Dinle
Kaydet
Türkiye Gazetesi
Ümidin tüken(me)diği noktada mıyız?
0:00 0:00
1x
a- | +A

Millî ve manevi değerlerimiz heyelan altında… Geleneklerimiz göreneklerimiz yok ediliyor. Tarihî bağlarımızdan, medeniyetimizden koparılıyoruz. Kültürümüz evrenselleşme altında hiç ediliyor. Özgürleşme aldatmacasıyla pervasızlıklar artıyor.

Velhasıl aile yapımız büyük tehditle iç içe…

Ülkemizin beka meselesi konumunda.

Din birliğimiz, dil birliğimiz, gönül birliğimiz,

Dirliğimiz, beraberliğimiz, kardeşliğimiz…

Küresel güçlerin, malum odakların(!) kuşatması altında…

Her geçen gün örseleniyoruz, özümüzden kopuyoruz.

İçtimai yargılarımız dejenere ediliyor.

Aldatmaca, cinayet, şiddet, işkence, soygun, vurgun…

Yolsuzluk, rüşvet, iltimas, irtikap, dolandırıcılık kol geziyor.

Düzenbazlık, fitne-fesatlık, kışkırtıcılık, hırsızlık meslekleşti.

Yalan-dolan, talan, iftira, kötülük diz boyu, iyiliği rafa kaldırdık.

Şer, fenalık, azgınlık, kısa yoldan köşeyi dönme peşindeyiz.

İçki, kumar, sanal oyunlar aldı başını gidiyor.

Suça itilen çocukların sayısı artıyor.

Sapkınlıklar, cinsiyetsizlik (LGBT) algısı körükleniyor.(*)

Mafyalar ahtapot gibi her yeri sarıyor.

Sosyal mecralar hepimizi teslim aldı.

Mutsuzluk, umutsuzluk aşısı şırınga ediliyor.

Dalalet içinde çırpınıp duruyoruz.

Ünlülerimizin, fenomenlerin başını çektiği uyuşturucu illeti yaygınlaştı, özenti yumağına dönüştü.

Dizi filmler kötü örnek olmakta birbiri ile yarışıyor.

Modernleşme yutturmacasıyla yozlaşıyoruz.

Âdeta her şey ülkemizde olağan hâle geldi.

Var olma ile yok olma arasında gidip geliyoruz.

Peki bunların sebebi nedir?

Tek kelime ile dalalet tuzağına düşmemiz…

Ahlaksızlık batağında debelenmemiz…

Olaya bu çerçeveden baktığımızda…

MHP Lideri Devlet Bahçeli;

Son grup konuşmasında bu durumu çok veciz özetledi…

Halkımızın önüne tedavi reçetesini de sundu…

Millî Ahlak Reformuna ihtiyaç olduğunu belirtirken:

“Hiç kimsenin gözünün yaşına bakamayız, bakmamalıyız. Kafa kafaya vererek millî ahlak reformu hazırlayıp bunu da tatbik etmeliyiz. Millî ahlâk milletin kurtuluşudur. Millî ahlaktan uzaklaşmak millî ruhu kaybetmekle eş değerdir. Ahlaki iflas bir nevi ölümdür. Ahlakımızı yükseltmekten başka emin olunuz ikinci bir seçenek yoktur.”

Bu sözlere katılmamak mümkün mü?

***

Bu olumsuz tablo karşısında iktidar tabii ki sessiz kalmıyor.

23 yıldır bunun mücadelesi veriliyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın hassasiyeti had safhada…

Her fırsatta gündeme getiriyor, uyarılarda bulunuyor.

Devletin her bir kurumu seferberlik hâlinde…

Temennimiz kısa sürede önemli bir mesafe katedilmesi…

Sön dönemde yapılan operasyonlar, düzenlemeler…

Toplumda fazlasıyla karşılık buluyor.

Milletimizin huzuru, bekası için,

Çocuklarımızı, gençlerimizi korumak için…

Önümüzdeki günlerde yapılacak yeni düzenlemelerle…

İnşallah daha iyi bir noktaya geleceğimizden şüphe etmiyorum.

MHP Lideri Bahçeli’nin çağrısı mutlaka karşılık bulacaktır.

Şimdi devlet-millet el ele verme zamanı… Haydi işbaşına…

TECAHÜL-İ ARİF...

Cumhurbaşkanı Erdoğan hafta sonu Aydın’daydı.

Bazı açılışlar yaptı, konut kura çekimi törenine katıldı.

CHP’den AK Parti’ye geçen Büyükşehir Belediye Başkanı…

Özlem Çerçioğlu’na da moral verdi, yaptığı hizmetleri övdü.

Tabii ki bu arada da Özgür Özel’e de selam gönderdi.

Hem de taşı gediğine koyarak… Hatay gezisine vurgu yaparken:

"Depremin üzerinden 3 yıl geçtikten sonra çıkıyor, ‘deprem bölgesini yalnız bırakmayacağız’ diyor. İyi hoş da sormazlar mı sana? ‘Üç yıldır neredeydin Özgür efendi?' diye...’’

Cumhurbaşkanı Erdoğan aslında tecahül-i arif yapıyor…

Özgür beyin halka hizmet için çırpınmadığını,

Derdinin Silivri, sakini Ekrem İmamoğlu olduğunu…

Günlerini cezaevi ziyaretleriyle geçirdiğini…

Ara sıra da diğer tutuklu belediye başkanları ile ilgilendiğini…

Çok iyi bildiği hâlde, bilmezlikten gelerek…

Konunun daha iyi anlaşılması bakımından örnek de verelim.

Hem de Cahit Sıtkı Tarancı’nın "35 Yaş Şiiri"nden:

"Şakaklarıma kar mı yağdı ne var?

Benim mi Allahım bu çizgili yüz?

Ya gözler altındaki mor halkalar?

Neden böyle düşman görünürsünüz,

Yıllar yılı dost bildiğim aynalar?"

Özgür bey hiç tecahül-i arif yapmıyor mu?

Hemen söyleyelim tabii ki o da yapıyor…

Ekrem İmamoğlu’nun aday olamayacağını bildiği hâlde…

Yargıya intikal eden iddialara gözünü kapatarak…

Olmayacağını bildiği hâlde erken seçim diyerek…

KARŞI MAHALLEDE TISS YOK!

İBB Eyüp Sultan Kreşi'ndeki rezalet tüyler ürpertici!

3 yaşındaki çocuğu darp ve istismar etmek…

Hangi insan evladı bunu yapar…

Söyleyecek kelime bile bulamıyoruz.

Bunu yapanlar Allah’ından bulur inşallah.

Olayın iki yönü var…

Kreş altında faaliyet gösteren etkinlik merkezi yasal değil…

İkincisi İBB’nin "kayıt yok" diye inkâr yolunu tercih etmesi…

Bize göre en önemli husus da şu:

Kadına şiddete karşı eylem yapanlar,

"İstanbul Sözleşmesi'ni iptal edemezsiniz" diyerek sokağa dökülenler,

"Bir ağaç dahi kestirtmeyiz" diyerek, Gezi olaylarını kışkırtanlar…

"Hak-hukuk adalet yok" diyerek yürüyenler…

Hiç sesiniz çıkmıyor… Açıklama yapmıyorsunuz…

Skandalı protesto etmiyorsunuz, eylem yapmıyorsunuz…

Kıyameti koparmıyorsunuz! Suskunluğunuzun sebebi nedir?

Olayın kendi mahallenizde vuku bulması mı?!.

Bu arada olaya anında el koyan ve aileyi yalnız bırakmayan…

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı…

Mahinur Özdemir Göktaş’a da binlerce teşekkürler…

.....

(*) TRT’nin tabii platformunda yayınlanan, “Gökkuşağı Faşizmi” belgeselini izlemenizi öneririm.. 2 yıllık çalışmanın ürünü olan Belgeselde “hoşgörü” söylemiyle ortaya çıkan bir hareketin zamanla nasıl baskıcı ve dayatmacı bir ideolojik kuşatmaya dönüştüğü sorgulanıyor. Arkasındaki küresel lobi faaliyetleri detaylı biçimde ele alınıyor.

Akif Bülbül'ün önceki yazıları...

ÖNE ÇIKANLAR