Bizim derbilerin en önde gidenlerinden biri oynanacaktı Dolmabahçe’de. Peki, maç öncesi bu derbi taraflarının durumları ne merkezdeydi? Ben hep böyle bakarım derbilere. Konuk takım G.Saray, tabii ki Beşiktaş’a göre oturmuş bir takımdı. Kimin nerede oynayacağını kime sorsanız büyük bir isabetle bilirdi. Hâl böyle olunca da tabii ki konuk takım olmasına rağmen G.Saray daha akıllı kapanır, daha ustalıkla açılır, böyle olunca da maçı önde götürmesi normal olur.
Beşiktaş yeni takım
Buna karşılık ev sahibi Beşiktaş neredeyse yarı yarıya yenilenmiş bir takımdı. Hâl böyle olunca da kaleciyi saymazsak on kişi bir top peşinde koşmak böyle yepyeni takımlarda biraz olumlu sonuç kolay kolay alamaz. Ama diyeceksiniz ki, Beşiktaş kaç maçtır yenilmiyordu. Evet, öyleydi ama karşısında G.Saray gibi oturmuş bir takım vardı. Hele hele bana göre son yılların kulüpler arasındaki en akılcı transferi olan kaleci Uğurcan, dün akşam da klasını ortaya koyuverdi. Bu arada bir ayrıcalık da Osimhen’e tanıyalım tabii ki. Rakibinden kaçmayı iyi becerebilen, arkadaşının yapacağı ortayı veya ara pasını iyi tahmin edip gol yapan bir ustaydı. Nitekim ilk yarıda Sane’nin ortasını çok ustaca bir kafayla Ersin’in uzanamayacağı bir yere bırakıverdi.
Cengiz niye yedek?
İkinci yarıda Galatasaray’ın biraz skoru idare etme gibi bir oyun planı gözüküyordu sanki. Hele hele Sane kızarınca daha bir sıkışarak oynama alan daraltma gibi özelliklere daha çok başvurdu G.Saray. Sergen Yalçın’a da bir iki söz edeyim. Bu Cengiz niye ilk on birde olmaz da maçın sonuna doğru sahaya sürülür?
Sonuçta lider Galatasaray bu maçı da cebe indirerek Fenerbahçe’nin maçını keyifle beklemeye başladı...
Maçın adamı: Uğurcan

