Dinle
Kaydet
Türkiye Gazetesi
Türkiye’yi birleştiren adam
0:00 0:00
1x
a- | +A

Bir atasözümüz der ki: Bir mıh bir nalı, bir nal bir atı, bir at bir yiğidi, bir yiğit bir vatanı kurtarır... Millî savunma hamlesinin mimarlarından Baykar’ın kurucusu Özdemir Bayraktar’ın hayatı bu sözün mücessem hâli. Rahmetli Özdemir Bey’in hayatı belgesel filme konu oldu. Filmi izlerken herkes girişte bahsettiğim hakikatle en yalın hâliyle yüzleşiyor...
Belgeselin ilk gösterimi Baykar’ın millî teknoloji üssünde gerçekleşti. Etkinliğe kalabalık bir davetli grubu katıldı. Gelenler arasında muhalefet gazetecileri de vardı. Özlem Gürses, İsmail Küçükkaya, Barış Terkoğlu, Yalçın Bayer, Doğan Şentürk ve hatta bugünlerde yine gündemde olan Oğuzhan Uğur gözüme çarpanlar arasındaydı.
Gösterimden evvel, memleketimizin ikbâl vesilelerinden millî insansız hava araçlarının üretildiği fabrikayı gezme imkânı yakaladık. Tesiste etkileyici bir sunumla karşılaştık. Mihmandarımız emekli bir subaydı. Gezerken birtakım bilgiler verdi. Mesela, Bayraktar, Kızılelma siparişlere dört yıl kapalıymış, TB3 ise iki yıl. Ürünlerin yüzde 90’ı yurt dışına satılıyormuş. 36 ülkeye satış yapılmış. Bilinenin aksine İstanbul’un dışında da fabrikalar varmış. Dünyanın altı ülkesinde bakım tesisleri bulunuyormuş. “Batı’nın yıllarca bize yaptığını yapmıyor, bedelini ödeyip bizden insansız hava aracı alan ülkelere her türlü desteği sağlıyoruz” dediler.
Bugün Türkiye asli hinterlandında yeniden söz sahibi ise, ordumuz caydırıcı bir güç ise, Avrupa bile bize yanaşacak noktada ise bunda Özdemir Bayraktar ve çocuklarının emeği yadsınamaz.
Oğlu Haluk Bayraktar, babasını “buzkıran” diye tarif etti. Gerçekten öyle.
Çünkü rahmetli sadece teknolojik kalıpları değil, zihinsel bariyerleri de yıktı. Bunu da birleştirerek ve kenetleyerek yaptı.
Bayraktar, kendilerini engellemeye çalışan bazı askerlere rağmen askerlerle birlikte asker gibi dağda taşta düşe kalka başardı. Ve dünyanın en büyük insansız hava aracı üretim tesisinin altyapısını kurdu. Rahmetli 2007 yılından vefat ettiği 2021’e kadar İkitelli’deki küçücük dükkânında yaşamış. Bu, herkesin yapabileceği bir şey değil.
Belgesel için Özdemir Bayraktar ile teşrikimesaide bulunmuş 18’i asker, 47 kişiyle röportaj yapılmış. Bunların 14’ü emekli general.
Belgeselle birlikte “Özdemir Bayraktar-Bu Dünyadan Bir Akıncı Geçti” isimli kitabın da tanıtımı yapıldı. Kitapta yer alan bilgiye göre Bayraktar, Dolmabahçe önünde "6. Filo Defol" gösterilerine katılan öğrencilerden biriymiş...
Hasılı, “Türkiye’yi birleştiren adam”ın hikâyesi yıllar geçse de sadece kendisi gibi mühendislere değil, her cihetten insanımıza ilham kaynağı olmaya devam edecek.

Yalan yazmamış! Gel de gülme...

Emin Çölaşan meslekte 50 yılı geride bırakmış. Sözcü gazetesi sürmanşetinden vermiş. Çölaşan “İktidarlara yalakalık yapmadım, kıvırtmadım, yalan yazmadım” demiş. Oysa kendisinin yalan sicili Hürriyet’in eski Yazı İşleri Müdürü Fikret Ercan’ın hatıralarıyla sabit. Gümüşhane’deki bir seçim afişinin yalan olduğunu bile bile yazdığı için Hürriyet'ten kovulduğunu anlatmıyor da muhalif olduğu için gönderildiğini belirterek ajitasyon yapıyor. Kovulma hikâyesini kitaplaştırıp kazanca tahvil etmiş bir adamdır Çölaşan. Rahmetli Turgut Özal’ın bakanı Ekrem Pakdemirli, anılarında Çölaşan’ın, devletin gizli evraklarını Cumhuriyet gazetesine sattığı için Devlet Planlama Teşkilatından kovulduğunu yazmıştı. Onu hiç söylemiyor Çölaşan. İktidarlara yalakalık yapmamışmış! Çünkü iktidarlar hep sağ kökenliydi. Yolsuzluktan tutuklu İmamoğlu’na dizdiği övgüler, açık mektuplarla verdiği akıllar internette duruyor. Yağdanlığa fırsat bulamadı!

Epstein’in mailindeki Türk gazeteciler

Epstein belgeleri dünyayı kasıp kavuruyor. Siyonistlerin oyuncağı hâline gelen Batı’nın vahşi yüzü bu vesileyle deşifre oldu. Herkes cadı avına çıktı. İnsanlar ilgili ilgisiz torbaya dolduruldu. Bu noktada Ertuğrul Özkök önemli bir misal verdi. Özkök şöyle dedi: “Ben de varım o belgelerde. 12 yıl Davos’a katıldım. Her yıl oraya katılanların listesi çıkar. Herhâlde birileri Epstein’e ya da yardımcısına katılımcıların listesini göndermiş. Tabii listede ben de varım. Türkiye’den de çok insan var. Bunu da belgelere rağmen açıkladıkları zaman insanlar ilişkisi var mı yok mu diye derinlemesine bakmıyorlar, ‘listede çıkmış’ diyor. Bütün bunları yaptığınız zaman iş sulanmaya başlıyor.”
Doğru söze ne denir?
Epstein dosyalarında hangi Türk gazeteciler var diye arama yaptım.
Karşıma Mustafa Akyol, Can Dündar, Murat Yetkin, Rasim Ozan Kütahyalı, Kadri Gürsel çıktı. Adamların yazıları paylaşılmış sadece.
Şimdi kalkıp “Epstein ile bağlantıları var” mı diyeceğiz?
Sapla samanı karıştırmak en büyük Türk sporu hâline geldi. Hınç duygusuyla bunu yapmamak, en azından gazetecilerin buna alet olmaması lazım.

Fatih Selek'in önceki yazıları...

ÖNE ÇIKANLAR