silahlı yapı bugün orada büsbütün dursaydı…

Bu savaştan sonra tasfiye etmek, savaştan önceki kadar kolay olur muydu?

Bunun bir de bölgeye yansımasını düşünün.
Acaba Irak, Lübnan gibi ülkeler bundan nasıl etkilenecek?
14 yıl aradan sonra ilk defa Suriye petrolü Hümeydan’dan Lazkiye’ye aktı.
Eskiden terör örgütünün kontrolündeydi, Irak’ın kuzeyindeki Erbil’e gidiyordu ve Irak petrolü diye yarı fiyatına spot piyasada satılıyordu.
Ama artık petrol tüm Suriyelilerin ve buradan yıllık 1.5 milyar dolar civarında bir gelir bekleniyor.
Üstelik bu istikrardan ABD Başkanı Trump da memnun.
Yani, Türkiye’nin kendisine dostça yaklaşan, sözüne itibaren eden herkese yararı var.
Düşman olmak isteyene de cevabı ortada.

Yücel Koç'un önceki yazıları...