Teröristan projesine start verdikleri 2015’ten bu tarafa İsrail tehdidini sıkı takipteyim.
CNN International’ın İran ve Türkiye’yi katarak yayınladığı Kürt haritasını görünce, aklıma 2014’te ekrana taşıdıkları benzer harita geldi.
O zaman da Türkiye’nin bir bölgesini Kürdistan olarak gösteren CNN, Türklerin tepkisine, pişkinlikle “Hata yapmadık” cevabı vermişti.
Nitekim ertesi yıl çukur hendek olaylarıyla fiilî olarak Türkiye’yi bölmeye girişince, anladık ki bu küstahlığın altı boş değilmiş.
Sonra, Suriye de dâhil olmak üzere, proje sahiplerine ne yaptığımızı biliyorsunuz.
***
Biz engelleyince onlar boş duruyor mu?
Hayır elbette.
İsrail’in soykırımcı Başbakanı, 2023 yılındaki BM zirvesinde Filistinsiz harita gösterdi, iki hafta sonra tuzak 7 Ekim saldırıları oldu ve bu bahaneyle Gazze’yi işgale girişti.
Onlar için bu bir milattı...
Açık açık arzımevut hayallerini, yani bölge ülkelerini Fırat’tan Nil’e kadar yutacaklarını sapık inançları çerçevesinde dünyaya ilan ettiler.
Türkiye çok büyük iş başardı; hem ülkemiz ve bölge için tehdide açık Suriye’deki belirsizliğe son verdi, hem de ABD Başkanı Trump’ı ikna ederek Gazze’deki katliamın durdurulmasına aracılık etti.
Siyonistler de şimdi karşı hamle olarak ve üstelik ön safa da Trump’ı koyarak İran’a savaş açtı.
İsrail’in arzusu, İran’ın yeni Suriye bataklığı olması.
Ne ibretlik bir durum, değil mi?
Düşünün ki şundan bir-iki yıl öncesine kadar, sırf Türkiye karşıtlığından ötürü sınırımızda ‘teröristan’ için İsrail ve ABD’ye destek olan İran, kurban etmek istediği Suriye terörden kurtulurken, şimdi kendisi aynı duruma düştü.
***
Zalime yardım eden, zulmüne uğramadan ölmezmiş…
Bunları hatırlatınca Türkiye’deki fanatik İrancılar çıldırıyor ama, hakikat bu!
Onlara kalsa ya İran rejim taraftarı olacaksın yahut Yahudi siyonist tarafı…
Hayır; ikisi de benim ülkemin, milletimin, milyarlarca Müslümanın düşmanı olduğunu defalarca gösterdi, ikisinden de değilim, o kadar.
Kökü Yahudi Abdullah ibn-i Sebe’nin kurduğu inanç sistemine dayanan bir rejime değil, üzülüyorsam masumların ve kardeş İran halkının yaşadıklarına üzülüyorum.
Ve bir de siyonistlerin bu kadar bölgemizde at koşturuyor olabilmesine…
Ama kimse kusura bakmasın; senelerce onlara aparatlık yapan, milyonlarca Müslümanı katleden İslam düşmanı bir rejime hayıflanacak değilim.
Şunları sormak da hakkım; Suriye’de mübarek ramazan ayında ekmek fırını önünde beklerken İran’ın bombaladığı ve bombalattığı Suriyeli çocuklar çocuk değil miydi?
Açlıktan ölen Yemenli çocuklar çocuk değil miydi?
Kimyasal silahlarla çırpına çırpına katledilen, bunların zulmünden kaçarken denizlerde boğulan, “Sizi Allah’a şikâyet edeceğim” demekten başka çaresi kalmayan minicik çocuklar çocuk değil miydi?
Annelerinden önce pancar makinesine atılıp, cesetleri kibrit kutusu kadar çıkan çocuklar çocuk değil miydi?
Bir Müslüman, bunların eline düşmeyip kurşunla ölürse aileleri şükrediyordu!
Peki bu vahşeti yapanların aldıkları hazzı, Cenab-ı Allah bunların yanına bırakır mıydı?
Ettiler, buldular…
Sadece Suriye değil, Irak’ta, Yemen’de, Lübnan’da, hatta ve hatta Gazze’de siyonistlere düşman görünüp, aslında onlara en büyük hizmeti yapan İran rejimi umurumuzda olmaz ama İran halkının ve kaynaklarının siyonistlerin eline de, zulmüne de düşmesini istemeyiz.
Ama biliyoruz ki, aksi durum olsa, onlar bunu da söylemezdi.
Allah korusun, bugün bombalanan İran değil de Türkiye olsaydı, İran rejimi Türkiye’nin mi yanında dururdu, yoksa ABD ve İsrail’i mi desteklerdi?
Sorunun cevabını merak eden Suriye’de, Irak’ta nerede durduğuna baksın.
Daha şundan bir sene evvel, Suriye’yi siyonistlerin elinden kurtardık diye Türkiye’ye ettikleri beddualar ve tehditler hâlen hafızamızda.
***
Ama dedim ya; rejim başka, halkı başka.
Şuna eminim ki, şimdi içimizdeki İrancılar bana karşı “Bu neyin kafası? İran’dan sonra sıra Türkiye’ye gelecek. Ya İran’da durdururuz, ya biz de hedef oluruz” cümleleri kuruyor.
Sanki 15 Temmuz işgal girişimini İran yaşamış…
40 yıldır siyonistlerin maşası PKK terörü ile çatışmamışız...
Çukur-hendek kalkışmasıyla ülkemizi bölme girişimlerini 800’e yakın şehit vererek akamete uğraşmamışız…
Toz kondurmadıkları İran rejimi Suriye’de ABD, İsrail, İngiltere, Fransa gibi müttefikleriyle iş tutarken, bunların tamamının karşısında yıllarca tek başımıza mücadele vermemişiz gibi.
***
Şimdi bunları söyledik diye, zannedecekler ki İran kaybetsin, ABD-İsrail kazansın istiyoruz.
Hayır kardeşim, İran’da ne İsrail, ne ABD kazansın; inşallah da kazanamaz.
Ama bu rejimin de onlardan farkı yok, hatta bugüne kadar yaptığı her şey onlara hizmet etti, bunu görmek lazım.
Buradan şöyle haklı bir soru çıkacak;
Madem bu rejim onlara hizmet ediyor, o zaman niye ortadan kaldırıyorlar?
Siyonistler için cevabı basit; Suriye dâhil olmak üzere, Türkiye’nin önünü alamayan rejimle artık işleri kalmadı, şimdi onları bölmeye çalışıyorlar.
Ayrıca zannetmeyin ki, Suriye için bir daha zorlamayacaklar…
Önceliği şimdilik İran aldı, hepsi bu.
Kendi hesapları için, Epstein dosyasıyla köşeye sıkıştırdıkları Trump’ı , Venezuela örneğindeki gibi, İran’ın petrollerine de çökmeye heveslendirmeleri de zor olmadı.
Bana sorarsanız, Trump, koltuktan düşerse başına gelecekleri gören Netanyahu’nun tuzağına düştü.
İran felakete dönüşür, bu işten Çin kazançlı çıkarsa işte o zaman cümbüşü seyreyleyin…
Bölgenin baş belası Netanyahu bile kalır belki ama, Netanyahu’nun baş belası Trump’ın sonu görünür.
Hoş, ikisi de silinse ne fayda, siyonizm durmaz.
Bir gün Türkiye’ye de gelirler mi?
Elbette…
Bunun için İran siper değildi zaten.
Lakin, Türkiye İran değil…
Türkiye’deki yönetim, İran’daki rejim değil...
Türkiye onlar gibi zalim değil, güvenilmez değil, yalnız değil… Hazırlıksız ve çaresiz hiç değil.
Bunun onlar da farkında.
Sadece Suriye örneği, aradaki kocaman farkı anlatmaya yeter zaten.
Belki de Türkiye için aynı sınav, bu defa İran’da.

