Dinle
Kaydet
Türkiye Gazetesi
Kul hakkı yemek orucu bozar mı?!..
0:00 0:00
1x
a- | +A

Ülkede garip bir kitle var. Oruçtan bahsettiğiniz anda, beyinlerinde otomatik bir "Whataboutism" motoru çalışmaya başlıyor. Birden kul hakkından, rüşvetten, taciz olaylarından falan bahsetmeye başlıyorlar.

Mesela çocukları sahura kaldırmanın güzelliğinden bahsediyorum. Hemen birisi, “Haram parayı cebine indir, sonra çocukları sahura kaldır! Oh, ne güzel!” diyor.

Zekât vermenin faziletinden bahsedin, hemen konuyu rüşvet vermeye bağlıyorlar. “Ramazan ayında dışarıda yemek içmek ayıp oluyor, biraz saygılı olmak lazım” yazıyorum. “Önce milletin hakkına saygılı olup kaçak kat çıkmayacaksın” diyorlar.

Ya arkadaş! Ben ramazan ayına hürmetten bahsediyorum. Sen niye konuyu imar affına getiriyorsun? Sahurda yetim hakkı yediğimi, iftarı kul hakkıyla açtığımı nereden çıkardın?

Niçin ramazan ayının güzelliklerini adi suçlarla eşleştirip kendini rahatlatmaya çalışıyorsun? Hem bunlar birbiriyle 'takas' edilen mevzular değil ki!

Mesela diş sağlığından bahseden birisine, “Trafikte şerit ihlali yapan kişi, dişini fırçalasa ne olur?” diyebilir misin? Diyebilirsin elbette ama saçma olur. Deme yani!

Hem hayırdır? Bu öfke ne!..

Kâbe’de hacılar

Rap müzikle bir süredir başımız belada. Her ne kadar kaçınmaya çalışsam da gezinirken sağdan soldan 'havlamalı', 'inlemeli' notalar çalınıyor mutlaka kulağıma...

Bol dumanlı cümlelerde küfürler havada uçuşuyor. Protez bir dünya görüşü, protest tavırlar, sipariş alınmış kahırlar ve çakırkeyif satırlar birbiriyle yarışıyor. Kadın düşmanlığını körükleyen sonradan güfte cümleler sinir bozuyor.

İşin ilginci bu rezalete kimse ses çıkarmıyor!

Sonra bir ilahi yayılıyor ortalığa. Algoritma saygıyla önünü ilikliyor. Çocuklar çok seviyor bu ilahiyi. Okul bahçelerinden ilahi sesleri yükseliyor.

Ve birileri bundan acayip rahatsız oluyor. Kaşarlı, kaltaklı şarkı sözleri zihnimizi iğfal ederken susanlar, Allah kelamını duyunca sismograf cihazı gibi titremeye başlıyorlar.

Mesela Ezhel’in “Berlin’deki gacılar”dan bahsettiği bir şarkısı var. “Otu sarıp yak” diyor, kadınlara hakaret ediyor, küfür kıyamet gırla gidiyor. Kimseden çıt yok! Ama söz konusu bir ilahi olunca, nasıl oluyorsa hemen laiklik elden gidiyor!

Yani Berlin’deki gacılarda bir problem yok! Ama Kâbe’deki hacılar sıkıntı...

Ne diyeyim? Allah akıl fikir versin.

***

Geçenlerde bir iftar programındaydım. Herkes Celal Karatüre’nin işte bütün algoritmalara diz çöktüren bu ani çıkışını tartışıyordu.

Kimisi popüler kültürün bir sürprizi olarak açıkladı bu başarıyı. Kimisi “organik bağ”, kimisi “stratejik konumlandırma” dedi. Ve tartışma tüm hararetiyle devam ederken birisi şöyle bir yorum yaptı:

“Müzikli ilahi dinlemek uygun değil. İçinde Allah kelamı geçen bir ilahiye bol enstrümanlı klip çekilmesi beni rahatsız etti. Ama sadece insan sesiyle söylenen ilahilerin özellikle çocuklar arasında bu kadar yaygınlaşmasında mutlaka bir hikmet vardır. Kim bilir! Belki de geçmiş zamanların birinde, garip bir kul, mahzun bir gönülle dua etmiştir. ‘Allah’ım, senin lafzını dilimizden, Efendimizin sevgini kalbimizden eksik etme’ diye yalvarmıştır. Artık ne yaşamışsa, içi çok yanmış belli ki! Yoksa ülkenin tamamının birden ilahi söylemeye başlamasını nasıl açıklayacaksın?”

O günden beri ne zaman bu muhabbet açılsa, bu yorumu hatırlıyorum. Ve ardından aklıma şu Farisi beyit tercümesi geliyor:

Binlerce top ve tüfek, yapamaz asla,
Gözyaşının seher vakti yaptığını,
Düşman kaçıran süngüleri, çok defa
Toz gibi yapar, bir müminin duası.

Salih Uyan'ın önceki yazıları...